"Zulme rıza zulümdür"

Mazlumun kimliğine bakılmaz!


​Silahı olan kişi merhametli ve adil değilse, o silah gün gelir döner kendi canını yakar. Bugün Amerika elindeki imkânlarla yetinmiş olsa ve "büyük devlet" olmanın gereğini yerine getirebilseydi; kalkıp okyanus ötelerinden gelerek Orta Doğu’yu kan gölüne çevirmezdi. İnanıyorum ki Amerikan halkı da yapılan bu zulme asla rıza göstermiyor. Ancak Amerikan yönetimi, adeta Amerika’nın başkenti gibi hareket eden İsrail’in gözü kanlı liderinin emrine girerek; birtakım bahanelerle İran’da, Filistin’de ve bölge coğrafyasında kız çocuklarını, kadınları ve masumları katlediyor. Ölenlerin arasında hastalar ve yaralılar bile var.

​Bizler Ehl-i Sünnet Müslümanlar olarak, dünyanın herhangi bir yerinde tek bir canlının, hele hele masum bir çocuğun canının yanmasına asla rıza gösteremeyiz. Bugün aynı şeyi İran yapmış olsaydı; yani imkânı olup gemilerini Amerika’nın burnunun dibine götürseydi, eyaletlerini bombalasaydı ve o bombardımanda masum siviller ölseydi, buna da asla rıza gösteremezdik. Çünkü zulme rıza, zulümdür. Eğer bir insan zulme göz yumuyorsa, o zulüm iştahlı bir şekilde gün gelir döner o kişinin de boynunu vurur.

​Madalyonun diğer tarafına, yani İran’ın şimdiki durumuna bakacak olursak; buna "Kader Adalet ediyor" da diyebiliriz. Yıllarca Esed ile iş birliği yaparak Suriye'de yüz binlerce Ehl-i Sünnet Müslümanı katlettiler. Elbette ki Kader-i İlahi bu zulme rıza göstermez. Aylan bebeğin ahı, belki de bugün İran’a düşen füzelere biner. Gönül isterdi ki sadece o zulme iştirak edenler cezalarını bulsun; ancak hikmet-i ilahiyeyi biz bilemeyiz. İnşallah canı yanan masumlar, ilahi adaletten mükafat görecektir.

​İran bugün ektiğini biçiyor; zulüm döktü, şimdi döktüğünü topluyor. Bizler asla buna sevinemeyiz; sevinirsek biz de kaybederiz. Kuvvet haktadır ve bizler hangi milletten olursa olsun haklının yanında olmaya mecburuz.

​Biz Ehl-i Sünnet olarak, siyonist İsrail karşısında İran’ın attığı füzelerin; adeta Sa’d bin Ebî Vakkas (r.a.) Hazretlerinin düşman üzerine attığı ve hedefini bulan okları gibi olmasını, zalimleri bulup onları darmadağın etmesini isteriz. Ama tek bir masumun, özellikle de çocukların ve İsrail yönetiminin zulmüne ortak olmayan insanların canının yanmasına asla razı olmayız. İnşallah o füzeler "adrese teslim" bir şekilde İsrail zalimlerinin bağrına düşer ve yıllarca katlettikleri Filistinli, Gazzeli kardeşlerimizin intikamı alınır.

​Ancak intikam alacak kişinin de dengeli, şuurlu ve adaletli olması lazım. İran bunu becerir mi, bu konuda samimi midir? Artık onu sizlerin yorumuna ve vicdanına bırakıyorum. Çünkü sicili hiç temiz değil; daima Müslümanların sırtında bir çıban, ayağında bir pranga olmuştur. Önce kendisi o prangalardan kurtulmalı; sonra canını yaktığı Müslümanlarla yeni bir başlangıç yapıp sarmaş dolaş olmalıdır.

​Duruşumuz nettir: Söz konusu soykırımcı İsrail olduğunda, biz İran'ın ve mazlumların yanındayız. İran’ın geçmişte PKK’ya destek vermesine, Suriye’de ve sair yerlerde Sünni Müslümanların kanının dökülmesine sebep olmasına rağmen; İsrail’e karşı verdiği mücadelede İran’ın safındayız. Fakat şunu da temenni etmekten geri durmayız: İran bir an evvel Ehl-i Sünnet çizgisine gelmeli; fitne ve fesattan uzak durarak İslam’ın bir selamet, barış ve adalet dini olduğunu benimsemelidir. Şuurunu yerle bir eden o aşırı "matem" kültüründen kurtulmalı; sadece Müslümanlara değil, bütün mazlumlara karşı şefkatli bir duruş sergilemelidir.

​İran rahat durmadı; Yemen’de ve diğer bölge ülkelerinde fitne ateşini körükledi, can yaktı. Sanki geçmişteki ateşperestlik kültürünün bir yansıması olarak İslam dünyasının içine sürekli ateş atmaya çalıştı. İşte Kader Adalet etti; şimdi başlarından aşağı bombalar yağıyor. Allah masum ve garip Müslümanları muhafaza eylesin. İçlerindeki hırçın olanları ıslah etsin ve onlara tez zamanda feraset nasip etsin.

​Ümit ediyoruz ki yeni dönemde İran’da adalet hâkim olur; Ehl-i Sünnet çizgisine yaklaşılır ve nifak taşımak yerine İttihad-ı İslam (İslam Birliği) yolunda adımlar atılır.