Starmer ve Macron gibi liderler, dünyanın en büyük sosyal medya şirketlerine savaş açmış gibi görünerek, çocukların beyinlerinin satılık olmadığını söylüyorlar…
Örneğin İngiltere Başbakanı, “Çocukları korumak için daha fazlasını yapmak istiyorsak, bu bağımlılık yapıcı materyali dağıtan bazı platformlarla mücadele etmeliyiz. Daha fazla çocuğun internette daha fazla zaman geçirmesini istiyorlar ve biz de onlarla mücadele edip kimin tarafında olduğumuzu açıkça ortaya koymalıyız” diyor.
Macron da; "Çocuklarımızın beyinleri satılık değil onların hayalleri algoritmalar tarafından dikte edilmemeli" diyerek bu mücadeleye ortak oldu.
Düşünün, dünyanın farklı yerlerinden masum çocukları bir adaya toplayıp yıllardır tecavüz eden Epstein sapıklarına tek kelime etmeyen liderler, çocukları sosyal medyadan korumak için büyük savaş verdiklerini söylüyor!
Bakalım meselenin aslı nedir?
Veri güvenliği şirketi Imperva'nın 2024 tarihli bir raporuna göre, internet trafiğinin yarısından fazlası insan dışı kaynaklardan geliyor ve bunun %37'si kötü amaçlı botlardan oluşuyor.
Güvenlik raporlarına göre, büyük platformlardaki tüm sosyal medya profillerinin yüzde 8 ila 12'si sahte veya taklit hesaplardan oluşuyor. Milyarlarca kullanıcısı olan ağlarda bu, herhangi bir anda aktif olan yüz milyonlarca şüpheli profil anlamına geliyor.
Buna çocukların da dahil olduğunu düşündüğünüzde karşımıza bir hayli karmaşık bir durum ortaya çıkıyor. Bu durumu savcılar 2015 yılında Zuckerberg’e sordu; “13 yaşın altındaki 4 milyon kullanıcının Instagram'da olduğunu, bunun da 10-12 yaş arası tüm Amerikalı çocukların yaklaşık yüzde 30'una denk geldiğini” söylediler.
Zuckerberg de mahkeme heyetine; “Apple ve Google'ın her akıllı telefon kullanıcısının kimliğini, her uygulama için, işletim sistemi düzeyinde doğrulaması gerektiğini” önerdi.
Şimdi mesele biraz daha netleşiyor.
Az evvel yüzbinlerce bot hesaptan bahsettik ya bu durum sosyal medya şirketlerinin istemediği bir durum aslında.
Çünkü bu, reklam verenler için bir sorun teşkil ediyor. Reklam verenler gerçek insanlara ulaşmak için para ödüyorlar ancak bunun yerine botlarla karşılaşıyorlar. Dolayıyla platformlardan reklamlarının gerçek insanlara ulaşmasını ve etkileşim sayılarını şişiren otomatik hesaplara ulaşmamasını garanti etmelerini istiyorlar.
Cihaz veya platform düzeyinde kimlik doğrulama sistemi işte bu sorunu çözecektir. Her kullanıcının gerçek bir kimlik belgesiyle gerçek bir kişi olduğunu kanıtlaması gerekirse, bot sorunu ortadan kalkacak ve reklam envanteri çok daha değerli hale gelecektir.
Meta'nın 2025 yılında bu model için sadece lobi faaliyetlerine ayırdığı rakam, 26,3 milyon dolar civarında. Yani Macron, çocukların beyinlerinin satılık olmadığını söylerken, Meta da AB'de lobi faaliyetleri için yılda 10 milyon avro harcıyor!
Kısacası politikacıların mücadele ediyoruz dedikleri teknoloji devleri, tam da bunu yapmalarına yardımcı olmak için rekor miktarlarda para harcıyorlar.
Ve üzerinde anlaştıkları araç olan yaş doğrulama, aslında birinin 15 mi yoksa 16 mı olduğunu kontrol etmek için değil. Açıkçası bununla ilgilendiklerini de düşünmüyorum.
Diğer taraftan kampanya çocukları korumak olarak söyleniyor ama inşa edilecek altyapı herkesi kapsayacak şekilde.
Yaş doğrulama, çocuk koruma etiketiyle yeniden paketlenmiş kimlik doğrulamasından başka bir şey değil. Herhangi bir şey paylaşmadan, internette gezinmeden, uygulama indirmeden önce kim olduğunuzu kanıtlamanız gerekecek.
Avrupa Dijital Kimlik Cüzdanları da yakında yürürlüğe girecek. Ve buna uyumlu yaş doğrulama "mini cüzdanı" adı verilen bir prototip uygulaması da yolda. Aslında yolda olan; tam kontrol ve bilginin tekelleştirilmesidir.
Bir taşla iki kuş vurmak denir buna.
Veriler uncutnews.ch’den alınmıştır…