0

Psikoloji bilimi insan davranışlarını inceleyen bir bilim dalıdır. Her türlü eylem karşısında insanın davranışlarını, tepkilerini kayıt eden bilim alanıdır. Ramazanda oruç tutmak, psikoloji alanına fazlası ile girmektedir. Çünkü psikoloji biliminde yer alan, psikanalitik yaklaşım, insan doğasını dürtülerle açıklar. İnsan bir eyleme geçerken dürtüleri ile hareket edebilir. İnsan sahip olduğu iki dürtü ile hareket eder. Bunlar agresif dürtü(yıkıcı eylemler) ve libidinal dürtü( haz veren tüm eylemler) olarak ikiye ayrılmıştır. Psikanaliz insanın dürtülerini kontrol edebilme yeteneğine sahip olduğunu kabul etmiştir. Bu yönüyle de insanların, hayvanlardan farklı olduğunu belirtmiştir. Hayvanlar güdüleri ile hareket ederken, insanlar dürtülerini kontrol altına alma veya yıkıcı dürtülerini yapıcı eylemlere dönüştürme eğilimine sahiptirler.

Buradan yola çıkarak bir insanın uzun saatler yemek yemeden, su içmeden ve dahası birçok dünya zevklerinden uzak yaşayarak günlerini geçirmesi mümkündür. İnsanın belli bir amaç için yılın bir ayını bu şekilde tamamlaması demek, bütün libidinal yani insana haz veren bütün eylemlerden belli bir saat aralığı kendi isteği ile vaz geçmesi demektir. Önünde en lezzetli yemeklerden bir sofra kurulmuş da olsa, tamamen uzak durmak, insanın mükemmel donanımlı bir varlık olduğunu gösterir. Çünkü oruç tutan insan her türlü yıkıcı eylemden de, haz veren eylemden de uzak durmaktadır. Hem de kendi iradesi ve arzusu ile oruç tutma görevini ifa etmektedir.

Savaşta veya kıtlık halinde de insanlar kendilerine haz veren eylemlerden uzak durmak zorunda kalırlar, fakat burada insan eliyle yapılmış bir yaptırım vardır. Bu gibi durumlarda çevresel şartlar insanın aç ve susuz kalmasına neden olmaktadır. Burada bir tür çaresizlik de söz konusudur. Fakat oruç da bu durum çok daha farklıdır. Oruç tutarken insan kendi isteği ile dünya nimetlerinden vaz geçer, dürtülerini kontrol eder. İstediği zaman, imkanı olmasına rağmen, kendisine haz veren bütün olanaklara sıtrını döner. Üstelik oruç tutmak karşısında duyulan kararlılık ve dürtü kontrolü, bir veya birkaç kişiden oluşan bir eylem de değildir. Milyonlarca insanın kendi iradesi ile hareket etme becerisine sahip olduğunu göstermektedir. Yani bir yanı ile toplumsal boyutu olan da bir olaydır. Sosyolojik açıdan da incelenmelidir. Uzun yaz günlerinde milyonlarca insan neden aynı anda aynı eylemi yapıyor diye üzerinde uzun uzun düşünülmesi gerek.

Haz içinde yaşamanın fazla ön planda tutulduğu yenidünya düzeninin aksine, akıntıya karşı kürek çeken milyonlarca insanın dürtülerine yenik düşmemesi ne demek? Diye sormaktan da kendimi alamıyorum. Bu yıl, uzun yaz günlerine denk gelen Ramazan günlerinin sonuna yaklaşmaktayız. Ramazan ayı yaz aylarına sadece otuz yılda bir denk gelir. Bu nedenle yaz aylarında ramazanda oruç tutmak benim için bir ilk oluyor. Bu sebeple kış günlerinde oruç tutmanın keyfine varmış biri olarak, hep merak ederdim, uzun ve sıcak yaz günlerinde ramazan ayı nasıl geçer diye? Böylesine güzel bir ramazan geçirdiğimi hiç hatırlamıyorum. Meğer ne farklı bir deneyimmiş yaz günlerini oruçla geçirmek. İnsan kendinin ne kadar güçlü ve iradeli bir varlık olduğunu böyle günlerde daha iyi anlıyormuş meğer…