Batı Asya (Orta Doğu) coğrafyasında 1.800 kilometrekarelik dar bir kara parçası düşünün... Kâğıt üzerinde sadece bir plato, fakat hakikatte hem bir askerî kalkan hem de koca bir coğrafyanın can damarı. İşte Golan Tepeleri, askeri strateji ile hidro-politiğin tam kesişim noktasında, bu çok önemli coğrafyanın en çözümsüz düğümlerinden biri olarak duruyor.
Golan’ın jeopolitik kilit niteliği üç ana sütun üzerinde yükseliyor: Askeri topoğrafya, su kaynakları ve uluslararası hukuk.
Doğal Bir Kale ve Namlunun ucundaki Başkent
Ortalama 1.000 metre yükseltiye sahip bu plato, askeri açıdan tam bir "doğal kale" konumunda. Batısında Celile Bölgesi ve Hula Vadisi’ne tepeden bakarak İsrail’e doğal bir savunma kalkanı ve erken uyarı imkânı sunuyor. Ancak Suriye açısından durum çok daha kritik: Golan’ın İsrail kontrolünde olması, Suriye’nin başkenti Şam’ı sadece 60 kilometre mesafeden doğrudan açık ve kırılgan bir hedef haline getiriyor.
Bölgenin "Su Kulesi"
Golan sadece bir toprak parçası değil, kurak Levant coğrafyasının adeta "su kulesi"dir. Şeyh Dağı (Hermon) Dağı’ndan süzülen sular; Banyas, Leddan ve Hasbani nehirleri üzerinden Ürdün Nehri’ni ve İsrail’in en büyük tatlı su rezervi olan Celile (Taberiye) Gölü’nü besler. İsrail, tatlı su ihtiyacının yaklaşık yüzde 20 ila 25’ini bu havzadan karşılar. Nitekim 1960’ların başında Suriye’nin bu nehirlerin akışını değiştirme girişimi (Su Savaşları), İsrail tarafından casus belli (savaş sebebi) sayılmış ve 1967 Altı Gün Savaşı’na giden fitili ateşlemiştir.
İşgal, İlhak ve Hukukun Sınırları
9-10 Haziran 1967’de İsrail zırhlılarının hamlesiyle işgal edilen Golan, 14 Aralık 1981’de İsrail tarafından tek taraflı olarak ilhak edildi. Ancak uluslararası hukuk net: Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2/4 maddesi, güç kullanımıyla toprak edinilmesini açıkça yasaklar. BMGK’nın 1981 tarihli 497 sayılı kararı, İsrail’in ilhak kararını "hukuken yok ve geçersiz" (null and void) ilan etmiştir.
2019’da ABD’nin Trump döneminde aldığı tanıma kararı küresel konsensüsten radikal bir sapma olsa da BM, Avrupa Birliği, Türkiye ve uluslararası toplumun ezici çoğunluğu için Golan hâlen "İşgal Altındaki Suriye Toprağı" statüsündedir.
Özetle Golan Tepeleri; kimin elinde olduğuna bağlı olarak ya Şam’ı ya da Celile’yi nişangahına alan stratejik konumu ve bölgenin hayat kaynağı olan su rezervleriyle, Orta Doğu’da barışın anahtarı ya da çatışmanın ekseni olmaya devam edecektir.
İsrail, Golan Tepelerinin sağladığı uzun mesafeli görüş ve ateş sahaları avantajını kullanarak, Güney Lübnan’ı işgal harekatında büyük bir avantaja sahiptir.