Kemalist Totaliter Rejimdeki kariyeri
İstik̆l̃âl̃ Harbi’ni müteâk̆ib evvelâ Konya’da Harb Târihi Şûbe Müdür Muâvinliğine, müteâk̆iben Müdürlüğüne tâyîn edildi:
“Şûbe Müdürü, hocam General Pertev (Demirhan) idi. Bu vazîfe, alay komutanlığına muadil idi. Lâkin kaza ve kaderin kopardığı zincir tekrar bağlanıyordu. Müteakiben harp tarihi şubesi müdürü oldum. Konya bin metre yüksekliğinde, rutubetsiz, bol güneşli bir yayladır. İklimi, [Macaristan’daki] Tatra’dan bin kat güzeldir. Konyada tamamen iyileştim.” (Erden, İsmet İnönü 1952: 145)
İyileşmesini müteâk̆ib:
“İzmir Müstahkem Mevki Komutan Vekili, İzmir Müstahkem Mevki Komutanı oldum. General oldum.” (Erden, İsmet İnönü 1952: 145)
Mirlivâlığa terfî târihi, 1926’dır. (Türk Ansiklopedisi, 1968: 15/275 )
“1930 da Diyarbakırda Kolordu Komutanı oldum. Korgeneral oldum.” (Erden, İsmet İnönü 1952: 145)
Mustafa Kemâl, Ali Fethi ve Mustafa İsmet’le aralarında 1900’lü senelerde Harbiye ve Erk̃ânıharbiye Mektebleri’nde ve Macedonia Risorta Locası’nda başlıyan sarsılmaz dostluğun yeni bir tezâhürü olarak, 1931’de Harb Akademisi Kumandanı tâyîn edildi ve on sene bu mevk̆ii işgâl̃ etti:
“Harp Akademisi Komutanlığına tayin edildim. On yıl [1931 – 1941] bu vazifeyi ifa ettim.” (Erden, İsmet İnönü 1952: 145)
Harb Akademisi Kumandanlığını müteâk̆iben III. Kolordu Kumandanı tâyîn edildi:
“Kıta [Kıt’a] sicilleri belirli bir müddet zarfında yenileşmek [yenilenmek] gerektiği için, İkinci Cihan Harbi esnasında, Çatalca hattında III. Kolordu Komutanı oldum; yani üçüncü defa Kolordu Komutanı (birinci defa, 1917 yılında, önce Hicaz çölünde, sonra Şeria cephesinde VIII. Kolordu Kumandanı) olmak üzere III. Kolordu Komutanı oldum. Askerî Yargıtay Başkanı oldum, Orgeneral oldum.” (Erden, İsmet İnönü 1952: 145)
1945 – 1946 senelerinde Askerî Temyîz Mahkemesi Reîsliğini deruhde etti. (Emekli Orgeneral Ali Fuad Erden, Birinci Dünya Harbinde Suriye Hâtıraları, İstanbul: Halk Matbaası, 1954, s. 280)
1947’de “Orgeneralliğe” terfî etti.
1948’de Millî Müdâfaa Yüksek Hey’eti Umûmî K̃âtibi iken tekâüd oldu:
“Millî Güvenlik Kurulu genel sekreteri iken 1948 de emekliye ayrılmıştır.” (Türk Ansiklopedisi, 1968: 15/275)
Bundan sonra, kendini, daha ziyâde hâtırât mâhiyetinde eserlerin têlîfine vakfetti.
Vefâtı, cenâzesi
Bu meşgûliyetler içindeyken, yukarıda vefât îlânına istinâden kaydettiğimiz gibi, 12 Mayıs 1957’de, Beyoğlu, Firuzağa, Kamacıusta Sokağı’nda kâin Gökdeniz Apartmanı’ndaki dâiresinde vefât etti ve Bâyezid Câmii’nde öğle namazını müteâkib kılınan cenâze namazından sonra Merkez Efendi Kabristanı’ndaki âile makberesine defnedildi.
1900’lü senelerin dörtlü arkadaş grupuna mensûb arkadaşları, yaşadıkları müddetce ona vefâ gösterdiler. “Mutlak Şef”, onu el üstünde tuttu. Kezâ “Millî Şef” de… Kendisinden 16 sene sonra vefât eden bu can ciğer arkadaşı, onu, cenâzesinde de ihmâl etmedi. Devrin gazetelerinden öğrendiğimize nazaran, o, bunun için Ankara’dan İstanbul’a intikâl̃ etmiş ve cenâzesinde hazır bulunmuştur:
“C.H.P. Genel Başkanı İsmet İnönü evvelki gün vefat eden emekli Orgeneral Ali Fuat Erden'in bugünkü cenaze merasiminde bulunmak üzere şehrimize gelmiştir. İnönü, oğlunun arabasına binerek doğruca, merhum emekli Orgeneral'in Cihangir'deki evine giderek tâziyede bulunmuştur.” (Akşam, 14.5.1957, s. 1, resimli haber)
“İnönü şehrimizde - C. H. P. Genel Başkanı Ismet lnönü. emekli Orgeneral Ali Fuad Erden ve eski Maliye Bakanlarından Fuad Ağralının cenaze törenlerlnde hazır bulunmak üzere dün uçakla Ankaradan gelmiştir. Buna dair haberlerimiz beşinci sahifededlr. Resimde İnönü, hava meydanında kendisini karşılıyan gelini ile görülmektedir.” (Cumhuriyet, 14.5.1957, s. 1, resimli haber)
“İnönü geldi… C.H.P. Genel Başkanı İsmet İnönü evvelki gün vefat eden emekli Orgeneral Ali Fuat [Fuad] Erden’in bugünkü cenaze merasiminde bulunmak üzere dün şehrimize gelmiştir. İnönü, oğlunun arabasına binerek, doğruca, merhum emekli Orgeneral’in Cihangir’deki [Firuzağa’daki] evine giderek taziyede bulunmuştur.” (İlhan Demirel, Milliyet, 14.5.1957, s. 1, resimli haber)
Ali Fuad Erden’in cenâzesi, 15 Mayıs 1957 târihli Milliyet’te, manşet haberdi… Sağdaki resimde, Mustafa İsmet İnönü, talebelik çağından beri can ciğer dostu ve Dâvâ arkadaşı olan Erden’in cenâzesini teessür içinde tâk̆îb ederken görülüyor…
***
Mütekâid “Orgeneral” Ali Fuad Erden’in 14 Mayıs 1957’de icrâ edilen cenâze merâsimini, ertesi günki Milliyet gazetesi, manşet haber yapmıştı:
“Ali Fuat Erdem [Ali Fuad Erden] defnedildi... Emekli Orgeneral Ali Fuad Erden’in cenazesi, dün törenle kaldırılmıştır. Merhumun cenazesi Firuzağa’daki evinden alınmış ve namazı Beyazıt camiinde kılındıktan sonra Merkezefendi’deki aile kabristanına defnedilmiştir. Törende İsmet İnönü, Günaltay ve Nurettin Baransel ile birçok yüksek rütbeli subaylar hazır bulunmuştur.” (İlhan Demirel, Milliyet, 15.5.1957, s. 1)
Hattâ, Mustafa İsmet İnönü’nün, sâdece Ali Fuad Erden’e değil, onun ölümünden sonra, âilesine dahi vefâ gösterdiği dikkati çekiyor. Nitekim, babasının vefâtından çok sonra (9 Mayıs 1963’te, Lâçin Ökmen’le) evlenen Aylâ Erden’in düğününde de (eşi Mevhibe Hanım’la berâber) hazır bulunduğu, ona bir nevi babalık yaptığı o günki gazetelerin havâdislerindendir:
“Başbakan İnönü, dün, Tuzla’daki porselen fabrikasının açılışında hazır bulunmuş, gece de Aylâ Erden ile Lâçin Ökmen’in, Perapalas’taki düğününe gitmiştir. 26 yaşındaki gelin, emekli Orgeneral Fuat Erden’in kızı, 30 yaşındaki damat ise eski Başbakan Yardımcılarından Mümtaz Ökmen’in oğludur. Lâçin Ökmen hâlen Tuzla’daki jip fabrikasının müdürüdür.” (Hürriyet, 10.5.1963, s. 1; https://istanbulansiklopedisi.org/handle/rek/15533; 7.8.2026)
Ali Fuad Erden’in Bedia Reyent’le izdivâcına İnönü vesîle olmuştu
Yukarıda, Ali Fuad Erden’in eşinin “İzmir eşrâfından Şerif Paşa'nın kızı” Bedia Reyent (ö. Zürih, 27.9.1964, Zeytinburnu Merkez Efendi Mez.) olduğunu kaydetmiştik. Erden’i, İzmir Mevk̆i Kumandanı iken, bu hanımla tanıştıran can ciğer arkadaşı İsmet İnönü idi.
O, çok istemesine rağmen, arkadaşının düğününde bulunamamış, ama, hiç olmazsa kızı Aylâ Hanım’ın düğününü şereflendirmiş ve ona babalık yapmıştı.
Bedia Hanım, o zamanlar Türk hanımlarında değil, sâdece Sabataî hanımlarda görülen vasıflara sâhibdi: Amerikan Mektebinde okumuş, birkaç lisân bilir, sosyetik, kadınlı erkekli toplantılara katılır, erkeklerle dans eder ve onlarla dengi dengine konuşur…
Erden, 1928 Haziranında evlendiği Bedia Hanım'la, İzmir'de, 1926 baharında, İnönü'nün tavassutuyla nasıl tanıştığını İnönü hakkındaki kitabının “İki Suvare” başlıklı 37. Faslında hik̃âye ediyor:
“1926 baharı. İzmir'de Müstahkem Mevki Kumandanıyım. Başvekil İsmet Paşa İzmir'e geldiler.
“Naim Palas'da bir suvare. İsmet Paşa genç, güzel, zeki bir bayanla konuşuyordu. Sonra, dans ettiler. Bu bayan, İzmir Fransız Konsolos muavininin eşiydi.
“Türk aileleri de vardı. Fakat İsmet Paşa ile konuşan bir Türk hanımı yoktu. İsmet Paşa ile dans etmek kolay; fakat onun zeki muhaveresine nüfuz ederek onunla konuşmak zor idi. Bundan teessür duydum ve İzmirlilere sordum:
‘- İzmir'de İsmet Paşa ile konuşabilecek bir Türk hanımı yok mu?'