0

Bak kardeşim! Biliyorum hayır diyeceksin. Ama son bir kez bu kardeşini dinle; söyleyeceklerim var… 15 sene öncesi yani eski zamanlar; unutulmaması gereken seneler, insanlık onurunu yaşayamadığı devirlerdi… Köleler ve efendilerin bariz şekilde fark edildiği yıllardı… Şunu bilmenizde fayda var; sizler özellikle yirmili yaşlarda ki gençler bize göre çok özelsiniz; o karanlık yılları yaşamadığınız için… 12 Eylül öncesi gençliğin devletten öyle alacağı var ki… Kusursuz Allah inancına ve Resûlullah'a ümmet olmaya, gerçek tarih bilincine hiç fırsat vermediler… Hayal kurmaya, sevdaya, güzel şeylere kavuşmaya imkan tanımadılar… İmkanları gençlik için değil, devleti hortumlayana, milleti kazıklamaya çalışanlara sundular… Kazandıkça millete ve inancına küfrettiler… Kazandıkça mesafeleri açtılar, derde sıkıntıya sırt döndüler…

Evet, bizler o zaman ki devletten alacaklıyız; sizler ise hizmet veren ve sahip çıkan bu devlete çok ama çok borçlusunuz… "Evet" demek en azından bir teşekkür olacaktır!

O zamanlar devlet vatandaşının mutlu olması için bir emek sarf etmezdi... Ne yapıyorsa yüzeysel ve günü kurtarmak, ayrıca milleti ise kandırmak içindi… Memleketin derincileri kardeşi kardeşe vurduruyor, sonra devlet halkın önüne çıkıp sadece kınıyor ve zoraki üzgün ifade takınıyordu… Bu millete öyle bir düşmanlık tohumları ektiler ki; ya hep ya hiç uçlarına itildi… Esneklik ve temkini elde bırakmadılar... Sağ, ölçüsüzce sola - sol, aşırı derecede sağa düşman edilmişti... Uçlarda olup, vasata yaklaşmayan ruh halini bu milletin ruhuna yamadılar… Kimse kimseye tahammül edemez hale gelmişti… Allah yolundaki insanlar bile farklı meşreplerinden dolayı birbirine çelme takar hale getirilmişti… Bizde bunlar yaşatılırken, Avrupa'da her türlü düşünce ve hayat tarzı, hatta rengarenk ahlaksızlık kol kola geziyordu… O bozuk zihniyetler, bizlere İslam kardeşliğini ise çok görüyordu…

Çok yanlış şeyler yapıldı çok… Kibar ve çalışkan bir başbakanı sadece ezan husumeti yüzünden astılar… 12 Eylül'de ise küffarın emrinde olan bazı generaller, komple millettin canının yakılmasına iştahla vesile oldular… Ortalık malı olmuş, elden ele dolaşan bir sağı bir solu öldüren kahpe silah, ihtilalcının aksesuarı olmuştu... Başka silahlar da doğrultmuştu milletimize; yeni nesillerin çoğalmaması için güzel numaralar ve kampanyalar çevrilmişti… Gariban milletimiz için gazyağı, ampul, tüp, yağ vs. yok iken; sadece şımarık bir azınlığın her türlü keyfi yerinde ve devleti soyup, soğana çeviriyorlardı… Asla ama asla milletin huzuru ve refahı için adım atılmıyor, biraz sesini çıkaran, sorgulamaya çalışan dipçikleniyordu… İhtiyaç duyulan yol, her ile üniversite, kucak açan hastaneler, yeni hava limanları, öğrenciye bedava kitap, telefon bile hayaldi; uçaklar ise sadece mutlu azınlığı taşıyor ve onlarda yerdekileri küçümsüyordu…

Ah kardeşim! Hani geçmişte diktatör numarası çeviren iblisler vardı ya; şimdi onların torunları aynı numaraya sığınıp, Erdoğan'a hem diktatör diyip, hem de bağırsak ve ağız dolusu küfrediyorlar... Erdoğan ve arkadaşlarının verdiği hizmeti en çok onlar kullanıp, yinede en çok hoşnutsuz olan bu zevat, hiçbir zaman İslam ve Türk milleti düşmanına yapmadığı küfrü Erdoğan'a ve arkadaşlarına yapıyorlar… Diktatör aranıyorsa asıl tek adamlı dönemlere baksınlar… Zaten o dönemleri bilmek lazım… Öyle bir tek adam örneği sergilediler ki; onlar tek adam etrafında her türlü nimetlerden faydalanırken, millet yoksulluktan lime lime olup, kara lastiği bile ayağına takamaz hale gelmişti...

Elbette o zamanlar alabildiğine özgür ve önü açık olan şeylerde vardı… Dine küfreden film, müzik, karikatür, kitap, faili meçhuller öyle serbest ve öyle önü açıktı ve öyle hayasızdı ki... Baş örüsü tutsak, kusursuz iman tutsak, gerçekler tutsak, millete hizmet tutsak ve milleti rahata kavuşturacak hizmet, duyarlılık, merhamet tutsaktı... Her türlü hainliğin büyüdüğü o denemde gençlerin hayalleri küçülüyor ve aşık olmaktan bile ürker hale geliniyordu; gelecek kaygısı tüm güzel duygulara pranga vuruyordu... Ha diyeceksin: O dönemi yaşayıp da "Hayır" diyenler var… Haklısın o dönemi yaşayıp hayır diyenler var elbette... Eee herkes bir kahvenin bile hatırını sayamaz ki… Herkesin vatan - millet ve gerçekler sevdası olamaz ki... Bu gün hayır diyenler, o zamanlar da her türlü inanç özgürlüğüne ve milli tarihi meselelere, tüm faydalı yeniliklere hayır diyordu… Onlar bu milletle beraber olsaydı eğer birileri bu kadar azar mıydı? Karar senin, vicdan senin, gelecek senin!