Yapay zekâ denildiğinde birçok kişinin aklına hâlâ ücretli abonelikler, teknik bilgi gerektiren uygulamalar ve yalnızca teknolojiyle yakından ilgilenenlerin kullanabileceği karmaşık sistemler geliyor.
Oysa çoğumuzun yıllardır kullandığı bir Google hesabı var. Gmail’e giriyoruz, YouTube izliyoruz, Google Fotoğraflar’da resimlerimizi saklıyoruz, Chrome üzerinden internete bağlanıyoruz.
Şimdi aynı hesapla uzun bir raporu incelemek, bir fotoğraftaki yazıyı çevirmek, sosyal medya görseli hazırlamak, videolar üretmek ve hatta küçük bir uygulama oluşturmak mümkün.
Üstelik bunların önemli bir bölümünü ücret ödemeden deneyebiliyorsunuz.
Google’ın çok sayıda yapay zekâ ürünü var. Hepsini saymanın pek anlamı yok. Ben daha çok sıradan bir kullanıcının, öğrencinin, çalışanın, esnafın veya küçük işletme sahibinin gerçekten işine yarayabilecek olanlara baktım.
Gemini: Günlük işlerinize yardımcı olabilir
Google’ın en bilinen yapay zekâsı Gemini.
Gemini’ye bir gezi planı hazırlatabilir, iki telefonu karşılaştırabilir, uzun bir metni sadeleştirebilir, alışveriş listesi oluşturabilir veya elinizdeki malzemelere göre yemek önerisi isteyebilirsiniz.
Örneğin bir seyahat planı hazırlatabilir, satın almayı düşündüğünüz iki ürünü karşılaştırmasını isteyebilirsiniz. Elinizdeki uzun bir metni özetletebilir, bir dilekçeyi, ilanı ya da sosyal medya paylaşımını daha açık ve anlaşılır hâle getirebilirsiniz.
Gemini’nin görsel üretme özelliği de var. Nasıl bir görsel istediğinizi tarif ederek afiş, ürün konsepti, davetiye veya sosyal medya çalışması için ilk taslakları oluşturabilirsiniz.
Bütün bunlara ücretsiz sürümden başlanabiliyor. Ancak ücretsiz kullanımda model ve özelliklere göre değişen sınırlar bulunuyor. Yani “ücretsiz” kelimesini sınırsız kullanım olarak anlamamak gerekiyor.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: Gemini’nin verdiği ilk cevabı doğru kabul edip kullanmak yerine, onu bir çalışma arkadaşı gibi görmek gerekiyor.
Çünkü yapay zekâ bazen olmayan bir bilgiyi varmış gibi anlatabilir. Yanlış karşılaştırma yapabilir veya kulağa güzel gelen ama gerçeği yansıtmayan cümleler kurabilir.
En iyi sonuç, yapay zekânın hızını insanın kontrolüyle birleştirdiğimizde ortaya çıkıyor.
Gemini Notebook: Kendi belgelerinizle çalışabilirsiniz
Eski adı NotebookLM olan bu aracın yeni adı Gemini Notebook.
Bana göre Google’ın en kullanışlı yapay zekâlarından biri bu. Çünkü Gemini Notebook, internette rastgele bilgiler aramak yerine sizin verdiğiniz kaynaklar üzerinden çalışıyor.
Elinizde yüz sayfalık bir rapor olduğunu düşünün. Dosyayı yükleyip “Bu raporda küçük işletmeleri ilgilendiren bölümleri bul” diyebilirsiniz. Ardından “Bu rapordan beş önemli sonuç çıkar” şeklinde devam edebilirsiniz.
Öğrenciler ders notlarını, sunumları, internet sayfalarını, YouTube videolarını ve ses kayıtlarını yükleyebilir. Sistem bu kaynakları özetleyebilir, soru hazırlayabilir ve konular arasındaki bağlantıları gösterebilir.
Gemini Notebook’un en dikkat çekici özelliklerinden biri de kaynaklardan sesli anlatım oluşturabilmesi. Elinizdeki belgeleri, iki kişinin konuyu konuştuğu bir program benzeri sesli içeriğe dönüştürebiliyor.
Bu, özellikle uzun metinleri okumaya vakti olmayanlar için ilgi çekici. Yolda yürürken veya araç kullanırken kendi belgelerinizi dinleyebiliyorsunuz.
Fakat burada da aynı kural geçerli. Yapay zekânın özeti, belgenin kendisinin yerini tutmamalı. Araç önemli bölümlere ulaşmayı hızlandırabilir ama son değerlendirmeyi yine insan yapmalı.
Google Flow: Görsel ve video üretebilirsiniz
Bugüne kadar yapay zekâyla görsel veya video hazırlamak isteyenlerin farklı sitelere üye olması gerekiyordu. Google Flow bu işleri tek bir çalışma alanında toplamaya çalışıyor.
Flow’a nasıl bir görüntü istediğinizi yazarak sıfırdan görsel hazırlatabilirsiniz. Elinizdeki bir fotoğrafın arka planını değiştirebilir, fotoğrafa nesne ekleyebilir veya istemediğiniz bir bölümü kaldırabilirsiniz.
Bir ürün fotoğrafınız varsa onu stüdyo ortamında çekilmiş gibi gösterecek farklı sahneler deneyebilirsiniz. Bir oda fotoğrafını yükleyip farklı dekorasyon fikirleri oluşturabilirsiniz.
Daha da ilginç olanı, sabit bir fotoğrafı hareketli videoya dönüştürebilmeniz.
Örneğin deniz kenarında çekilmiş bir fotoğraftaki dalgaların hareket etmesini, bulutların ilerlemesini veya kameranın sahnenin içine doğru yaklaşmasını isteyebilirsiniz. Bir ürün görselinden kısa reklam videosu, yazdığınız birkaç cümleden basit bir video sahnesi hazırlayabilirsiniz.
Flow’un herkesin bir gecede yönetmen veya tasarımcı olmasını sağlayacağını düşünmüyorum. Ancak kafasındaki fikri göstermek isteyen biri için başlangıç noktasını ciddi biçimde kolaylaştırıyor.
Eskiden “Nasıl bir reklam filmi istiyorum?” sorusuna yalnızca kelimelerle cevap veriyorduk. Şimdi fikrin ilk görüntüsünü birkaç dakika içinde hazırlayıp onun üzerinden konuşabiliyoruz.
Bu küçük görünse de üretim biçimini değiştiren önemli bir gelişme.
Google Lens: Kameranızı arama kutusuna çevirebilirsiniz
Google Lens yeni bir ürün değil. Buna rağmen birçok kişi onun yapabildiklerinin küçük bir bölümünü kullanıyor.
Telefonunuzun kamerasını yabancı dildeki bir menüye veya tabelaya tutarak yazıları anında Türkçeye çevirebilirsiniz. Bir kâğıttaki metnin fotoğrafını çekip yazıları telefona kopyalayabilirsiniz.
Parkta gördüğünüz bir bitkinin türünü, mağazada karşılaştığınız bir ürünün internette nerede satıldığını veya beğendiğiniz bir mobilyanın benzerlerini bulabilirsiniz.
Bir cihazın üzerindeki uzun seri numarasını elle yazmak yerine Lens ile kopyalayabilirsiniz. İnternette gördüğünüz bir kıyafetin ekran görüntüsünü alıp benzerlerini arayabilirsiniz.
Lens, matematikten biyolojiye kadar farklı derslerde soruyla ilgili açıklamalara ve kaynaklara ulaşmaya da yardımcı olabiliyor.
Yani Google Lens’e yalnızca “fotoğraftan ürün arama aracı” olarak bakmamak gerekiyor. Aslında kamera ile gerçek dünya arasında çalışan bir yapay zekâ arama sistemi.
Google Lens; yazı kopyalama ve çevirme, bitki ve hayvan tanıma, ürün bulma ve görsel olarak benzer sonuçları araştırma gibi özellikleri ücretsiz sunuyor.
Ücretsiz ama sınırsız değil
Google’ın yapay zekâ araçlarının en önemli avantajı erişim kolaylığı.
Bazı araçlarda günlük veya haftalık kota bulunuyor. Bazı özellikler yalnızca ücretli hesaplara açılıyor. Google Labs altında yayımlanan deneysel ürünler zamanla değişebilir, başka bir ürüne bağlanabilir veya tamamen kapanabilir.
Bir başka mesele de verdiğimiz bilgiler.
Özel şirket belgelerini, müşteri bilgilerini, sağlık kayıtlarını veya paylaşılmaması gereken kişisel verileri düşünmeden bu sistemlere yüklememek gerekiyor. Kolaylık uğruna veri güvenliğini gözden çıkarmak doğru olmaz.
Buna rağmen önümüzde önemli bir imkân var.
Bugün bir öğrenci ders notlarını düzenleyebilir. Bir esnaf ürün görselini iyileştirebilir. Bir çalışan uzun raporları daha hızlı anlayabilir. Bir anne yabancı dildeki etiketi çevirebilir. Bir girişimci aklındaki uygulamanın ilk örneğini oluşturabilir.
Bunların hiçbiri için yapay zekâ uzmanı olmak gerekmiyor.
Bence yeni dönemin farkı tam da burada ortaya çıkıyor. Yapay zekâ artık yalnızca teknoloji meraklılarının takip ettiği bir alan değil; her gün kullandığımız Google hesabıyla günlük hayatımıza girmiş durumda. Bundan sonra önemli olan bu araçların adını bilmek değil, hangi işte hangisinden yararlanabileceğimizi bilmek olacak.