Okulda şiddet konusunda nice yazı kaleme aldık.
Uygulanmakta olan 12 yıl mecburî eğitim modelinin, şiddetin gittikçe artmasının önde gelen sebepleri arasında yer aldığını sürekli olarak yazdık ve söyledik.
İktidara en yakın sendika olan Memur-Sen’e bağlı Eğitim-Bir Sen de bu konuda çalışmalar yaptı, rapor hazırladı.
Rapora göre, öğretmenlerin yüzde 93,8’i, yöneticilerin yüzde 97,1’i, öğrencilerin yüzde 78,5’i, velilerin yüzde 78,8’i, zorunlu eğitimin 12 yıllık süresini uzun bulduğunu belirtiyor ama nedense bu konuda adım atılmıyor!
Çözüm belirsiz zamanlara bırakılıyor!
Bu süreçte ne iktidar medyasının, ne de iktidar karşıtı medyanın dikkatini çekebiliyoruz maalesef.
Medya işleri iyice tavsıyor.
Saçma sapan konuklar, saçma sapan muhabbetler!
Toplumun, ülkenin maneviyatına dinamit niteliğinde nice program!
Medya böyle.
Siyasetin işi başından aşkın…
Vatandaşların en az yüzde 40’ı siyasete küskün.
MANEVİ VATAN’ın zemini kayıyor!
Bu durumu da çok az yazar kafaya takıyor!
*
İstanbul’dan gelen acı haberi biliyorsunuz:
Öğretmen Fatma Nur Çelik Hanımefendi, 17 yaşındaki öğrencisi F.S.B. tarafından sınıfta vahşice bıçaklanarak katledildi.
Aynı saldırıda araya girmeye çalışan başka bir öğretmen Z.A. ile 15 yaşındaki öğrenci S.K. bıçak darbeleriyle yaralandı.
Neresinden bakarsanız bakın, yürek yangını, hem de güzelim Ramazan ikliminde.
Rabbim Fatma Nur Çelik Hanımefendi’ye rahmet eylesin, yaralılarımıza şifa versin.
Şiddet, her yerde şiddet!
Bilhassa okullarda şiddet!
Nice öğretmenimizle konuştuk, buralarda yazdık, ekranlarda anlattık:
Özellikle liselerimizde tedirginlik had safhada.
Eğitimin 12 yıl boyunca mecburi olmasından dolayı okula zoraki giden genç, ortamın huzurunu bozmak için elinden geleni yapıyor.
Okula zoraki giden genç, okumaya hevesli olana zarar veriyor.
Öğretmen, “isyankâr” gençlerle uğraşmaktan, diğerlerini mecburen ihmal ediyor.
Dışarıda kötü arkadaşlar edinen, “çetelere” ve çok kötü alışkanlıklara bulaşan gençlerden bazıları, işi iyice serseriliğe, kabadayılığa vuruyor.
Öğretmeni tehdit edecek kadar ileri gidiyor.
Bu gençleri ıslah etmeye çalışan öğretmenlerin büyük bölümü başarısız oluyor, zira; sokak, sosyal medya, bazı televizyonlar sürekli olarak “şiddet” propagandası yapıyor!
Birçok okuldaki halim, selim öğrenciler büyük zorluklar çekiyor.
Akran şiddeti denilen, en çok liselerimizde görülüyor.
Kendilerine “belâlı” havası veren tiplerle uğraşmak çok zor.
Kışkırtılmış gençleri, okul imkânlarıyla nasıl ıslah edeceksin?
Okumak isteyenlerle, okumamak ve okuldaki düzeni sabote etmek için ellerinden geleni yapanların bir arada tutulduğu ortamlarda huzuru nasıl sağlayacaksın?
Herkes için evladı çok kıymetli; okulda haylazlık yapan ve bundan dolayı birazcık cezalandırılan gençlerden bazılarının anne babaları hemen okulu, müdürü, öğretmeni suçluyor!
Hatta saldırıyor!
Okul idarecileri ve öğretmenler nasıl başa çıkacak bu tabloyla?
Eğitim problemleri malûm; öğretmen yetiştirme mekanizmaları nasıl acaba?
Buraya da girersek, çıkamayız içinden!
Bir de TÜİK rakamlarına bakın; boşanmalar rekor kırmış, evlenme isteği iyice azalmış…
Boşanma davaları ve boşanmalar arttıkça bunalımlı çocukların, gençlerin sayısı da artar.
Evde huzur bulamayan genç büyük ihtimalle bunalıma girer, sokağın okulun huzurunu bozar!
Suça bulaşan gençlere bakın, tamamına yakını ailesinden güven, sevgi, huzur duygularını alamayanlardır.
Bütün bilimsel araştırmalar da bu durumu ortaya koymaktadır.
Aileyi yaşat ki devlet yaşasın!
Maalesef, en fazla buradan vuruluyoruz.
Huzurlu aile ortamı çocuğu, genci rahatlatır.
Boşanmış ya da boşanma sürecinde olan ailelerde büyüyenlerin iç huzuruna erişebilmeleri, sevebilmeleri çok zordur.
Gencin elinde güzel bir meslek varsa, sevdiği işi yapıyorsa sıkıntıların çoğu hâl yoluna girer…
Aile huzursuzsa, elde meslek yoksa, yarınlara dönük ümitleri kırıksa, maneviyatı yerlerde sürünüyorsa…
Bu ortamdaki bir genç ne yapar?
Ben çok olumsuz şartlarda büyütüldüm, çok sıkıntılar çektim, sevgisizlik, ilgisizlik batağında kaldım.
Rabbim, namaza tutundurdu beni.
Mesleğimi de sevdim.
Kendimi biraz olsun toparlayabildim.
Bunlar olmasaydı, Allah bilir ne hallerdeydim!
*
Gencin manevi dünyasını ihmal etmeyeceksin.
Kabiliyetlerini zamanında keşfetmesine yardımcı olacak, hayırlı işlere, mesleklere yönlendireceksin.
Meslek eğitiminiz “okumak istemeyenlerin toplandığı” yerler olmayacak.
Zamanında kabiliyetlerine, arzularına uygun mesleklere zamanında yönlendirilmiş çocukların, gençlerin bir araya geldiği yerler olacak!
Bazı televizyon kanalları böylesine başlarına buyruk olamayacak, MANEVİ VATAN’ın dibine dinamitler yerleştiremeyecek!
Kanunlarınız ve uygulamalarınız MANEVİ VATAN’ın kalesi olan ANADOLU AİLESİ’ne zarar vermeyecek…
*
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bu meselelerle dertlendiğini, çözüm için elinden geleni yapmaya çalıştığını…
Lâkin bazı noktalarda önünün tıkandığını biliyorum.
Nereden mi biliyorum?
Yüzündeki çile izleri anlatıyor bana, birçok şeyi!