Bir İngiliz subayı bir sebepten dolayı Hintli bir adamın suratına çok sert bir tokat atar. Hintli adam, İngiliz Subayı olduğuna aldırmadan aynı sertlikte o İngiliz Subayının suratına tokadı yapıştırır. Tokadın sertliğinden dolayı sendeleyen İngiliz Subayı yere düşer.

İngiliz gururu bu, kırılmıştır! Bu karşılığı beklemiyordu Hintli’den, ne de olsa sömürgeydiler. O yıllarda bırakın Hintli birinin İngiliz Subayına tokat atması, subayın atının yelesine dokunması dahi beklenmiyordu.

Hintli adamdan bu tokadından dolayı hayal kırıklığına uğrayan İngiliz Subay çok öfkelenir. Etrafına bakınca her tarafta Hintlileri görünce korkar ve tek başına bir şey yapamayacağını anlar. İngiliz subay üstünü başını silkeleyip bölüğe doğru yola koyulur.

Yolda; nasıl olur da sıradan bir Hintli, İngiliz Kraliyet Ordusu Subayına karşılık verme cüretinde bulunabilir? diye kızıyordu.

Söylene söylene karargâha varır, Generalin yanına gidip olayı anlatır ve o Hintli’yi alıkoymak için kendisinden asker ister.

General gururu kırılmış subayını dinledikten sonra onu alır bir odaya götürür. Odadaki kasalarından birini açar ve içinden 50.000 Rupiyi (Hint Para birimi) çıkarıp subaya verir:

“Bu parayı bugün sana tokat atan Hintliye ver ve ondan özür dile!”

Bunu duyan İngiliz subay yıkılır:

“Zavallı bir Hintli, İngiltere Kraliyet subayına vurup hakaret edecek ve karşılığında ondan özür mü dileyeceğim?” der.

General sinirlenir:

“Bu bir emirdir, derhal yerine getir!” der.

Subay çaresiz bir şekilde parayı alır, sora sora Hintli’yi bulur, ondan özür dileyip parayı ona teslim eder.

Bir servet değerinde olan parayı alan Hintli adam bu duruma çok sevinir. Bu parayla ev, araba alır. Kalan parasıyla iş yeri açar. İşleri iyi gider ve bir süre sonra bu şehrinde tanınan bir tüccar olur.

Aradan aylar geçer. Hintli adamın işleri yolunda gider. Bunu öğrenen General tokadı yiyen subayı çağırır:

“Zamanında sana tokat atan Hintliyi hatırlıyor musun?”

Subay:

“Unutmam mümkün mü efendim?” der.

General:

“Şimdi git onu bul ve en kalabalık bir zamanda onu tokatla, herkes de görsün!”

Subay hayretler içinde sorar:

“Efendim, bu Hintli kimsesiz iken ona vurmama izin vermediniz. Şimdi ise şehrin sayılan kişilerinden biri. Neden bu haldeyken ona vurmamı istiyorsunuz?..”

General gayet emin bir sesle:

“Endişelenecek bir şey yok. Sana dediğimi yap! Sen git onu tokatla hatta patakla ve gel!”

İngiliz subay Hintli adamın mağazasına gider.

İçerde epeyce müşteri var. İngiliz subay direkt adama doğru gider, adamı yakasından tutar ve tokatlamaya başlar. Adam yere düşer, ağzından kanlar akar ve sadece, “Neden komutanım?” der.

O Hintli adamın karşılık vermediğini ve bu halde bile kendisine saygıyla ”komutanım” dediğini duyan İngiliz subay hayretler içinde ve gururla generalin yanına döner.

General:

Seni pek sevinçli ve şaşırmış görüyorum, doğru mu? der.

Subay:

“Evet efendim. Neden karşılık vermedi? Hintliye daha önce vurduğumda çok sert bir karşılık vermişti. Ama bugün bu kadar tanındığı halde, mal, makam sahibi olmasına rağmen ona vurduğumda karşılık vermek bir yana, bana ‘neden komutanım’ dışında bir şey demedi.” der.

General:

“Ona daha önce vurduğunda izzeti, şerefi, haysiyeti vardı ve bu değerler Hintli adamın en büyük sermayesi idi. Hintli adam bu sermayesini korumak için sana karşılık verdi. Ama şimdi adamın serveti malı-mülkü oldu. Bunları kaybetmekten korktuğu için sana karşılık vermedi.”

Subay hayretler içinde Generali dinlemeye devam eder:

O Hintli, ona attığın son tokatta sessiz kalarak onurunu, haysiyetini paraya sattı. Onun için sana karşılık vermedi, der.

Siz siz olun onuru malda, mülkte, makam ve asabiyette aramayın. “Gâvurun” yanında ise asla onur aramayın, ararsanız Hintli’den beter bir zillet mukadder olur.

Onun için Rabbulalemin buyuruyor: …İnne’l izzete lillahi cema’a…