Dünyanın en büyük doğalgaz yataklarından biri de Suriye, Filistin ve Lübnan kıyıları açıklarında yer alan Levant Havzası’dır. Sadece Gazze Şeridi kıyılarında yaklaşık 500 milyar dolar değerinde doğal gaz ve petrol rezervleri bulunmaktadır.

İsrail gaz sahalarını, ABD şirketi Chevron işletiyor. 2022'de yaklaşık çeyrek trilyon dolarlık satışla Chevron, dünyanın en büyük petrol şirketlerinden biri haline geldi. Şirket aynı zamanda WEF ile de yakından bağlantılı bir şirket.

Kendi hissedarı Vanguard'ın yanı sıra Chevron'un ana hissedarı dünyanın en büyük varlık yöneticisi BlackRock'tan başkası da değil.

ABD ve İsrail'in bu bölgeyi ele geçirmesi, İran'a karşı savaş açması biraz da bununla alakalıdır. ABD ve İsrail, bunu Avrupa'yı Akdeniz enerji tedarik yoluna bağlamak için kullanmayı planlıyor.

Şimdi bakın size ne anlatacağım. Geçenlerde “Gazze Barış Kurulu ne yapar ne eder” diye bir soru sormuştum…

Meğer ABD şirketi Chevron, aralık ayında İsrail ile 35 milyar dolarlık bir doğalgaz sözleşmesi imzalamış. Bu sözleşmenin temeli, Gazze'deki soykırımdan neredeyse iki yıl önce atılmıştı.

Ekim ayında Gazze'de ateşkesin ardından Barış Konseyi ve son olarak Chevron doğalgaz anlaşması… Güya Barış Konseyi insani yardım amaçlı bir oluşumdu!

Bu kurum, Washington'ın sömürgeci planını yasal olarak meşrulaştırmak maksadıyla kurulduğunu hepimiz biliyoruz. Çin ve Rusya ise nedendir bilinmez bu planı benimsedi.

Barış kurulu planına bakıldığında su, elektrik ve kanalizasyondan üstünkörü bahsedildiğini görüyoruz. Enerji veya gaz kelimeleri ise tek bir kez bile geçmiyor.

Ancak Barış Kurulu'nun ilk zirvesinde, "Yeni Gazze" için hazırlanan şirket reklamlarında birdenbire petrol ve doğalgaz sondaj platformları ortaya çıkıverdi!

Gazeteci Richard Medhurst, "Petrogaz Dolarının ve Korsan Devletin Kökeni" adlı çok güzel bir çalışma hazırladı. Buna göre Chevron, aralık ayında İsrail ile sözleşmeyi imzaladıktan hemen sonra Suriye'nin petrol ve doğalgaz rezervlerini işletmeye başladı.

Bu sırada ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack da Washington'ın Şam'da iktidarı ele geçirmesine yardım eden yeni yöneticilerle görüşüyordu.

Şubat 2026'ya gelindiğinde anlaşma kesinleşmişti ve ABD nihayet ülkenin denizaşırı zenginliğinden faydalanmaya başlayabildi.

Savaştan önce Suriye, petrol ve doğalgaz açısından tamamen kendi kendine yeterliydi. Bugün bu egemenliğini kaybetmiş görünüyor.

Tüm bunlar olurken Chevron ise Suriye'nin denizaşırı zenginliğini doğrudan Avrupa'ya aktarıyor.

Suriye anlaşması henüz kesinleşmemişken, Chevron aynı ayın sonlarında Yunanistan ile ve Nisan ayında da Kıbrıs ile başka bir doğalgaz sözleşmesi imzaladı.

Richard Medhurst, tüm havzanın değerinin yarım trilyon doları aştığını ve bu rakamın da BP, Shell, Chevron, ExxonMobil ve Total Energies'in Ukrayna savaşından elde ettiği toplam kârı bile geride bıraktığını söylüyor

Bu kullanılmamış rezervler, Amerikan ekonomisi için özel paralı askerler gibi hareket eden İsrail ordusu tarafından dondurulmuş durumda.

ABD, Şam'daki hükümeti devirerek ve Suriye'nin Lazkiye ve Tartus limanlarını yok ederek, tek taşla birkaç kuş birden vurmuşa benziyor.

Chevron için de Levant doğalgaz havzasını güvence altına aldılar. Yeni İpek Yolu'nu Akdeniz'den fiziksel olarak kestiler bu da hem Çin'e hem de Avrasya’ya zarar veriyor.

Dolayısıyla ABD’nin dünyanın petrol ve doğalgaz başkentini batı yarımküreye taşımasının nedeni, Ortadoğu'da savaş açmasının nedeni ile tamamen aynıdır.

Kısacası Gazze Barış Kurulu gibi göstermelik bir oluşumla insanların gazını almaya çalıştılar. Arka planda aldıkları ise Gazze’nin gerçek gazıdır!