Yunus Nadi, Sertel’leri ve Yalman’ı tekzîb ediyor

Tan gazetesinin üç yazıyle Goebbels’in Türkiye’ye dâir sözünü günün mes’elesi hâline getirmesi üzerine, 18 Ekim 1937 târihli Cumhuriyet’te, “çift yıldız (**)” imzâsıyle, Tan’ın iddiâlarını reddeden “Bir nutuk üzerinde koparılan lüzumsuz gürültüler” başlıklı bir başmakâle intişâr etti. Makâle, çok muhtemelen Yunus Nadi’ye âiddi ve umûmiyetle yumuşak bir üslûbla kaleme alınmıştı. Bunda işlenen başlıca fikir, Goebbels’in sözüne, metin bütünlüğünden koparılarak, muharref bir mânâ yüklendiği idi. Dîğer taraftan, Kemalist Rejim öylesine sağlam, kendisinden öylesine emîn imiş ki hiçbir ecnebî propagandasından endîşesi yokmuş… Kezâ, Türkiye’de bir Faşist propagandası değil, Komünist propagandası varmış ve Rejim, kendine tam bir emniyet hissi içinde ondan da endîşe etmiyor, ona tolerans gösteriyormuş… Zâten Kemalizmin Naziliğin têsîri altında kalması değil, tam tersi bahis mevzûu imiş; çünki Hitler, Nazi ideol̃ojisini inşâ ederken Kemalizmden de ilhâm almış…

Makâle umûmiyetle yumuşak üslûblu olmakla berâber, örtülü bir ifâde çok mânîdârdır: “Ayni fasîleden başka bir muharrir”… Bundan Sabiha Sertel kasdediliyor ve onun, Yalman’la “ayni fasîleden olduğu” kaydedilerek Sabataî Cemâati îmâ ediliyor…

“Kemalizm, her rejimle dost geçinebilecek ve hiç birile mücadeleye lüzum görmiyecek kadar olgun, kuvvetli ve asildir. Muharrirlere Türk camiasının Kemalizme karşı beslediği sarsılmaz bağlılığı görmelerini tavsiye ederiz.

“Bundan bir ay kadar evvel Nüremberg’de toplanan Nasyonal Sosyalist parti kongresinde Alman Propaganda Nazırı Göbbels’in kullandığı bir cümle, şu günlerde İstanbulda, dört beş hafta geciktiği için değil, fakat lüzumsuz olduğu için tuhaf kaçan bazı fikirlerin gazete sütunlarında boy göstermelerine sebeb oldu.

“Göbbels, Nüremberg’deki kongrede irad ettiği nutkunda, Nasyonal Sosyalist Almanyanın otoriter bir devlet halinde komünizm cereyanlarına karşı açmış olduğu mücadelede yalnız kalmadığını ispat etmek isterken, ‘davamız, Lehistanda, Avusturyada, Bulgaristanda, Sırbistanda, Türkiyede muvaffakiyetle yürümektedir.’ demiştir. İşte söylendiği tarihten haftalarca sonra ayni gazetede [Tan] çalışan muharrirlerden iki tanesini [Yalman ve Sabiha Sertel] ürküten, telâşlandıran ve gazetelerinde birbiri ardısıra makaleler yazmağa sürükliyen cümle!

“Bu muharrirlerden birincisi [Yalman], Alman Propaganda Nazırının, ‘bütün bu saydığım memleketler Nazi olmuşlar ve bizim emrimiz altına girmişlerdir’ demek istediğini zannederek, sanki sahiden böyle bir ihtimal olabilirmiş gibi gülünc bir telâşla protesto ediyor, memleketimizin harbden evvel ve harb esnasında o zamanki politikacılarımızın hataları yüzünden Almanlardan çektiğini anlatıyor ve Göbbels’i fikrini açıkça izah etmeğe davet ediyor.

“Makaleyi okuyan gazeteci arkadaşlarımızdan biri, bir akşam gazetesinde bu muharririn korkusundaki ve fikirlerindeki isabetsizliğe işaret ederek Göbbels’in sarih olan cümlesinden ne mana çıkarılabileceğini ve komünizmden uzak kalmanın hiçbir zaman faşist olmayı icab ettirmiyeceğini makul bir lisanla anlattı.

“Hitler, rejiminin esâslarını tasarladığı sıralarda, Kemalizmi uzun uzun tedk̆îk̆ ettiğini söylemiştir”

“Asrımızın modası olan parti kavgalarını ortadan kaldırarak, her cereyanın fevkinde millî irade birliğini yaratan Kemalizmin, Hitler rejiminden çok daha evvel kurulduğunu, başta Hitler olmak üzere bütün dünya bilirken, sebebi anlaşılmıyan ürpermeler geçirerek ‘vay bizi faşist sanıyorlar, tavzih etsinler, tarziye versinler!' demek, ağır başlı bir Türk gazetecisine yakışmıyacak kadar komik bir hareket olur.

“Hitler, Alman camiasını komünizm tehlikesinden kurtarmak için meydana getirmek istediği rejimin esaslarını tasarladığı sıralarda, Kemalizmi uzun uzun tetkik ettiğini söylemiştir. Bunu da başta Göbbels olmak üzere bir çok Almanlar bilirler. Fakat, buna rağmen Kemalizmin Hitlerizmle alâkası olmadığı da malûmdur. Kemalizm, Sovyet Rusya ile mücadele eden bir rejim değildir ki faşist olsun; kapitalizmi yıkmak gayesini gütmez ki komünist olsun. Kemalizm, her rejimle dost geçinebilecek ve hiçbirile mücadeleye lüzum görmiyecek kadar olgun, kuvvetli ve asildir.

“Ayni fasîleden başka bir muharrir [Sabiha Sertel]”

“Göbbels’in cümlesi üzerinde kopan gürültü bu kadarla kalsaydı, muharrire herkesin bildiği bu hakikatleri hatırlatır ve üzülmemesini, telâş etmemesini tavsiye ederek sözümüzü keserdik.

“Fakat ayni gazetede dün ayni fasîleden başka bir muharrir [Sabiha Sertel], ‘Herr Göbbels doğru söylüyor’ başlığı altında yazdığı bir yazıda, bir ay evvel Nüremberg’de sarfedilen cümleyi ele alarak öteki muharrirden daha telâşlı bir lisanla Türkiyede faşizm propagandası yapıldığından, bu hususta birçok broşürler basıldığından, yabancı memleketlerde tahsil eden genclerimizin yüzde sekseninin Almanyada okuduğundan ve bu genclerden bir çoğunun devlet mekanizmamızı işleten merkezlere kadar yayılmakta olduklarından acı acı şikâyet ediyor. Bu muharrir, yarın için memleketimizde faşizm mikroblarının kök salması tehlikesinin mevcud olduğunu yazmaktan çekinmemektedir.

“Bu yazıyı, birincisinden daha münasebetsiz buluruz. Çünki doğru olmıyan iddiaları ileri sürmektedir.

“Türkiyede faşizm propagandası yapıldığı, şahsan bizim nazarı dikkatimize çarpmamıştır. Türklerin yüzde sekseninin Almanyada okudukları iddiası yanlıştır. Hükûmetimiz, Avrupada, Sovyet Rusya da dahil olduğu halde her memlekette yüzlerce genc okutmaktadır ki bunların birçoğu Fransada bulunmaktadırlar. Eğer muharririn iddiası doğru olsaydı diğer Avrupa şehirlerinde hiçbir Türkün bulunmaması ve Fransadakilerin miktarının da çok daha az olması icab ederdi. [Burada, Yunus Nadi, yanlış ifâde kullanıyor ve yanlış muhâkeme yürütüyor...] Hem Kemalizmin ve yurd sevgisinin ne olduğunu öğrenmiş bir Türk çocuğunun şu veya bu propaganda tesirile değişebileceğini düşünmek, Türk seciyesinin ne olduğunu hiç amma hiç bilmemek demektir.

“Türkiyede faşizme dair broşürler çıkarılıyor mu bilmiyoruz. Eğer bu gibi neşriyat yapılıyorsa bunların, matbuat kanununun çizdiği hududları aşmamalarını alâkadar makamlar elbet temin ediyorlardır. Matbuatın Almanyadan da, İtalyadan da, Sovyet Rusyadan da çok daha serbest olduğu bir memlekette dünya fikir cereyanları hakkında neşriyat yapılması kadar tabiî ne olabilir?

Kemalist Rejim, Komünist faâliyetlerinden ve Komünist şahsıyetleri istihdâm etmekten çekinmiyormuş

“Türkiyede Faşizm propagandası yapıldığından şikâyet eden muharrir, bizzat Matérialisme historique hakkında, Karl Marx ve Engels hakkında sürü sürü kitabımsı broşürler bastırmamış mıdır?

“Biz, Türkiyede komünizm hakkında, makale sahibinin broşürlerinden başka, insana bir teşkilât tarafından idare ediliyormuş hissini verecek kadar bol neşriyat yapıldığını; komünizme tövbe ettiklerini söylemiş bir takım insanların nasılsa bazı devlet dairelerine yerleştiklerini bildiğimiz halde hiçbir endişeye mahal görmiyoruz. Çünkü herhangi bir propagandadan endişeye düşmek için o propagandanın karşısında zayıf ve âciz bulunmak lâzımdır ki bizde vaziyet böyle değildir.

“Velhasıl Nüremberg'de Alman Nazırının söylediği nutuk üzerinde burada bir ay sonra çıkan bu yazıların, içlerinde saklayamadıkları telâş ve heyecan tamamiyle lüzumsuz ve yersizdir.

“Muharrirlere, Türk efkârı umumiyesile daha yakından alâkadar olmalarını, Türk camiasının Kemalizme karşı beslediği sarsılmaz bağlılığı görmelerini, Türkiyenin milletler arasında bu rejim sayesinde elde ettiği sağlam mevkii hesaba katmalarını ve ondan sonra kendilerine güvenerek telâşlanmadan kalem kullanmalarını tavsiye ederiz.

“Yok eğer Göbbels’in nutku üzerinde geçten sonra merhaba kabilinden bu kadar yazı yazanların başka maksad ve emelleri varsa o ayrı bir bahis ve ayrı bir hesabdır.” (Çift Yıldız -Yunus Nadi-, “Bir nutuk üzerinde koparılan lüzumsuz gürültüler”, Cumhuriyet, 18.10.1937, ss. 1 ve 2)

(Tan, 19.10.1937, ss. 1 ve 5)

Her geçen gün şiddeti artan ve netîcede, karşılıklı hakâret yarışına dönen bir kalem münâkaşası… Solda (s. 1), Ahmet Emin Yalman’ın Cumhuriyet gazetesine hücûm eden başmakâlesi: “Bir Türk gazetesinin Alman Propaganda Nazırına avukatlık etmesi caiz mi, değil mi?” Sağda (s. 5), Tan gazetesi nâmına Cumhuriyet’e hücûm eden imzâsız ikinci makâle ve son sütûnda, Sabiha Sertel’in “Cumhuriyet Gazetesi Goebbels’in Müdafaa Vekili midir?” başlıklı oldukça sert üslûblu fıkrası…

***