0

Şahlanışa geçmiş Türkiye'nin hızını kestiler; ilk vahiyle İslam'a düşman olanlar… Gaza bastırdılar; Ömer'e, Ali'ye, Selahaddin'e, Fatih'e, Yavuz'a öfke fokurdayanlar… Son yıllarda her alanda saygınlığı artmış, başarıları ile dikkat çekmiş ülkeme, çelme taktılar, tam bağımsız Yeni Türkiye'ye ifrit olanlar… İttifak kurdular, kara Afrika'nın bahtını kara edenler, Filistin'i kanlı ve devasa açık hava tiyatrosuna çevirenler, Hiroşima'ya yüz binler zehirli ateş kusanlar, Kızılderilileri, zencileri kısaca kendinden olmayanları dünyanın nimetlerinden huzurundan insanlığından mahrum edip, her türlü puştluktan bıkmayanlar…

Asırlardır kendine yakışanı yapan Zift Akıl'ı anladıkta, asırlardır oyuna gelmeye alışık Müslüman'ı anlamakta zorluk çekiyoruz; uyanmıyorlar, oyuna gelmeye bıkmıyorlar… Belimizi büken bizim baygın Müslüman'ımız... Bizi yere yıkan, ayağımıza çelme takan kendi insanımız, yoksa haddine mi Zift Aklın başarıya ulaşması...

Ve diktatör dedikleri, özgürlük yok dedikleri, basın rahat değil dedikleri ülkede, her türlü numara çevirdikleri seçimler bitti. Aldıkları siparişi Pazar akşamı Zift Akla teslim ettiler… İstedikleri olunca mazeret kalmıyor. Memlekette trafoya girecek kedi bile kalmamış. Sevinin parçaladınız ve tümden bitirmek istediğiniz yükselişin ancak hızını kestiniz… Bu milletin gerçek inananlarını ve kanı bozuk olmayanlarını her türlü oyun asla kızıl elması olan Yeni Türkiye hedefinden alıkoymayacak… Gelelim seçim sonrası pişmanlığınıza, "Ah ben ne yaptım" bakışlarınıza…

Kaybetmeyi siz kendiniz istediniz… Kazanmaktan, başarmaktan, ayaklar üzerinde yiğitçe durmaktan hoşlanmıyorsunuz… Elbette kazanıyor, elbette ayaktasınız ama kirli kazanıp, kirli duruyorsunuz… Sizin durduğunuz yerde mukaddesat yok, sizin durduğunuz yerde Allah rızası yok, sizin durduğunuz yerde Peygamber yok, Kur'an yok, mümine kardeş olma heyecanı yok... Unutmayın sizin durduğunuz yere şanlı tarihin Kur'an ve iman fedailerinin alkışı yok… Kazancınız kirli, işbirliğinde bulunduklarınız, duruşunuz inadına kirli…

Allah yolunda kaybetmeyi, şeytan yolunda kazanmayı tutku derecesinde istiyorsunuz...Allah emrinin zıddını yapmak, sizi öyle hoşnut ediyor ki, içmeden sarhoş oluyorsunuz… Sizin hizmetinize bütün kainatı sunan Allah'ın rızasını kazanmamak, gönül birlikteliği içinde olduğunuz yere servet oluyor…

Bu ülkenin ayakları dolaşsın, tökezlesin ve tüm değerlerini düşürsün diye ne çalıştınız… Alçaklıkta oluşturduğunuz şirkete koyduğunuz sermayenin, çok azını hayır için, millet için yatırmış olsaydınız, işinize yarayacak kazancınız olacaktı... Şerefli kazanmayı, birlikte kazanmayı değil, Zift Akılla kazanmayı tercih ettiniz. Oysa onların karnesi her yönden sıfırın altında…

Ne eksikti?

Dağlar delindi, denizler delindi ama Pis Yedilinin vs. zehirlediği gençliğin yakasına musallat olan dizilerin ve Çılgın Dershane gibi filmlerin şerri delinemedi… Zehir şırınga eden diziler gençliği kudurttu… Öğrenme dönemindeki aklı başka şeylere…

13 yıl uzun zaman. Yedi yaşında olan çocuk, bu seçimde yirmili yaşlarda… Yedi yaşında bolluğa rahatlığa kavuşan çocuğa, sağlam karakter oluşturacak eğitim tatmin edici olmadı. Akıllı telefonların, tabletlerin aklına zehir akıtmasına yeterince engel olunamadı; baskın çıkacak, dikkat çekici alternatifleri sunarak... İnsanın ve kainatın yaradılış gayesini düşünmeye fırsat vermeyen, zararlı ama cezbeden çirkinlikler gençliğe gel gel dedi ve gençlik sandıkta memleketin menfaatini tercih etmedi... Anne ve babalar mı? Elleri meşgul, gözleri meşgul; evlatları yanlış seçime sevk eden alt yapı oluşturulurken…