Amerika’da başlayan ve bütün dünyayı saran “Büyük Buhran” ekonomik krizle izah ediliyordu. Bu günkü buhranı ise Amerikan’ın liderliğindeki emperyalist Batı ve Siyonist İsrail’in yüz milyonlarca insan hayatını heder etme pahasına dünyayı sömürme hevesinin sonucudur.
Büyük Buhran kapıda!
Tarihi daha gerilere de götürebiliriz ama Osmanlı’nın yıkılışını milat alarak, yüz yıldır dünyayı savaş alanına çeviren, sömürerek elde ettiği zenginlikle maskeli balo düzenleyen ve zorbaca yöntemlerle insanlığın ruhunu zehirleyen Batı medeniyetinin hızlı bir şekilde çöküşünü izliyoruz.
İnsanlık namına savunduğunu iddia ettiği her değeri menfaat söz konusu olduğunda umursamayan, askeri siyasi ve ekonomik gücünü zulüm ve sömürü için kullanan Batı, sadece ekonomik ve siyasi olarak değil artık ruhen de dikiş tutmaz halde.
Küreselleşme, Avrupa Birliği, Batı ittifakı, Batı değerleri gibi söylemlerle kendi dışında gördükleri her ülkeyi istediği gibi sömüren ve kullanan Batı ülkelerinin birbirlerine barbarca saldırdıklarını da göreceğiz çok yakında.
Batı, Barbarlığın merkezidir. Asırlar boyunca birbirleriyle savaşmış, halkı ancak asker ve maraba olarak görmüş, sadece gücü kutsamış ve güce boyun eğmiş bir zihin genetiğine sahiptir. 2. Dünya Savaşından sonra temelini “dünyada bu kadar sömürülecek ülke ve halk varken neden birbirinizle savaşıyorsunuz? Sömürü alanlarını belirleyin ve birlikte sömürün” anlayışının oluşturduğu Birleşmiş Milletler-AB- NATO vesair kurumsal yapılarla birbirleriyle savaşmamazlık anlaşması yapmışlardı. Sömürü çarkından nemalanan ve sömürdükleri ülkelerde yaptıkları soykırımların üstünü örtmeye yarayan birleşik ittifak.
Sömürülenler ayağa kalktıkça sömürenler diz çöküyor. Batının, sömürü düzeni bozuldukça çöküşü hızlanıyor. Afrika’da Asya’da dünyanın pek çok bölgesinde sömürüyle elde ettiği zenginlik kanalları tıkandıkça zayıflıyor kontrolü kaybediyor. İnsani anlamda doğru düzgün gerçek bir değeri olmadığı için sadece zenginlik ve refah ile kurdukları düzen, zenginlik elinden çıktıkça bozuluyor. Batının zengin müreffeh kendi içinde barış halinde yaşadığı hayatı sömürüye dayalıdır. Sömürü azalınca refah seviyesi düşüyor, pastadan pay kapabilmek için birbirlerine bıçak bilemeye başlıyorlar.
Batı medeniyeti artık dünyaya verebileceği pek bir şey kalmadı. Özellikle 7 Ekim Aksa Tufanı sonrasında Siyonist İsrail’in yaptığı vahşeti destekleyip soykırım suçuna ortak olmaları ve insanlığa empoze ettikleri her değeri ayaklar altına almaları Batının zaten çürümekte olan ruhunu da çökertti. Demokrasi insan hakları çocuk hakları kadın hakları soykırıma karşı duruş basın özgürlüğü ifade özgürlüğü medya özgürlüğü akademinin bağımsızlığı hukuk uluslararası hukuk… Bunların hiçbirisi İsrail soykırımında geçerli olmadı.
Siyonizm emperyalizmin motor gücü, ahmak fil ABD ve diğer Batı ülkelerinin de robotik beyni oldu. Siyonistlerin Arzı Mevud hayali, Batının dünyayı sömürme iştahıyla birleşince on yıllar boyunca Müslüman Dünya başta olmak üzere mazlum yalnız ve zayıf ülkeleri talan ettiler.
Ama zulüm ile âbad olunmaz!
Son haftalarda pek çok Avrupa ülkesi halkına hazırlık yapması için çağrıda bulunuyor. Üç gün beş gün bazıları bir ay bazıları 90 gün dayanabilecek şekilde gıda su ilaç hijyen malzemesi radyo pil ve para stoklamaları uyarısında bulunuyorlar.
Son bir ayda çeşitli Avrupa ülkelerinde değişik şekilde darbe girişimleri, iktidar değiştiren kitlesel sokak gösterileri, yağmalamalar, mahkeme baskınları, en kritik birimlerde patlak veren casus skandallarıyla Avrupa artık hiç güvenli değil…
Seçimlerde faşist partiler kazanıyor, milliyetçi söylemler baskın geliyor, sömürdükleri ülkelerden gelen “yabancılara” karşı nefret artıyor.
Rusya ile Ukrayna-Avrupa savaşı yayılacak mı yoksa bir anlaşmaya varılacak mı belli değil. Ama Polonya’da CIA-Almanya darbe girişimi olduğu söylenen hamleye bakılırsa Avrupa savaşı büyütmeyi istiyor. İran-Hürmüz Boğazı meselesiyle krize giren enerji-petrol meselesi ise pek çok ülkeyi ekonomik olarak zorlamaya başladı.
Azerbaycan’ın kendisini ABD-İsrail blokuna konumlandırıp ülkemize sırtını dönmesi beklenmedik bir durum değil. ABD ve İsrail’in, İran’a yapmak istedikleri ağır saldırının yanında, Çin’e karşı Türkistan-Asya yol hattını bu ittifaklarla korumak istiyor belli ki. Tabi ki Türkiye’yi bu hattın dışında tutarak…
İsrail açısından en önemli sorun Türkiye. Türkiye’yi savaşarak durduramayacağını biliyor. Bölgede harekete alanını daraltıp yalnızlaştırarak “en azından kontrol altında tutmak, değilse ittifak ettiği ülkeler üzerinden kuşatmak” niyetinde. Akdeniz’de önümüzü kesmek için Yunanistan ve Kıbrıs üzerinden hem Avrupa Birliğini işe dahil ediyor hem de o bölgelerde yerleşiyor. Kıbrıs’ta harıl harıl yapılanma içinde olduğu da herkesin malumu zaten.
Aylardır dile getiriyoruz. Büyük savaş kapıda. Avrupa ile Rusya, İran ile ABD İsrail savaşı bir yana, nihayetinde namlu asıl olarak ülkemize dönecek. Kim hazır olursa o ayakta kalacak. Hem devlet olarak hem birey olarak. Millet olarak suni gündemlere kulak vermeden hazırlığımızı yapmalıyız.