Yerine göre, her kılığa giren, her telden çalan bir zümre!

Takdîm makâlesi şu iddiâyle başlıyor:

“Memleketimizde Resimli Ay ve Resimli Perşenbe ile başlayan popüler neşriyat, on senelik hayatı içinde educative [eğitici] olmak mahiyetinden çıkmış, çıplak bacak ve güzel kadın neşreden dejenere bir mahiyet almıştır. Popüler ismi altında çıkan mecmuaların, gazetelerin, neşriyatın çoğu -pek azı müstesna- bütün dünya mikyasında böyle dejenere bir mahiyettedir. Okuyan kari zümrelerinin hayvanî hislerini okşıyarak, hayatın içinde kaynaşan hâdiselerin üzerine yalancı etiketler yapıştırarak, hakikatleri kitlelerin gözünden saklamak, kazanç için çıkan mecmualara göre pek tabiî bir gidiştir. Bilhassa Avrupa’da, Amerika’da popüler neşriyat, muayyen ideolojilerin, muayyen sınıfî menfaatlerin organlarıdırlar. Bu mecmuaların gayesi, ilim ve bilgi kalkanının arkasına saklanıp, hokkabazlık yapmaktan ibarettir. […]

Projektör, popüler bir mecmua olacaktır. Fakat yukarıda anlattığımız neviden popüler değil... Bugün tenvir vasıtası olan mecmuaların vazifesi, en muğlak ilmî nazariyeleri bile, herkesin anlıyabileceği bir lisanla ifadedir. Projektör, dünya mikyasında kaynaşan hâdiseleri, ilmî görüşleri, tahlilleri, daha doğrusu realitede kaynaşan, realitenin içinde çarpışan ve fışkıran hayatın akışını gösterecektir. Projektör’ün en büyük vasfı, açık ve samimi olmaktır. […]

Projektör, bir resim albümü değildir. İçerisinde kuştüyü yastıklarda yatan salon kadınının ne pudrasını, ne de kırmızısını bulamazsınız [“bulabilirsiniz” olmalıydı]. Hele, Beyoğlu kaldırımlarında kâinatı gözündeki monokl ile “temaşa” eden züppe gencin gözlerine Projektör, hiç ışık vermez...

“Maksadı, size güzel resimler göstererek, görüş zaviyenizi hayatın yalancı akislerine çekmek, sizi oyalamak, sizi uyutmak değildir. Size hayatın içindeki hâdiseleri, vakıaları, hayatın durmadan akan, aktıkça karışan seyrini, olduğu gibi göstermektir. İlh…” (Varlık 2020: 11-13)

Yerine göre, her kılığa giren, her telden çalan bir zümre!

Nitekim, “çıplak bacak ve güzel kadın neşreden dejenere mahiyetli popüler neşriyât”ın, yânî “Amerikan tipi mecmûacılığın” öncüleri de kendileridir. Neşrettikleri Resimli Ay, Sevimli Ay, Resimli Mecmûa, Resimli Hafta, Resimli Perşenbe, Yarım Ay, Resimli Şark, v.s. gibi popüler mecmûaların en büyük mârifetleri, bir taraftan kayıdsız, şartsız Kemalizm propagandası yapmak, dîğer taraftan da aynı mukallid ideol̃ojinin rûhuna gâyet muvâfık olarak, kitlelere, sefîh Frenk hayât tarzını aşılamaktı. Mecmûalarının buraya dercettiğimiz birkaç nüshasının kapakları bu husûsta bir fikir vermiye k̃âfîdir…

“…Kuştüyü yastıklarda yatan salon kadınının pudrası, kırmızısı [ruju]”… (Amerikanvârî popüler mecmûaların) “maksadı, size güzel resimler göstererek, görüş zaviyenizi hayatın yalancı akislerine çekmek, sizi oyalamak, sizi uyutmak[tır]…” (Sabiha Sertel’in Projektör’deki takdîm makâlesinden)

Sertel’lere ve Sabiha Sertel’in Ağabeylerine âid Resimli Ay Matbaası T.L.Ş. tarafından, Ocak 1931 ilâ Mayıs 1935 târihlerinde, Resimli Ay mecmûasının devâmı olarak (53 sayı; son beş sayısı Evrensel Ay ismiyle) ve Kemalist İnk̆ilâblara çok uygun bir muhtevâyle neşredilen Amerikanvârî Resimli Şark mecmûasının dört sayısı… Mecmûanın Mes’ûl Müdürü, (muhtemelen Refiğ’lerden) Müslimoğlu Emin Refik’ti. Şubat 1934 târihli 38. sayısının (ikinci sırada, sağda) 3. sayfasında, Matbaanın Müdürü Mecdi Nazmi Eren’in “Mecdi Derviş” imzâsıyle kaleme aldığı “Bir Husûsî Mektebimizin 55’inci Yıldönümü: Şişli Terakki Lisesi 1879-1934” başlıklı makâlesi münderic bulunuyor… (Mustafa Kemâl’in Hastalığı, Ölümü, Cenâzesi; Yeni Söz, 14.7.2019/293) (En azından Selânik’deki devresinde) Sabataîlere münhasır bu mektebin de, muâdili Feyziye Mektebi / Işık Lisesi’nin de menşêi -Sabataî Hahamı- Şemsî Efendi (Yahûdice ismiyle, Şimon Zwi) Mektebi’dir ve Selânikli Mustafa Kemâl, tahsîl hayâtının başında, bu muallim tarafından yetiştirilmiştir. Ilgaz Zorlu’dan: “Şemsi Efendi, benim büyükbabamın büyükbabasıdır. Atatürk’ün ilk öğretmeni Şemsi Efendi bir hahamdır ve benim ailem de 17 kuşak boyunca bir haham ailesi olarak gelmektedir.” (http://www.arastiralim.com/ilgaz-zorlu-sabetaycilari-anlatti.html; 8.8.2011) (Ilgaz Zorlu’ya muâsır târihimize ışık tutan büyük ifşââtı için müteşekkiriz. Kendisine samîmiyetle hürmet duyuyoruz. Allâh âk̆ibetini hayr eylesin!)

***

Cumhuriyet’te Goebbels’in Nutku

23 Ekim 1937 târihli Cumhuriyet’in Tan’la kalem münâkaşası çerçevesinde neşrettiği haber ise, Goebbels’in Nürnberg Nutkunun bir hülâsasıdır: “Göbels’in Nürembergde söylediği mahud nutuk”… Bunu neşrederek, Cumhuriyet, kendi müddeâsının doğru olduğunu isbât etmek istiyor. Yânî Goebbels’in, nutkunda kasdettiği şey, “Türkiye’de Nazi dâvâsının değil, Komünizmle mücâdele dâvâsının ilerlediğidir”:

“Alman Propaganda Nazırı Her Göbbels’in Nüremberg kongresinde irad ettiği nutuk, Türkiyedeki sol gazetelerin yaygara koparmalarına bir sebeb sayılmıştı. Bizim de müteaddid defalar izah ettiğimiz gibi, Alman Nazırı, nutkunda zikrettiği memleketlerde, nasyonal-sosyalizmin yayıldığını ve hâkim olduğunu değil, komünizme karşı mücadele fikrinin ilerlediğini söylemiştir. Hâlâ şamatalara esas tutulan bu nutkun bir hulâsasını bugün karilerimize vermekle, hakikatin anlaşılmasına yardım etmek istiyoruz.

“Nazır Göbbels ‘İspanyaya aid hakikatler’ mevzuu üzerinde söylediği nutukta komünist enternasyonalin İspanyayı zorla eline almak ve sovyetleştirmek maksadile muayyen bir plânla çalıştığını ispat için haricî ve Sovyet gazetelerinden tarih ve numaralarını da kaydederek birçok deliller getirmiş, Stalin’in İspanya’daki komünist partisinin merkezî komitesine gönderdiği telgrafı da bu arada istişhâd etmiş [şâhid göstermiş] ve Rusyadan İspanyaya muhtelif yollardan giden silâh ve mühimmatı hâmil gemilerin istatistiğini de zikreylemiştir.

“Dr. Göbbels millî sosyalizmden bahsederek demiştir ki:

‘- Millî sosyalizm asla ihracat metaı değildir. Bilâkis Almanlığa has bir metadır. Biz bunu münhasıran kendi memleketimize tahsis ederek saklıyoruz ve bunu tahakkuk ettirmek için de son derecede gayret sarfediyoruz.’

“Bolşevizmin cihân ihtilâli fikrinin istinâdg̃âhı ve âmili, Beynelmilel Yahudilikdir”

“Gayet uzun olan nutkun son kısmında bolşevizmin cihan ihtilâli fikrinin istinadgâhı ve âmili beynelmilel Yahudilik olduğunu ve İspanyadaki felâketin muharrik ve bâisi ve bundan müteneffî olanı [faydalananı, menfâatleneni; nef’, nâfi gibi kelimelerle aynı sülâsî cezirden, lugatlerde bulamadığımız nâdir bir kelime] gene Yahudilik bulunduğunu ispat için Barselona’da ve diğer yerlerde faaliyette olan Yahudi ajanlarını adıyla sanıyla bildirdikten sonra demiştir ki:

‘- Garbdaki liberalizm âlemi bu tehlikeye karşı gözünü kapatmakta ve pek çocukça sadelik [sâflık] göstermektedir. Ötedenberi demokrasinin nasibi hâdiselerin karşısında baskına uğramak ve felâket kapıya gelinciye kadar bunu sezmemektir. […]

‘1932 senesinde şarktan merkezî Avrupaya havale edilen savlet Almanyanın hududlarında durdurulmuştur.

‘Bizim halaskârımız Hitler olmuştur. 500 senelik bir zamandan sonra, tarih, liderimizin namını Garbî Avrupanın eâzımı [en büyükleri] arasında temayüz ettirecektir.

‘Henüz bir şey kaybetmedik. Bilâkis herşey kazanılacaktır. İtalyada, Japonyada, Avusturyada, Macaristanda, Lehistanda, Brezilyada, Türkiyede ve Portekizde şimdiden bu mücadele aşikârdır.

‘Bir mücadele ki vatan, hürriyet, namus, aile, din, kadın ve çocuk, mekteb ve terbiye, nizam ve intizam, ahlâk, kültür, medeniyet, hayat ve gündelik ekmek uğrunda başlamıştır. Almanyada ise bu mücadele şimdiden muzafferane hitama ermiştir.

‘Almanlar artık biçare ve âciz değildirler. İlim silâhı ve Allaha şükür Alman kılıcıyla da mücehhez bulunuyorlar. Bu sayede emniyetle hududlarımıza nigehban [nig̃âhbân, bekçi] oluyoruz.

‘Ortalıkta bir yeniliğe de şahid bulunuyoruz. Bu da beynelmilel izzetinefs, ulüvvücenab, istikamet, hürriyet ve anlaşmak, her millete hakk-ı hayat tanımak, içtimaî yeni kuruluş, iktisadî teali ve ilim ve san’atın yeni inkişafı sistemidir.

‘Son nefesimize kadar bu idealler uğrunda savaş yapacağız.

‘Yeter ki Adolf Hitler bize yol göstersin!’ ” (“Göbels’in Nürembergde söylediği mahud nutuk… Propagandalara vesile yapılmak istenen bu nutkun metnini neşrediyoruz…”, Cumhuriyet, 23.10.1937, s. 6)