Bazı acılar vardır ki, kelimeler onları anlatmakta kifayetsiz kalır…

Kahramanmaraş’ta yaşanan o elim hadise de işte böyle bir acıdır. Hayatlarının başında, tertemiz kalpleriyle on yavrumuz ve bir öğretmenimiz bu dünyadan göçüp gittiler. Her bir hayat ayrı birer hikaye… Ancak dört isim var ki arkalarında unutulmayacak bir iz bıraktılar. Öyle ki bu hadise ibretlik bir menkıbe misali hafızalarda yerini aldı.

Kahramanmaraş’tan arkadaşımdan aldığım bir mesajı sizlerle paylaşmak istiyorum. Şehit Bayram Nabi Şişik’in babası İsmail Bey anlatıyordu;

“Oğlum ve üç arkadaşı “Mümin Kardeşler Grubu” adını koydukları bir WhatsApp grubu kurmuşlardı. Her daim hayırlı şeyler paylaşıyorlardı. Abdestsiz okula gelmemek üzere sözleşmişlerdi. Namazlarını vaktinde kılmaya gayret ediyorlar, bazen bizlere “Anne, baba namazımızı geciktirmeyelim” diye hatırlatmada bulunuyorlardı…

Henüz ömrünün baharında dört genç…

Dünyanın aldatıcı telaşına kapılmadan, birbirlerine hayrı tavsiye eden, ibadeti hayatlarının merkezine alan, temiz niyetlerle yol yürüyen dört arkadaş…

Ve kader… onları yine birlikte yazmış musalla taşına. Dört isim… dört yürek… dört umut… aynı gün, aynı olayda Rabbine yürüdü.

Bu tabloyu sıradan bir olay gibi görmeyelim; bir tesadüf mü, yoksa bize verilmiş bir mesaj mı?

Onları ve ailelerini tanımayan Antep’ten gelen akademisyenlerin sadece “acınızı paylaşmaya geldik” diyerek şehit evinde Kur’an okumaları…

Bir babanın, gözyaşları içinde ama teslimiyetle konuşması… “Ne mutlu onlara” diyebilecek bir iman sadakati…

Bunlar tesadüfi olabilir mi?

Bu dört evladımız bize şunu hatırlatıyor olabilir mi; “asıl mesele ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımızdır.

Asıl mesele, bu dünyadan ne götürdüğümüz değil; “Rabbimizin huzuruna hangi hal ile çıktığımızdır.”

Onlar kısa yaşamış olabilirler…

Ama dolu dolu yaşadılar.

Belki az konuştular…

Ama doğruyu konuştular.

Belki küçük bir çevreleri vardı…

Ama o çevreyi hayırla inşa ettiler.

Ve şimdi…

O “Mümin Kardeşler Grubu”, aslında hepimize bırakılmış bir miras olarak hafızalara kazındı.

Eğer bir toplum yeniden ayağa kalkacaksa, bu ancak böyle gençlerle kalkabilir.
İslam ahlakını rehber edinmiş, ibadeti hayatının merkezine koymuş, iyiliği yaymayı görev bilmiş bir gençlik…

Ancak o zaman bir medeniyet inşa edilebilir.

Bu hadise bize bir kez daha gösterdi ki; Hiçbir olay tesadüfi değildir. Her yaşanan, ibretlik bir ders niteliğindedir.

Bu dört evladımız…Belki bu dünyanın gözünde birer “kaybı” temsil ediyor.

Ama hakikat penceresinden bakıldığında, onlar birer kazançtır.

Onlar, ailelerine şefaatçi olacak cennet kuşlarıdır.

Onlar, bize yol gösteren sessiz kılavuzlardır.

Geride kalanlara düşen ise ağlamak değil…

İbret almak ve o istikamette yürümektir.

Çünkü kurtuluş; ibret alabilenlerindir.

İstikamet ise; kalbini hakikate açabilenlerin yoludur.

Bu arada; arkadaşım, kardeşim Şeref Kazıcının yeğeni Şura Nur Sevgi Kazıcı evladımıza rahmet ve ailesine baş sağlığı diliyorum.

Allah Şehit Bayram Nabi Şişik ile beraber bu dört evladımıza ve diğer şehitlerimize rahmet eylesin…

Mekânları cennet, makamları âli olsun…

Ve bizlere de onların yaşadığı gibi bir hayat yaşayabilmeyi nasip eylesin…

Amin!!!