Allâhümme bârik lenâ fi Recebe ve Şa’bân ve bellignâ Ramazan(Yâ Rabbi, bize Receb ve Şa’bân’ı mübarek eyle ve bizi Ramazan’a ulaştır) duaları eşliğinde “On Bir Ayın Sultanı”na bir kez daha eriştik.

*

Bir taraftan “Taleal Bedru Aleynâ” (ay doğdu üzerimize) muştusunu terennüm ederken, diğer taraftan sanki “Hüzün Yılı”nı yaşıyoruz... Her Ramazan’da olduğu gibi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa yine bâtılın en merhametsizi siyonistlerin işgali altında... Zulüm arş-ı âlâda...

Gazze’de 7 Ekim 2023’ten beri Filistinli mücahitlerin “Aksa Tufanı” operasyonuna karşı katil İsrail’in başlattığı asimetrik savaşta âdeta “küçük kıyamet” yaşanmakta...

Katil İsrail düzenlediği hava saldırılarında 200 bin tondan fazla bomba kullanarak, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te 80 bin mazlumu katlederken (katliamların yüzde 98’i Gazze Şeridi’nde gerçekleşti), 171 bin 743 kişi feci şekilde yaralandı. İmkânsızlık ve tıbbî malzeme yokluğundan kopan ve parçalanan binlerce kişinin uzuvları anestezi olmadan ampüte edildi. 46 bin çocuk yetim kaldı. 2 milyon 200 bin kişi tehcir zorlanırken (100 binden fazla Filistinli Gazze dışına göç etmek zorunda kaldı), 1 milyondan fazla insan bulaşıcı hastalığın pençesine düştü. 19 bini çocuk, 13 bini kadın olmak üzere 80 bin kişi eşi benzeri görülmemiş bir “soykırım”a uğradı, hâlâ da uğramakta... İsrail hapishanelerinde 350’si çocuk olmak üzere 9 bin 300’den fazla Filistinli insanlık dışı muamelelerle inin inim inlemekte...

ENKAZLARIN ALTINDA 8 BİN ŞEHİT VAR

(İsrail ordusu, 10 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe giren son ateşkese rağmen Gazze Şeridi’ndeki saldırılarını ve soykırım politikasını devam ettiriyor. İsrail tarafından 1539 kez ihlal edilen ateşkes ihlali sonucu 609 kişi hayatını kaybederken, 1623 kişi de yaralandı.)

Yıkılan binaların altındaki yaklaşık 8 bin şehidin naaşı çıkarılmayı beklerken, 4 bine yakın kayıptan haber alınamıyor... Bâtılı “belhüm adal”ların desteğini alan bir avuç katil Siyonist, doymak bilmeyen bir iştahla Müslüman kanı içiyor...

Tıpkı Srebrenitsa’da olduğu gibi...

Tıpkı Hocalı’da olduğu gibi...

Tıpkı Urumçi’de olduğu gibi...

Tıpkı Myanmar’da olduğu gibi...

İnsanlığın vicdanı sivil toplum kuruluşları kesintisiz eylemleriyle Gazze’deki “soykırımı” durdurmak için sokaklara inerken, İslâm dünyası suskunluğunu koruyor. Bırakın suskunluğu, mazlumların üzerine bomba yağdıranların ürettiklerini “boykot” etme cesaretini bile gösteremiyor.

Veyl olsun!..

(ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık edeceğini duyurduğu Gazze Barış Kurulu 19 Şubat’ta (bugün) Washington’da bir araya gelip, Gazze Şeridi için 5 milyar dolarlık insanî yardım ve yeniden inşa paketini açıklayacakmış. Katil İsrail yapılan 20 maddelik ateşkes anlaşmasına rağmen mazlumların üzerine bomba yağdırmaya devam ederken HAMAS tamamen silahsızlanmalıymış. Diğer taraftan ise katil İsrail’in Gazze’deki soykırımı perdelemek için Somaliland ve İran’da iç karışıklık hamlelerini devreye sokarken; çıkarılan yangının nereye sıçrayacağı, kimleri yakacağı, kaç can alacağı belli değil!..)

ÇOCUKLAR AÇLIK YÜZÜNDEN ÖLÜYOR...

Dünyanın en büyük açık hava hapishanesi iken, 7 Ekim 2023’ten bu yana dünyanın en büyük mezarlığına dönüştürülen Gazze’de ablukaya alınan Filistinli mustazafları siyonist İsrail’in bombalarının yanında; tehcir, yakıtsızlık, ilâçsızlık, hastanesizlik, açlık, susuzluk ve salgın hastalıklar öldürüyor. Gazze’de “taş üstünde taş, omuz üzerinde baş kalmayacak” diyerek saldırılarına kesintisiz devam eden Siyonist İsrail, harîm-i ismetimiz, dârüsselam Kudüs, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’da zulümde sınır tanımıyor. Gazze’de, Batı Şeria’da ve Doğu Kudüs’te sadece Filistinliler değil, insanlık da ölüyor.

Bu insanlık dışı ve asimetrik savaşta en çok da çocuklar katlediliyor... Bombalarla hunharca katledilen, zindanlara atılan, oyun ve oyuncağa hasret, evsiz, yurtsuz, anasız, babasız, gönülleri kırık, bedenleri yaralı, uzuvları kesilen, açlık, susuzluk ve salgın hastalıkların pençesinde can veren çocuklar... Hastane, doktor, ilaç, platin, atel, klips bulunamadığı için ampüte edilen çocuklar... Ot yiyerek, deniz suyu içerek hayatta kalmayı başarabilen, “çocuklar açlık yüzünden ölüyor; yeter, yardım edin” feryatlarıyla seslerini vicdanı kalmışlara duyurmaya çabalayan çocuklar...

Bre “belhüm adallar”; unutmayın ki “Hiç şüphesiz Allah her şeyin mutlak galibidir ve zalimlerden intikam alıcıdır. Ve vaadinden asla dönmez.”

“KOMŞUSU AÇKEN TOK YATAN BİZDEN DEĞİLDİR”

Dünyada 1 milyardan fazla insan tıka basa yemekten obezite hastalığına yakalanıp diyetisyenlerin kapısında çâre ararken; Filistinliler Gazze’de susuzluk ve açlıktan can veriyor. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizin, “Şarktaki bir Müslümanın ayağına diken batsa, garptaki Müslüman o ayağına diken batan kardeşinin acısını hissetmedikçe kâmil manada iman etmiş sayılmaz” uyarısını bir kez daha hatırlayarak Şehr-i Ramazan’a “hoş geldin” demekten hicap ediyoruz!..

Komşusu açken tok yatan bizden değildir” şiarına rağmen, özelde Filistin’de genelde bütün Ümmet coğrafyalarında zalimlerin postalları altında açlıktan feryat figan ede ede can verenlere aldırış etmeden; enva-i çeşit yiyecek ve içecekle donatılan sofralardaki “sahur” ve “iftar”larla bedenlerini tıka basa doyurup, ruhunu aç bırakarak merhameti ve dahi On Bir Ayın Sultanı Ramazan-ı Şerif’i incitenlerden olmaktan Allah’a sığınıyoruz!.. Çünkü böylelerinin yemesini içmesini bırakmasına (oruç tutmasına) Allah’ın ihtiyacı yoktur!..

“HASBÜNALLAHU VE Nİ’MEL VEKÎL...”

Gazze’de 7 Ekim 2023’ten beri kesintisiz yaşanan insanlık dışı vahşetlere...

Bomba ve tank paletleri altında ezilenlere...

Ana karnında kurşuna dizilen bebelere...

Yurtlarından sürülenlere...

Açız” demeye mecâli kalmamışlara...

İsrail’in saldırıları arasında yıkılmış mâbedlerinin enkazında, çadır mescidlerde ilk teravih namazını edâ edenlere...

Ellerini semaya açmış, gözyaşları içerisinde,“Hasbünallahu ve ni’mel vekîl, ni’mel Mevlâ ve ni’men nasîr” yakarışıyla arşı titretenlere yardım edemediğimiz için utanıyoruz!..

Zor günlerden geçiyoruz...

Bir Şehr-i Ramazan’ı daha kalpleri paramparça eden bir hüzünle karşılıyoruz...

Şerrin hayra galebe çaldığı bir zamanda, hicap ederek “başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluş” olan “On Bir Ayın Sultanı”na “hoş geldin” diyoruz...

Hoş Geldin, Yâ Şehr-i Ramazan...

***

HOŞ GELDİN, YÂ ŞEHR-İ RAMAZAN...

On dört asırdır...

Rahmetle başlayan...

Mağfiretle devam eden...

Cehennem’den âzâd muştusuyla zirveye çıkan...

On Bir Ayın Sultanı Ramazan, hoş geldin...

*

Sû-i zandan uzaklaştıran...

Hüsn-ü zanna yaklaştıran...

Günahları yakan...

Muttakîlikle tanıştıran...

Kur’an ayı Ramazan, hoş geldin...

*

Helâli haram kılan...

Varlıkta yokluğu hatırlatan...

Açlıkta tokluğu tattıran...

Cömertlikte yarıştıran...

İnfâk ayı Ramazan, hoş geldin...

*

Terâvîhle dinlendiren...

Mukabeleyle coşturan...

İtikâfla tefekküre daldıran...

Leyle-i Kadîr’le esenliğe kavuşturan...

Yâ Şehr-i Ramazan, hoş geldin...