Ağaçlar tomurcuklarını yemeye başladığında çiçek açar, bahar gelir mi? Kuşların yuvası bozulduğunda dallardan kuş sesleri yükselir mi? Bulutlar merhamet yağdırır mı çocuklar ölürken? Büyükler küçüklerin düşmanı kesildiğinde, kalemin yerini bombalar aldığında çocuk bahçeleri oyun bahçelerine dönüşebilir mi? Ağaçlar çiçekleri korkutmamalı. Uçaklar kuşları ürkütmemeli. Bulutlar çimenlere küsmemeli. Bombalar kalemlerin üstüne düşmemeli. Çocuk bahçeleri çocuk mezarlarına dönüşmemeli. İnsanlık insanın üzerine abanmamalı. Hayatın ritmini bozan her şey onun düşmanıdır. Mayası bozulduğunda ekmek de insan da kültür de kokar. Kokuşmuş kültürlerden medeniyet çıkmaz. Medeniyet gidince insanlık ölür, insan da onun altında kalır. Ne yazık ki kültürün, medeniyetin, insanlığın geldiği yer tam da burası. Ne yazık ki özünü yitirmiş bir insanlık insan soyunu tüketmek üzere ve bizler de onun şahidi olmanın bir adım ötesine geçemiyoruz.
Evet, elbette karamsar bir süreçten geçiyoruz ve elimizden bir şey gelmiyor. Ortağı değilse de kötülüğün hem de susan şahidi oluyoruz. Ancak karanlığın en zifir noktasında ortaya çıkmak için bekleyen bir aydınlık mutlaka vardır. Umudun tükendiği yer aynı zamanda belki de başladığı yerdir. Kim bilir belki insanlık da düştüğü yerden kalkar, elinden tutup kaldırır birileri. Çünkü gerçekten de dökülmeyi reddeden tomurcuklar, yuvasına sahip çıkan kuşlar var. Kalemin bombaları susturacağına, kırılan kalbin ve bozulan zihnin tamir edileceğine inanan insanlar var. Onlar, o insanlar, o insanlık savaşçıları kim bilir belki de şimdiden dünyanın bir yerinde sessizce başladılar iyilik yolculuklarına. Kim bilir belki de dünya bir taraftan bozguncuların saldırılarına maruz kalırken öteki taraftan onarmanın kaygısını taşıyan insanların taze nefesiyle dengeleniyor. Ki m bilir belki de kader dünyayı yakan ateşi söndürmek için ufuklardan yağmur bulutlarını seyre çıkardı da haberimiz yok.
Doğrusu, geçen gün biraz da tesadüfen böylesi rahmet yüklü bir bulut kümesine rastladım. Gebze Belediyesi ile İstanbul Medeniyet Üniversitesi ortaklığında organize edilen “Cevher Çocuk” projesi yüreğime su serpti. İstanbul Medeniyet Üniversitesinin değerli rektörü Prof. Dr. Gülfettin Çelik ile Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz kafa kafaya vermiş, yanlarına Rektör Yardımcısı Yaşar Bülbül’ü de alarak harika bir iş çıkarmışlar. Büyüklerin bozduğu dünyayı çocuklar tamir edecek mantığıyla ilkokul 3 ve 4. Sınıflarından oluşan 40 kişilik bir seçkin öğrenci topluluğuna iki yıl boyunca Türkçe, Matematik, Fen bilimlerinin yanı sıra çocuklara hayatı yorumlatacak, insanı ve onun özünü kavratacak daha derin bilgiler de verilecek. Cevher Çocuk Projesi iki yıl sürecek ve örgün eğitimlerini kesintiye uğratmadan on haftayı kapsayacak şekilde planlanmış. Bu yolla çocukların analitik düşünme, üretkenlik ve gündelik hayata yönelik pratik becerilerini geliştirmeyi, edindikleri bilgileri etkin biçimde kullanmayı, karşılaştıkları sorunlara çözüm üretmeyi, özgün fikirler geliştirmeyi, öğrendiklerini yaşamın farklı alanlarına aktarmayı planlıyorlar. Program kapsamında WISC-4 zeka değerlendirme test sonuçlarıyla sürece dahil edilen öğrenciler; üretkenlik, yenilikçilik, girişimcilik, yaşam becerileri, yazılım, yapay zeka, gastronomi, nümizmatik ve felsefe alanlarını içeren sekiz farklı modülde eğitim alacaklar. Bütün bunlardan anlaşıldığı gibi Cevher Çocuk öğrencileri teknik bilgilerin yanı sıra teori-pratik uyumunun olduğu sosyal bilgiler eğitimi ve hayata insanca bakmanın yöntemlerini öğrenmiş olacaklar.
Program kapsamında açılış konuşmasını yapan ve bir anlamda ilk dersi veren Prof. Dr. Gülfettin Çelik’in mealen söylediği gibi, üniversiteler ürettikleri bilgileri sadece üniversite-sanayi işbirliklerine veya bilginin yaygınlaştırılması süreçlerine değil aynı zamanda geleceğin teminatı olan çocuklara, onların sağlıklı yetiştirilmesine de hasretmeli. Çocuklarındaki cevheri ortaya çıkaramayan, onlardaki potansiyeli keşfedemeyen hiçbir kültür medeniyete dönüşemez. Çocuklar medeniyetin mayasıdır. O maya doğru işlenmedikçe insan, insan doğrulukla buluşmadıkça insanlık kurtulamaz. Öyle görünüyor ki adı “medeniyet” olan bir üniversite tarafından yapılan bu hamle süreç zedelenmelerine uğramazsa buradan hatırı sayılır bir netice elde edilecek, bu proje ağacından yeşeren her tohum çiçek açacak, her çiçekten yeni filizler fışkıracak.
Medeniyeti medeniyetin çocukları kurtaracak; medeniyet adı altında gittikleri her yere ölümü, acıyı, ayrılığı ve kötülüğü götürenler değil. Unutmayalım ki Donald Trump da bir zamanlar çocuktu ve dünyanın diğer ülkeleri gibi onların eğitim müfredatı da iyi insan yetiştirmeyi kayıt altına alıyor, gelgelelim Trump dünyaya kötülük saçıyor. Onların müfredatı da ahlaklı olmayı buyuruyor ama Epstein Dosyası gösterdi ki o dünyanın en ahlaksız insanlarından biri. Onların müfredatı da dürüst insan yetiştirmekten dem vuruyor ama o adım başı yalan söylüyor. Onların müfredatı da insanları sevmeyi telkin ediyor ama o bırakın insan sevgisini dehşetengiz bir nefretle yüzlerce ilkokul öğrencisinin katledilmesi emrini gözünü kırpmadan verebiliyor. Dünyanın bütün müfredatları insanı akıl ve sağduyuya davet ediyor ama dünyayı bir deli yönetiyor. Çocuklara önem vermemiz gerektiğini bundan daha iyi örnekleyecek bir olay var mı? Geçen haftaki yazımda söylediğim gibi dünyayı delilere terk ettiğimizde hayatı deliliğin grameri yönetiyor ve dünya öylece tımarhaneye dönüşüyor. Gebze Belediyesi ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nin başlattığı Cevher Çocuk Projesinin bu deliliğe bir meydan okuma olduğunu düşünüyorum ve emeği geçen herkesi bir kez daha canı gönülden kutluyorum.