Değerli okurlarım Gazze kıyamı insanlığın ortak vicdanı artık. Fevç fevç halklar bu cihada katılmak için dinleri, dilleri meşrepleri farklı ama insanlık adına kıyam sırasındalar ve sıralarını bekliyorlar.

Gazze kasabı daha ne kadar dayanır bu onurlu duruşa ve dirence bilemem ama süresinin gittikçe daraldığı kanaatindeyim.

Gazze halkına direnme ve dayanma gücü veren bu kıyam Netanyahu ve ona kol kanat geren zindeleri kara kara düşündürüyor olsa gerek. Çünkü gelişmeler bize bunu gösteriyor.

Bu seneki NAKBA günü geçmiş yıllardan daha bir anlamlı ve Sumud umudu ile Filistinli kardeşlerimiz içinde yeni bir direnme enerjisi oldu.

Batılı Emperyalistlerin 1948 de kurdukları İsrail devleti o günden günümüze Filistin topraklarını işgal etmeyi ve kan akıtmayı sürdürüyor.

Cumhurbaşkanımız birleşmiş milletler genel kurulunda bu işgalin atlama taşlarını gösterdiği örneklerden de anlaşılıyor ki kana doymayan siyonistlerin işgal süreci halen devam ediyor.

1948 Arap-İsrail savaşı sürecinde 500'den fazla Filistin köyü yerle bir edilmesi ile yüz binlerce insan topraklarını terk etmek zorunda kalmıştı. Bu kitlesel yerinden edilme, günümüze kadar süren Filistinli mülteciler sorununun da başlangıç noktasıdır.

Nakba sadece fiziksel bir toprak kaybı değil, aynı zamanda Filistin kültürünün, kimliğinin ve toplumsal yapısının parçalandığı bir süreç ve Gazze katliamı ile işgalin ilk hedefine ulaşmak isteyen siyonist gavur hiç ummadığı kötü bir sonla karşı karşıya çünkü dünya insanlığını uyandırdı. Vicdanlar dile geldi.

Arz-ı mevud safsatasının da sonu bu aynı zamanda. Bundan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı da kesin. Her zalimin bir sonu olduğunu tarih kitapları nasıl yazıyorsa bunu da yazacak.

İnsanlığı uyandıran bu kıyam aynı zamanda emperyalizmin de sonunun başlangıcına milat oluyor.

Tıpkı haydut Trump gibi Netanyahu haydudu da Gazze micahidlerinin Gazze’ye ulaşımını engellemek için uluslararası sularda uyguladığı katliam ile aslında bindiği dalı kesiyor.

Gazze katliamına ve vahşetine sessiz kalan emperyalist batılı ülke liderleri uluslararası sularda bu katliamı işleyen Gazze kasabına hem sahip çıkamadı hem de ona dur demek zorunda kaldılar.

Sumud gazilerinin tek amacı Gazze mazlumlarına ekmek ilaç götürmek gibi insani ve vicdani sivil bir eylem olunca sırada bekleyen yeni aktivistlerin de sayıları her gün katlanarak artmaya devam edecek.

Bu güç ne silahla ne de başka tehditlerle durdurulamaz aksine yangına benzin dökmek gibi bir sonuç ile de tüm zindeleri yakar.

Gazze barış gücü gibi oyalamalar bir yere kadar bu seli durdursa da aynı zamanda daha büyük sellere de sebep olacak gibi duruyor.

Yol yakınken yanlıştan dönme erdeminden yoksun zalimler tarihten ders almak yerine yangına körükle destek olmayı inadım inat sürdürmek yerine Gazze gazilerini alçakça işkenceler ile durduramayacaklarını anlasalar iyi olacak.

Tarih tekerrürden ibarettir ifadesi evrensel bir kabuldür. Bu ifadenin tek bir sahibi yoktur ama bu kavram genellikle Mehmet Akif Ersoy'a aittir diyenlerimiz çoktur. Gazze’de tarih bir kez daha tekerrür ediyor.

Sağlık ve mutluluk dileklerimle.