Türkiye'de son yıllarda konut fiyatlarını, yükselen kiraları, kredi maliyetlerini ve daralan alım gücünü konuşuyoruz. Peki, dünyanın diğer ülkelerinde durum farklı mı? Ekonomileri güçlü ülkelerde konut satın almak daha mı kolay? 2026 yılı verilerine baktığımızda konut sorununun yalnızca Türkiye'ye özgü olmadığını görüyoruz. Ancak ülkeler arasında önemli farklılıklar var. Bazılarında satışlar gerilerken bazılarında fiyatlar yükselmeye devam ediyor. Avrupa'da konut fiyatları yükselmeyi sürdürüyor. Eurostat verilerine göre Avrupa Birliği'nde konut fiyatları 2026'nın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre %4,7, kiralar ise %3 arttı.

İspanya bu konuda dikkat çeken ülkelerden biri. Konut fiyatları aynı dönemde yıllık %12,2 yükselirken ağustos ayında konut satışları da geçen yılın aynı ayına göre %3,4 arttı. Yani fiyat artışı, satışların tamamen durduğu anlamına gelmiyor. Almanya'da ise daha sakin bir piyasa söz konusu. Konut fiyatları ikinci çeyrekte yıllık yalnızca %0,6 yükseldi. Türk yatırımcıların da yakından takip ettiği Yunanistan'da da fiyat artışları devam ediyor. Yunanistan Merkez Bankası verilerine göre daire fiyatları ikinci çeyrekte yıllık %5,5, Atina'da ise %5 arttı.

ABD'de satışlar zorlanıyor

Amerika Birleşik Devletleri'nde eylül ayında ikinci el konut satışları bir önceki yılın aynı dönemine göre %2,2 geriledi. Buna karşılık ortanca konut satış fiyatı %1,3 artarak 417.500 dolara ulaştı. İngiltere'de ise ağustos ayında yıllık konut fiyat artışı %0,9 ile sınırlı kalırken eylül itibarıyla ortalama aylık kiralar 1.406 sterline ulaştı. Bu örnekler, konut piyasasında satışların yavaşlamasının her zaman fiyatların düşmesi anlamına gelmediğini gösteriyor.

Peki Türkiye'de durum nasıl?

TÜİK verilerine göre Türkiye'de eylül ayında 142.390 konut satıldı. Satışlar geçen yılın aynı ayına göre %9,3 gerilerken ikinci el konut satışlarındaki düşüş %15,3 oldu. Elbette ülkelerin ekonomik koşulları, gelir düzeyleri, kredi sistemleri ve konut üretim kapasiteleri birbirinden farklı. Dolayısıyla tüm piyasaları aynı ölçütlerle değerlendirmek doğru değil. Ancak ortak bir sorun var: Konut fiyatlarıyla hane halkının satın alma gücü arasındaki dengesizlik. Nitekim Avrupa Komisyonu da eylül ayında konuta erişimde yaşanan krize dikkat çekerek uygun fiyatlı konut arzını artırmaya yönelik yeni düzenleme önerileri sundu. Artık mesele yalnızca konut satabilmek değil, konuta ulaşabilmek. Bir gayrimenkul danışmanı olarak konut piyasasının sağlığını değerlendirirken yalnızca satış adetlerine ya da fiyat artışlarına bakmanın yeterli olmadığını düşünüyorum. Asıl üzerinde durmamız gereken, çalışan bir insanın geliriyle konut sahibi olmasının ne kadar mümkün olduğu, gençlerin ilk evlerine hangi koşullarda ulaşabildiği ve kiraların aile bütçesinden ne kadar pay aldığıdır. Çünkü güçlü bir konut piyasası, yalnızca fiyatların yükseldiği değil, insanların barınma ihtiyacını karşılayabildiği piyasadır.

Konut krizinin coğrafyası değişse de temel soru aynı: Ev sahibi olmak giderek bir ayrıcalığa mı dönüşüyor?