Son aylarda "yapay zekânın kontrolden çıkması" hakkında çeşitli görüşler ortaya atılıyor. Örneğin Google’ın eski yöneticisi Erich Scmidt, yapay zekânın önümüzdeki beş yıl içinde her alanda uzmanlaşmış dehalara dönüşeceğini söylüyor.
Bu sebeple insanlığın kontrolü kaybedebileceğini öngörerek daha şimdiden fişinin çekilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Sonra OpenAI'da ve Anthropic’te yapay zeka araştırmacısı olarak çalışmış olan mühendis Jacob Coxon devreye giriyor.
Madem bu kadar tehlikeli, neden hâlâ bunu inşa etmeye devam ediyorsunuz? Sorusuna “OpenAI'da, pek çok kişi henüz medeniyetin karşı karşıya olduğu bu riski kavramış değil.
Anthropic'te ise riskleri iyi biliyorlar, ancak onlar yarışı ilk sırada bitirme çabasındalar - kimsenin sorumlu davranmayacağına inanıyorlar, bu yüzden risklere rağmen bunu önce kendilerinin yapması gerektiğine inanıyorlar” diyerek cevap veriyor.
Sonra yapay zekanın babası olarak bilinen Nobel Ödüllü Geoffrey Hinton devreye giriyor. O da; “Dünya üzerindeki her insanın önümüzdeki üç buçuk yıl içinde ölme ihtimalini %10 olarak görüyor.”
Yüzde 10! Ve elbette bunu yapay zekânın yol açacağını öngörüyor.
Buna Elon Musk da dâhil oldu. Musk, İlerleme hızı dikkate alındığında yapay zekâ muhtemelen beş yıl sonra tüm insanlıktan daha akıllı olacak” dedi mesela.
Bu adamların temel çıkış noktası; makinelerin gittikçe bizden daha akıllı hale gelerek insanlara başkaldırması! Bu durumda insanlığı nasıl koruyacağız diyorlar.
Hal böyle olunca haklı olarak sosyal medyada yapay zeka korkusu salınmaya başlandı. Birçok insan yapay zeka konusunda endişelerini dile getirdi. Bu endişe konusuna birazdan döneceğim…
Evet, yapay zekânın sanal bir dünyadan ibaret olmadığını biliyoruz. Algoritmaların arkasında devasa teknik bir dünya var.
Çipler, veri merkezleri, elektrik, mineraller, fabrikalar, gemiler ve kıtalar arasına uzanan tedarik zincirleri, savunma sanayii yani yeni nesil silahlar ve daha niceleri…
Belli ki gelecek artık siyasi bir proje değil, teknolojik bir proje olarak görünüyor. Daha şimdiden adını bile duymadığımız, uzmanlar, yöneticiler ve hatta siyasetçiler insanları yapay zeka üzerinden estirdikleri fırtına ile onları bir oluşuma hazırlıyor.
Ben bu tür açıklamalardan biraz huylandım. Çünkü bana Covid dönemini ve sözde iklim krizi şarlatanlarını anımsattı. Hatırlayınız onlar da Covid sürecin daha başlamadan milyonlarca insanın öleceğini muştuluyorlardı!
Aynı şekilde ikim militanları da iklim yüzünden milyonlarca insanın ölebileceğini söylüyor. Peki, covid döneminde estirilen korku fırtınası nelere mal oldu?
Onun üzerinden bir diktatörlük tesis etmediler mi? İnsanların dirençlerini kırıp, psikolojilerini altüst etmediler mi? Onları günlerce evlere hapsedip, ne istedilerse yaptırmadılar mı?
Bugün de endişem odur ki; teknokratik düşüncenin zamanla totaliter düşünceye evirilecek olmasıdır. Bunu da yapay zekâ üzerinden yapıyorlar.
Peki, siz paylaşımlarınız veya etkileşimleriniz potansiyel yapay zekâ olarak sınıflandırılırsa veya erişiminiz yalnızca konumunuza veya IP adresinize göre kısıtlanırsa ne olur, hiç düşündünüz mü?
Yapay zeka tehdidinin zamanla devletleri daha totaliter hale getirecek olmasından endişe duymuyor muzunuz? Yapay zeka destekli savaşları kastetmiyorum bile!
Evet, dünyada milyonlarca insanın verilerini kim ya da kimler topluyor, yapay zekâların dayandığı algoritmaların işleyişinin açıklığa kavuşturulması gibi sorunları tartışmak elzem.
Ancak benim bu yazıda sorgulamak istediğim, Elon Musk başta olmak üzere birçok kişinin birden yapay zeka konusunda endişelerini dile getirmesidir. Yani bizleri “yapay zeka tehdidine karşı aman korumasınlar” demek istiyorum.