İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk ve irtikâp suçlamaları kapsamında tutuklanmasının ardından, İBB Meclisi tarafından başkanvekilliğine Meclis üyesi Nuri Aslan seçilmişti.
Ancak Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde Tuzla eski Belediye Başkanı Dr. Şadi Yazıcı’ya yönelik sözleri nedeniyle açılan hakaret davası geçtiğimiz hafta sonuçlandı. Mahkeme, İmamoğlu hakkında 2 yıl 1 ay hapis cezasına hükmetti.
Söz konusu kararın kesinleşmesi halinde siyasi haklar bakımından da hukuki sonuçlar doğurabilecek bir süreç başlayacak. Böyle bir durumda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde yeni bir başkanlık seçiminin gündeme gelmesi mümkün.
Tam da bu noktada şu sorular yeniden sorulmaya başlandı:
İBB yeniden Cumhur İttifakı’na geçer mi?
Geçerse Cumhur İttifakı’nın adayı kim olmalı?
Öncelikle şunu özellikle belirtmekte fayda görüyorum: Bu yazıda yer vereceğim isimler ve değerlendirmeler herhangi bir kulis bilgisine dayanmamaktadır. Yazacaklarım tamamen kendi kişisel değerlendirmelerim ve kanaatlerimdir.
İBB MECLİSİ’NDE SON DURUM
Bugün gelinen noktada İBB Meclisi’ndeki sandalye dağılımı şu şekildedir:
CHP: 155
AK Parti: 136
MHP: 6
BBP: 2
Bağımsız: 2
Toplam: 301
Ancak burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor.
CHP grubunda bulunan 155 Meclis üyesinin 17’si, Kent Uzlaşısı kapsamında CHP listelerinden seçilen DEM Partili Meclis üyeleridir.
Dolayısıyla mevcut tabloyu değerlendirirken yalnızca parti isimlerine ve sandalye sayılarına bakmak yeterli olmayacaktır. Meclis içerisindeki siyasi hareketliliğin ve özellikle CHP grubundaki farklı siyasi yapıların tutumunun da hesaba katılması gerekiyor.
2019 ve 2024 seçimleri sonrasında ortaya çıkan tablolar ile bugün gelinen nokta arasında da önemli bir fark bulunuyor.
İlk seçim sonuçlarında CHP’nin İBB Meclisi’nde 188 üyesi bulunuyordu. Ancak geçen süreç içerisinde yaşanan istifalar ve farklı siyasi partilere gerçekleşen katılımlar sonucunda CHP ile Cumhur İttifakı arasındaki fark giderek kapandı.
Bu nedenle önümüzdeki süreçte yaşanabilecek yeni parti değişiklikleri veya istifalar, İBB Meclisi’ndeki mevcut aritmetiği çok daha farklı bir noktaya taşıyabilir.
MATEMATİK NE SÖYLÜYOR?
Mevcut 301 kişilik tablo üzerinden baktığımızda, ilk iki turda üçte iki çoğunluk için 201 oy gerekiyor.
Bu sayı, mevcut sandalye dağılımına bakıldığında herhangi bir siyasi grubun tek başına ulaşabileceği bir sayı değil.
Üçüncü turda ise salt çoğunluk aranıyor. 301 üye üzerinden bu sayı 151.
İşte asıl kritik nokta burada ortaya çıkıyor.
CHP grubunun tamamının aynı yönde oy kullanması halinde 155 oy bulunuyor. Yani CHP grubu, mevcut haliyle üçüncü turda gerekli olan 151 oyu tek başına aşabilecek sandalye sayısına sahip.
Diğer tarafta AK Parti, MHP ve BBP'nin toplam sandalye sayısı ise 144.
Dolayısıyla Cumhur İttifakı’nın bu üç parti üzerinden 151 sayısına ulaşabilmesi için 7 ilave oya ihtiyacı bulunuyor.
İşte bu noktada CHP grubu içerisinde yer alan 17 DEM Partili Meclis üyesinin ve bağımsız Meclis üyelerinin nasıl bir tutum sergileyeceği önem kazanıyor.
Başka bir ifadeyle, bugün için İBB Meclisi’nde yalnızca sandalye sayıları değil, siyasi geçişler ve olası ittifakların yönü de büyük önem taşıyor.
PEKİ CUMHUR İTTİFAKI’NIN ADAYI KİM OLMALI?
Gelelim asıl konuya...
Olası bir İBB başkanlığı seçiminde Cumhur İttifakı’nın adayı kim olmalı?
Tekrar ifade etmek istiyorum:
Burada paylaşacağım isimler herhangi bir kulis bilgisinin sonucu değildir. Tamamen kendi kişisel kanaatimdir.
Benim kanaatime göre Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adayının belirlenmesinde en önemli başlıklardan biri kentsel dönüşüm olmalıdır.
Çünkü İstanbul’un önündeki en büyük meselelerden biri deprem ve buna bağlı olarak kentsel dönüşümdür.
Bu nedenle benim ilk aklıma gelen isim Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu oluyor.
Mehmet Tevfik Göksu’nun yaklaşık 17 yıllık belediyecilik tecrübesi bulunuyor. Özellikle Esenler’de yıllardır yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarının en önemli aktörlerinden biri olması, İstanbul açısından kendisini farklı bir noktaya taşıyor.
İstanbul gibi deprem riski yüksek ve nüfusu milyonlarla ifade edilen bir şehirde, yeni dönemin en önemli gündemlerinden birinin kentsel dönüşüm olması gerektiğini düşünüyorum.
Bu açıdan baktığımda, kentsel dönüşüm konusunda uzun yıllara dayanan bir belediyecilik tecrübesine sahip olan Mehmet Tevfik Göksu’nun İstanbul için önemli bir seçenek olabileceği kanaatindeyim.
Elbette mesele yalnızca kentsel dönüşümden ibaret değil.
İstanbul’un ulaşımından altyapısına, sosyal belediyecilikten çevreye, trafik sorunundan şehir planlamasına kadar çözüm bekleyen çok sayıda başlığı bulunuyor.
Mehmet Tevfik Göksu’nun uzun yıllara dayanan yerel yönetim tecrübesinin bu alanlarda da önemli bir birikim sağladığını düşünüyorum.
Bunun yanında 2019-2024 yılları arasında İBB Meclisi AK Parti Grup Başkanvekilliği görevini yürütmesi de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni ve İBB Meclisi’nin çalışma yapısını yakından tanıması açısından önemli bir avantajdır.
O dönem yürüttüğü muhalefet anlayışı ve İBB yönetimiyle yaşanan tartışmalardaki siyasi performansı da kamuoyunun hafızasında bulunmaktadır.
Bu nedenle benim kişisel kanaatim şudur:
Eğer Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için bir aday arayacaksa, Mehmet Tevfik Göksu mutlaka değerlendirilmesi gereken isimlerden biri olmalıdır.
GÖKSU OLMAZSA KİM?
Peki, Mehmet Tevfik Göksu aday gösterilmedi.
O zaman kim?
Bu noktada yine kendi kişisel kanaatim üzerinden ikinci bir isimden bahsetmek istiyorum:
Güngören Belediye Başkanı Mimar Dr. Bünyamin Demir.
Bünyamin Demir’in de özellikle kentsel dönüşüm konusunda yaptığı çalışmalar dikkat çekiyor.
Güngören gibi İstanbul’un yoğun yapılaşmaya sahip ilçelerinden birinde belediye başkanlığı yapması, kendisine İstanbul’un şehirleşme ve dönüşüm sorunları konusunda önemli bir saha tecrübesi kazandırıyor.
Mimar olması da kentsel dönüşüm ve şehir planlaması açısından ayrıca değerlendirilebilecek bir unsur.
Dolayısıyla olası bir İBB seçiminde Cumhur İttifakı açısından Mehmet Tevfik Göksu’nun yanı sıra Bünyamin Demir’in de değerlendirilmesi gereken isimlerden biri olduğunu düşünüyorum.
Elbette nihai kararı Cumhur İttifakı’nın ve özellikle AK Parti’nin yetkili karar mercileri verecektir.
Bizim burada yaptığımız ise yalnızca olası bir senaryo üzerinden değerlendirme yapmaktır.
CHP VE YENİ PARTİ ARASINDAKİ REKABET
Önümüzdeki süreçte yalnızca AK Parti, CHP ve Cumhur İttifakı arasındaki gelişmeleri takip etmek de yeterli olmayacaktır.
CHP ile Yeni Parti arasında yaşanan siyasi rekabetin de İBB Meclisi’ne nasıl yansıyacağını yakından takip etmek gerekiyor.
Çünkü İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’ndeki sandalye aritmetiği bugün itibarıyla son derece hassas bir noktaya gelmiş durumda.
Yaşanabilecek birkaç parti değişikliği dahi mevcut dengeleri değiştirebilir.
Bu nedenle önümüzdeki günlerde İBB Meclisi’nde yaşanabilecek her siyasi hareketlilik, yalnızca bir Meclis üyesinin parti değiştirmesi olarak görülmemeli; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gelecekteki yönetim aritmetiği açısından da değerlendirilmelidir.
SON SÖZ
Bugün itibarıyla İBB Meclisi’nde CHP hâlâ en büyük siyasi grup.
Ancak Cumhur İttifakı ile arasındaki farkın geçmiş yıllara göre önemli ölçüde kapandığı da ortada.
Bundan sonraki süreçte yaşanabilecek,istifalar ve Meclis üyelerinin alacağı tutumlar İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin geleceği açısından belirleyici olabilir.
Şimdilik bütün bunlar birer ihtimal.
İmamoğlu hakkındaki hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağını, kararın kesinleşip kesinleşmeyeceğini ve böyle bir durumda nasıl bir seçim takviminin ortaya çıkacağını zaman gösterecek.
Eğer İBB Meclisi’nde yeni bir başkanlık seçimi gündeme gelirse, bu kez sadece adayların isimleri değil, Meclis aritmetiği, siyasi dengeler ve İstanbul’un öncelikli sorunlarına ilişkin ortaya koyacakları çözüm önerileri de tartışılacaktır.
Benim açımdan ise İstanbul’un en önemli gündemlerinden biri nettir:
Deprem ve kentsel dönüşüm.
Bu nedenle Cumhur İttifakı’nın aday tercihi söz konusu olduğunda, uzun yıllardır yerel yönetim tecrübesi bulunan ve özellikle kentsel dönüşüm konusunda çalışma yürütmüş isimlerin değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.’’ Bu pencere den bakıldığında elbette Ak Parti ilçe belediyeler başkanları işlerinin ehli kentsel dönüşüme büyük önem veriyorlar. Ancak özellikle iki isim bu konu da öne çıktığını da göz ardı etmemek lazım. Mehmet Tevfik GÖKSU’NUN ilçe bazlı kentsel dönüşümü mühendislik ve mimarlık bölümlerinin derslerinde konu olabilecek noktaya ulaştığını bir gerçektedir. Mimar Dr. Bünyamin DEMİR’İN özellikle Güngören ilçemizde yaptığı kentsel dönüşüm çalışmaları da çok kıymetlidir’’.
Bakalım önümüzdeki süreç İstanbul Büyükşehir Belediyesi açısından nasıl bir tablo ortaya çıkaracak?
Hep birlikte yaşayıp göreceğiz.
Saygı ve hürmetle.