0
İNSAN hayatını, yaşadığı çevreden bağımsız sürdüremez. Her türlü koşul, çevresel etkenlerin hayatımızda etkisi ve rolü büyüktür. İklim değişikliği bile insan yaşamında ve insanın ruh halinde çok etkili olabilirken, gönle hitap eden konuların insanı yorması, ruhsal olarak çöküntüye sokması kaçınılmazdır. Ruhsal çöküntü halinin belirtileri, kronik yorgunluk, uyku hali, baş ağrısı, konsantrasyon eksikliği, isteksizlik, enerji kaybıdır.
Her sonbaharda duyduğumuz ve sıklıkla bahsi geçen bir konu vardır. Konunun adı mevsimsel depresyondur. Basit bir konu gibi gözükse de insanın uzun son bahar ayları ve kış ayları boyunca çöküntü yaşamasına neden olan bir durumdur. Son bahar ve kış aylarında güneş ışınlarının azalması sonucu beyinde üretilen melatonin hormonu artmaktadır. Beyinde mutluluk salgılayan hormon olarak bilinen serotonin ise düşmektedir. Serotoninin düşmesi, melatoninin artması sonucu insanlar mevsimsel olarak duygusal farklılıklar yaşamaktadır. İşte bu kadarcık bir değişiklik bile duygusal durumuzu, ruh halimizi etkileyebilmektedir.
Taşınma, yani mekansal değişiklikler de insanın ruh halini etkilemektedir. Düşündüğümüz zaman mekansal değişikliler insanın bir yerden bir yere taşınması olarak ifadendirilebilir. Fakat insan her gittiği yere sahip olduklarını da götürmektedir. Kişi ayrıldığı mekanda bırakması gerekenleri de yanında götürdüğü için nereye giderse gitsin alışma dediğimiz süre içerisinde huzursuzluk hali yaşamaktadır. Bu nedenle insan varlığını sürdürürken, yaşanmışlıkları bir kenara atamamaktadır. Yaşanmışlıklar gizliden gizliye kişiyi takip etmektedir. Konumu ve şartları itibari ile daha kötü bir yerden daha iyi bir yere taşınmak insanda olumlu duygular oluşturur. Fakat ne olursa olsun, insan gittiği yeni bir mekana uyum sağlarken, daha önce yaşamış olduklarını, yeni taşındığı mekanlara taşımayı ihmal etmemektedir.
Birde mekanın, zamanın yanı sıra, bir de insanın azizliğine uğrayanlar vardır. İşte bu en zoru ve en çok gönlü yoranıdır. Çünkü bu durum insanı çok hassaslaştırır ve hatta Dünyaya küstürebilir. Halk arasında bu duruma "gönül yorgunluğu" denmektedir Gönül yorgunu olan kişiler kendilerini hemen her yerde belli ederler. Her ortamda ve toplulukta bir şekilde belli olurlar. Gözlerinde hiç geçmeyen bir hüzün ve güvensizlik hali vardır. Çekingen mizaçlı, kimseye güvenemeyen veya çok zor güven duygusu kazanabilen kişilerdir. Gönül yorgunluğu yaşarken duydukları acı ve üzüntünün etkisini uzun süre kendilerinden uzaklaştırmayı başaramamış kişilerdir bunlar.
İklimsel değişiklikler, mevsimsel yaşanan depresyon, güneşin yüzünü göstermesi ile geçer, mekansal değişiklikler insanın zaman içinde mekana olan uyum gücü ile değişir ve iyiye gider. Fakat İNSANIN DEĞİŞMESİ başkadır. Mesela bir insan size çok yakın iken ve konuşurken çok fazla ortak konu bulabilir iken, birden bire yabancılaşması, artık arayıp sormaması, sürekli bahaneler üretmesi, güveninizi sarsması sizi uzun süre kendinize getiremeyecek türden bir durumdur. Böyle bir durum karşısında ilk akla gelen, insan metanetini nasıl korumalıdır değil mi? Ya da Ben bunu hak edecek ne yaptım?
Burada insanın kendini eleştirmesi güzeldir fakat dozajında olursa. İnsan metanetini her zaman koruyabilecek güçte ve donanımda yaratılmıştır. Fakat bu yeteneğini yaşadığı durumlar karşısında nasıl değerlendirmesi, kullanması gerektiğini bilmeyebilir.
Ne yapmalı? Bunun yolu yaşanan durumun üzerinizde bıraktığı o ağır yükü, öncelikle size kırgınlık veren kişiye bırakmaktan geçer. Sizi neden incitmiş ve gönül yorgunluğu yaşatmış ise, bu durumu aynen nakledip, ilişkinize bir süre ara vermek istediğinizi bildiren bir konuşma yapmak iki tarafa da düşünme fırsatı oluşturur. Bu arada size gönül yorgunluğu veren kişi düşüne dursun, siz üzerinizden yükünüzü atmış biri olarak hayatınızı devam edebilmek için tekrar yola koyulabilirsiniz.
Sizi inciten kişi tekrar size dönmez ve aramaz ise hayatınızı kaldığınız yerden sürdürürsünüz. Çünkü burada insanı hasta eden insan değildir, üzerine aldığı ve taşımakta her an zorlandığı yüküdür. Unutmayın yükü sahibine verirseniz, özgür biri olarak yaşamaya devam edersiniz.