Burası dünya, imtihan yeri ve herkesin bir imtihanı var. Malla mülkle, evlatla, fakirlik ve zenginlikle imtihan ediliyoruz. Kimimiz kazanıyoruz, kimimiz kaybediyoruz. Ahmet Kaya’ın o meşhur türküde söylediği gibi, “bu yolda ölenler oldu, mum gibi sönenler oldu.”

Allah Teala ölçüyü koymuş; “haddi aşmayın. Kul hakkı yemeyin. Harama yaklaşmayın” Yaklaşırsanız yaparsınız, yanarsınız. Ölçü net. Helal kazanç, iyi insan olmak Allah’ın emri.

Büyük günahlardan biri kul hakkı, yetim hakkı, devlet hakkı. İnancımıza göre yiyen iflah olmaz. Toprak yerinde yatırmaz.

Haramın bereketi olmaz. İçine girdiği helal kazancın bereketini alıp götürür. Kazandım zannedersin ama kaybedersin. Kaybedilen sadece para mı? İtibar, şan, şeref ve imtihan. Helalinden kazanmak Allah’ın emri. Büyük kazanç.

Ne zor zamanlara denk geldik değil mi? Aza kifayet, hakkına razı olma dönemi bitti. Bozuk düzen yaşamak için kurda kuzuyu yediriyor. “İnsanın ihtiyaçları sonsuzdur” anlayışı kanaati bitiriyor. İnsanı, insanın kurdu yapıyor. İnsanı, insana yedirtiyor.

Bir gerçek daha; neye önem verirsen ona benziyorsun. Kötülüğe önem verirsen kötü olup çıkıyorsun. Ölçünüz iyilik ise iyilik insanı olursunuz. Allah katında her amelin bir karşılığı var. İyiliğin de, kötülüğün de. İyilik mükafatsız, kötülük cezasız kalmıyor.

İyiliklerin ve iyilerin azaldığı, kötülerin ve kötülüklerin artış gösterdiği, tabiri caiz ise malı götürmenin işini bilmekle eşdeğer sayıldığı bir sistem var. Bu sistemde kazanma hırsı sürekli körükleniyor. Dürüst kimse aptal, başaramayan kişi becerisiz ve iş bilmez diye görülüyor.

Çare ne? İnsanın ve ahlakın düzelmesi. Allah korkusu. Sistemin ıslah edilmesi. Aksi halde bozulan hiç bir şeyin düzelmesi mümkün değildir. Fon vurgunu olayına ben böyle bakıyorum. Bu nedenle fon havuzunda her kesimden vurguncu var. Ancak bizi üzen vurguncular arasında mütedeyyin kimliklerin olması…

Bir gerçek. İmkanlar arttıkça imtihan da artıyor. Bu doğal. Acı gerçek, imtihanı kaybetmek. Mütedeyyin camiada imkana koşanların çoğu imtihanı kaybetti. Dağı terk etti, ganimet peşinde koştular. İmkanı, imtihan olarak görenler ise dağı terk etmedi. Sağlam durdular, temiz kaldılar. Bunların sayısı maalesef çok az.

Bir uyarı. Bir siyasi kimliğiniz varsa, bir bütünün, bir dava ve bir misyonun parçasıysanız özellikle dikkat etmek zorundasınız. Vebali olan işlerden, kul hakkı, devlet hakkı olan işlerden özellikle uzak durmak zorundasınız.

Mal mülk, mevki makam, şan şöhret, para… Her şeyi elde etmişsiniz. Daha ne istiyorsunuz?

Vesayet odaklarını, köhnemiş zihniyet sahiplerini, darbeci, FETÖ ve terör artıklarını, boğazına kadar pisliğe batmış malum muhteris siyasi kimliği, Sayın Erdoğan’ın üzerine salmaya ne hakkınız var?

Fon vurgunu yapanları, yolunu şaşırmış, şımarmış, kendini kaybetmiş, pişmanlık gösterisinde bulundular diye asla affedilmemelidir. Ünvanı, kimliği ve kimden olduğuna bakılmaksızın yaptıkları yanlarına kar kalmamalıdır. Çünkü cezası kesilmeyen her suç daha büyükleri ile geri döner. Millet, devlete küser. Güven azalır. Kutuplaşma, toplumsal ayrışma artar.

“Kaçtığım bütün savaşların yaralarını taşıyorum’ der Pessoa. Bizim bildiğimiz Erdoğan, hayatını vatanı ve milleti için adamış Erdoğan yeni yaraların açılmasına müsade etmeyecektir. Biz buna gönülden inanıyoruz.

Hz. Peygamber bu konuda örnektir: “Yemin ederim ki, Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık yapsaydı, onun da elini keserdim.” (Buhari, Enbiya 54) Yapılması gereken budur. Net. Adalet ve kanun da suçlunun cezasız kalmaması gerektiğini söylüyor.

Para, mal mülk, şan ve şöhret, bu dünyanın malı, hiçbiri öbür dünyada geçmez. Orda torpil yok. Burda da olmamalı.

İsmet Özel’den de şu alıntıyı yapalım: “Çürümüş bir toplum veya insanlığın tümü çürümüşlüğünden, çürüyen kısmını yok ederek yahut kesip atarak kurtulamaz. Tıpkı bir insanın intihar ederek bir çıkmazı aşamayacağı gibi.”

Yapılması gereken; bozuk sistemi islah etmek, düzeltmek. İnsanı değerleriyle buluşturmak. Allah korkusu şart. Ahlak şart. Nokta.