Nepal’de Trishuli ve Bhote Koshi nehirlerinin 72 kilometrelik (45 mil) bir bölümü boyunca sular ve kayalar sürüklendi ve ani sel, Nepal'in Rasuwa ve Nuwakot bölgelerindeki onlarca kasabayı yerle bir etti ve ağır hasara yol açtı.
Bir zamanlar bölgenin en önemli ticaret ve turizm geçiş noktası olan Nepal ve Tibet arasındaki Gyirong Limanı da tamamen yok oldu.
Hal böyle olunca yeni sosyalizmin iklim propagandacıları da boş durmadı. Uluslararası Entegre Dağ Geliştirme Merkezi (ICIMOD), 2023 yılında Himalayalar'daki buzulların 2011-2020 yılları arasında önceki on yıla göre %65 daha hızlı eridiğini bildirdi mesela.
Dünya hükümetlerinin iklim krizine verdiği önemin yetersiz kaldığı örneğin ABD askeri harcamalarının yaklaşık 30 dakikasına denk gelen bir bütçeyi bile bu alana vermedikleri gibi yığınlarca ilginç paylaşımlar yapıldı.
Dahası ABD’nin geçen Kasım ayında Brezilya'nın Belém kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler iklim zirvesine (COP30) bile katılmadığını ve fosil yakıtların aşamalı olarak ortadan kaldırılması ve karbon emisyonlarının sınırlandırılmasına yönelik hiçbir şey yapılmadığını ifade ettiler.
Kısacası böyle yapmaya devam ederseniz iklimle alakalı daha büyük felaketlere hazır olunuz direyerek insanları korkutmayı tercih ettiler.
Gelelim işin aslına;
Oysa araştırmacı No Jova’ya göre toprak kaymaları her zaman olmuştur ve MS 1190'da çok daha kötüsü yaşanmıştır.
MS 1190 civarında Anapurna IV'te devasa bir heyelan meydana geldi. Araştırmacılar, son heyelanlardan 1000 kat daha büyük olarak tanımladıkları bu felakette, tam 23 kübik kilometre malzemenin düştüğünü tahmin ediyorlar.
Nepal, tonlarca suyla kaplı dik yamaçlar ve derin vadilerle dolu bir ülke; bu yüzden Himalayalar'da heyelanlar maalesef çok yaygın.
Bergen Üniversitesi'nden buzul jeoloğu Ann Rowan , "Bu büyüklükte bir heyelan daha önce hiç görülmemiş bir şey" dedi. Ancak Rowan ve diğer uzmanlar, çalışmanın bu tür olayların Dünya'nın en yüksek bölgelerini her birkaç yüz bin yılda bir şekillendirdiğine dair kanıtlarını ortaya koyuyorlar.
Araştırmacılar, yaklaşık 1190 yılında Annapurna IV'ün zirvesinin bir anda çöktüğünü tespit etti. Eğer o dönemde Nepal'in ikinci en kalabalık metropol alanı olan Pokhara şehri var olsaydı, heyelan sonucu yerle bir olurdu.
Şimdi sormak lazım, ne yani o zamanlar içten yanmalı motorlu taşıtlar mı vardı dünyada? İklim krizi dedikleri şey, o yıllarda da var mıydı?
İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan heyelan olaylarının, özellikle inşaat, yasadışı madencilik ve altın arama faaliyetleriyle yakından bir alakası vardır. Bu durum, insan kaynaklı bozulmanın gelecekteki heyelan olayları açısından iklimden daha zararlı olabileceği görüşünü de desteklemektedir.
Örneğin daha yakın bir zamanda Orta Afrika Cumhuriyeti'ndeki Zamboye'de bulunan bir altın madeninde meydana gelen çökme sonucu 109 kişi hayatını kaybetti. Bu olay Batı'da haber bile olmadı.
Ben size hakikati söyleyeyim; bakınız sadece covid döneminde dünyanın en zengin 40 insanı, tüm insanlığın en yoksul yüzde 40’lık kesiminin toplam servetine sahip oldu.
Bu serveti medya üzerinden milleti korkudan deliye döndürerek elde ettiler. Şimdi aynı taktiği iklim krizi üzerinden gerçekleştirmeyi planlıyorlar.
Nepal örneği üzerinden yola çıkarak insanları korkutmak ve karbonun vergilendirmek istiyorlar Çünkü bu vergilendirme herhangi bir borsa veya bankacılık sisteminden daha karlı da ondan!
Daha hazin olanı da insanları aşağılayıcı bir şekilde karbon ayak izlerini takip edecekler. Şayet karbon kredilerini ödeyemezlerse yeni dünya nimetlerinden asla yararlanamayacaklar. İnsanları yeni sosyalizmin köleleri haline getirecekler.
Bu tuzağa düşmeyin lütfen.