İnsan, dünyanın geçici olduğunu bildiği hâlde neden bu kadar hırslı? Elindeki makamı, serveti ve gücü neden kendisininmiş gibi görüyor? Oysa bugün sahip olduğun her şey yarın elinden çıkabilir; bugün zirvede olan yarın sıradanlaşabilir, bugün güçlü olan yarın başkasının yardımına muhtaç olabilir. Makam insana üstünlük değil sorumluluk, servet başkasının hakkını yeme imkânı değil paylaşma fırsatı, güç ise zulmetme yetkisi değil adalet yükümlülüğü verir. Bu yüzden kimseyi küçümseme, kimsenin hakkına girme, mazlumun ahını alma. Çünkü dünyada kapanan bazı hesaplar, Allah'ın huzurunda yeniden açılır. Orada makamın, servetin, şöhretin ve seni alkışlayan kalabalıkların hiçbir hükmü kalmaz; insan yalnızca yaptıklarıyla baş başa kalır.

Bir gün hepimiz bu dünyadan göçüp gideceğiz. Ardımızda bıraktığımız evler, mallar, makamlar ve servetler başkalarına kalacak; fakat insanlara nasıl davrandığımız, kırdığımız veya onardığımız gönüller ve yaptığımız iyilikler bizim gerçek mirasımız olacaktır. Bir yetimin başını okşamak, bir garibanın elinden tutmak, haksızlığa uğrayanın yanında durmak, kimsenin görmediği bir iyiliği Allah rızası için yapmak; işte insanın yanında götürebileceği asıl sermaye budur. Çünkü bu dünyadan götüreceğimiz şey malımız değil, amelimizdir. İnsanın en büyük yanılgısı, önünde uzun bir hayat varmış gibi yaşamasıdır. Oysa dün aramızda olan bugün yok; bugün aramızda olan da yarın olmayabilir. Bu nedenle dünya menfaati uğruna insanlığımızı, bir makam uğruna adaletimizi, birkaç günlük çıkar uğruna ahiretimizi kaybetmeyelim.

Dünya sana ait değil; dünya sana da kalmayacak.

Öyleyse arkamızdan makamımız değil ahlakımız, servetimiz değil iyiliklerimiz, gücümüz değil insanlığımız konuşulsun. İnsanların bizden korktuğu değil, bizi güzel hatırladığı bir hayat yaşayalım. Çünkü geride bırakabileceğimiz en değerli miras, temiz bir isim, kırılmamış gönüller ve güzel bir izdir.

Allah'ım; bizi sahip olduklarıyla kibirlenenlerden değil, elindekilerin emanet olduğunu bilenlerden eyle. Güç verdiğinde adaletten, imkân verdiğinde merhametten, makam verdiğinde tevazudan ayırma. Kimsenin hakkını üzerimize yük etme, kimsenin ahıyla huzuruna çıkarma. Bize dünyayı amaç değil, ahirete uzanan bir yol olarak görmeyi; güzel yaşamayı, güzel iz bırakmayı ve Sana güzel bir hâlde dönmeyi nasip eyle.

Sonumuzu güzel eyle. Âmin.