0

RAMAZAN ayı gene bütün güzelliği ve coşkusu ile kapılarımızı çaldı, bir aylığına misafir olmak için aralanan kapılarımızdan içeri girmek üzere. Böylece hayatımız bir aylığına farklı bir yönde akmaya başlayacak bu güzel misafirimizin varlığı ile. Bu sene içinde her geçen gün şeref konuğu olarak evimizin başköşesine yerleşmek için hazırlandı Ramazan. Bu güzel zaman dilimi uzun ve sıcak yaz günlerine aldırmaksızın, bizleri ziyaret etmekten kaçınmayacak, bizlerde bu güzel ayı ziyadesi ile ağırlamaktan mahrum kalmayız diye temenni etmekteyim. Çünkü oruç tutmanın ve Ramazan ayının insanın ruh dünyası ile çok yakından bir ilgisi olduğunu bilmekteyiz. Ruh dünyamıza kattıkları, bize sağladığı öğretiler, sorumluluk bilinci ve toplumsal bir olayın içinde beraberce yer almak çok önemli bir durumdur.

Oruç tutmak ve Ramazan ayını karşılamak herkesin boynunun bir borcudur. Fakat orucu bir borç gibi görmekten öteye bakmak gerekir. Çünkü bize her daim kazandırdıklarını hiçbir şeyle ölçemeyiz. Ramazan ayı ve oruç tutmak toplumsal bir olaydır. Dünyanın bir ucunda oruç tutulurken, bir başka bir diğer ucunda da oruç tutulmaktadır, üstelikte aynı zaman dilimi içinde. Bu yönüyle değerlendirildiğinde toplumsal bir olayın içinde olmak, büyük bir heyecanı herkesle birlikte paylaşmak anlamına da gelmektedir. Diğer bir yönüyle de, toplumsal bir eylemin ve üstelik de onaylanan ve takdir edilen bir durumun içinde bir birey olarak yer almanın ifade ettiği pek çok şey vardır. Mesela aidiyet kavramı bu durum için verilebilecek en güzel örneklerden biridir. Aidiyet, ait olmak, insanın bir yere kendini ait hissetmesi, bir toplumun ve bir eylemin içinde olumlu duygular geliştirmek ve güven duymak anlamına gelmektedir.

Büyük resmi görmeye çalıştığımızda insanın kendini ait hissettiği bir topluma, bir aileye ve toplum tarafından onaylanan bir eyleme ait hissetmek çok önemlidir. Birey için kendini ait hissetmediği bir dünyada yaşamak mümkün değildir. Bu bağlamda oruç tutmak, insanı büyük bir tablonun içine çeker ve insan ramazan ayında oruç tutarak kendini daha huzurlu hissetmektedir. Öncelikli olarak Allah'ın emretmiş olduğu bir farzı, toplumsal bir bilinç içinde gerçekleştirmek ruhsal olarak da büyük bir doyum sağlamasına neden olur. Ruhsal doyumun insanın ruh sağlığına katkısı büyüktür. Oruç tutarak, insanların içinde bir insan olmak, yaşanan bu bir aylık süreci sosyalleşme sürecine katkı sağlayacak şekilde yaşamak bir hayli önemlidir. Ramazanda insanlar hiç olmadığı kadar bir araya gelir. Aile içi ilişkiler daha sıcak yaşanır. Böylece Ramazanda yaşananlar ve Ramazan ayının yaşattıkları, bireylere yalnız olmadığını sürekli hatırlatır. Netice olarak yalnız olmadığını anlayan bireylerin ruh sağlığı da düzgün olur.