Bazı adamlar lokomotif kisvesiyle yaratılmış. Çevresindekileri etkiler, uyandırdıkları kutlu heyecanlarla kitleleri peşlerinden sürükler. Onlar ağabeydir, beyefendidir, ustadır, üstattır, hocadır, reistir, liderdir. Her muhitin, köyün, kasabanın, ilçenin, şehrin böyle öncüleri vardır, olmalıdır. Zira bu haslet, artık onların terk edemediği biricik kaderdir.
Mehmed Selâhaddin Şimşek de Adapazarı’nın kutup yıldızıdır. Sakarya nehri gibi coşkun, bereketli, hareketli. Aksiyoner bir fikir, dava ve çile adamı. Bugünlerde çok kıymetli bir eseri okuyorum: Yıldızlara Tırmanan Adam Mehmed Selâhaddin Şimşek. Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından irfanımıza kazandırılan eserin kapağında kocaman bir Ş harfi. Biz onu noktalı Ş harfiyle tanıdık delikanlılık yıllarımızda. Zafer dergisinin en çok sevdiğim, takip ettiğim sayfasıydı o özdeyişler. Sadece benim mi? Bir neslin pusulası gibiydi derginin son sayfasındaki ültimatom gibi sloganlar, vecizeler!
Dünya gözüyle görüşemedik, ahirette vuslat nasip olur inşallah. Ama görmeden hayran olduğum kimselerdendir Ş. Özdeyişleri sıra dışı, sarsıcı, olağanüstü. Bizim edebiyatımızda Cenab Şahabeddin’in Tiryaki Sözleri’nin yanına rahatlıkla yerleştirilebilir bu ulu, hikemi sözler. Kısa, öz, anlamlı, düşündürücü, çarpıcı. Etki gücü yüksek.
Yıllar önce Bâbıâli Sohbetleri’nde yâd etmiştik onu. Cihat Zafer, Fahri Tuna, Serhat Demirel ve diğer ahbabı ne güzel anlatmışlardı. Cihat’ın gözyaşlarını unutamam. O ne anlamlı, farklı ve hatırşinas bir gece olmuştu. Adını ilk defa duyanlar bile o akşam hislenmiş, böyle gizli kahramanları keşfetmenin inanılmaz saadetini yaşamışlardı.
Editörlüğünü Cihat Zafer’in yaptığı kitabı hazırlayan Fahri Tuna. Titizliğin, gayretin, emeğin ve başarının ürünü eser. Büyük boy, 608 sayfalık bu mümtaz eserde, kenarda kalmayı tercih etmiş büyük bir mütefekkirimizin, ince işçilikle örülmüş serencamı tarif ve tasvir ediliyor. “Takdim”, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’dan: “Özdeyişlerini ‘Ş.’ imzasıyla posterlere dönüştüren Selâhaddin Şimşek, kırk bir yıllık ömrüne binlerce yılın birikimini sığdırabilmiş çağdaş bir bilgeydi. Kısa ama dopdolu geçen ömründe tarihten dine, tiyatrodan sinemaya, edebiyattan felsefeye uzanan geniş bir entelektüel evren kurdu.” Yazıdan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 10 Mart 2014 tarihindeki Sakarya mitinginde binlerce Sakaryalıya, “Selâhaddin” için Fâtiha okuttuğunu ve şunu söylediğini öğreniyoruz: “Kardeşlerim, Sakarya’da Mehmed Selâhaddin Şimşek adında bir gönül insanı yetişti. Ömrünü ilme adamıştı. Ömrünü talebe yetiştirmeye adamıştı. Hiçbir karşılık beklemeden tamamen Hak için, halk için çalıştı, geride şerefli bir isim bırakarak Hakk’ın rahmetine kavuştu. Mekânı inşallah cennet olsun.”
“Ön söz” Cihat Zafer’in. Merhumun aile dışındaki en yakınının hüsn-ü şehadeti önemlidir: “Mevlânâların, Yûnusların, kendinden, bedeninden, ruhundan, döneminden taşan hayretiyle, neşvesiyle ırmaklar gibi coşkundu. Uzleti, ‘Hakk’ın hatırını âlî tutmak’tı, ‘Aldırma geç git!’ seslerine kulağını tıkamak, aldırmadan duramamaktı. ‘Hakkı tutar kaldırırım.’ diyordu. En ağır sıkletleri bir başına kaldırıyordu. Hakikati aramaya ve yaşamaya adamıştı ömrü. Bir virgülün yerinde bile haksızlık yapmamaya çalışması, bu kadar ince eleyip sık dokuması bundandı.” Cihat Zafer ‘abisi’ne seslenirken, “Kubbemiz, senin hançerenden yumuşacık çıkan ama söylediğin her hakikatin Dâvûdî kıldığı sesinle çınlayıp duruyor!” diyor.
Kitap “Beyaz Leke Tiyatrosu”, “Yayımlanmış Posterler”, “Yayımlanmamış Posterler”, “Yayımlanmış Yazılar”, “Öncü Kitaplar Listesi”, “Altı Çizili Satırlar, Notlar, Defterler” ve “Ardından Yazılanlar” bölümlerini ihtiva ediyor. Rıdvan Canım, Uğur Canbolat, Sezgin Çevik, Serhat Demirel, Muammer Erkul, Abdullah Gül, Selim Gündüzalp, Ümit Meriç, Atasoy Müftüoğlu, Mustafa Özcan, Mustafa Özçelik, İskender Pala, Mehmet Şeker, İbrahim Erdinç Şumnu, Fahri Tuna, Sadık Yalsızuçanlar’ın da aralarında bulunduğu pek çok ismin hatıralarla örülü kadirşinas yazıları okunuyor.
Sakarya Üniversitesi’nde bir tez yaptırıldı mı Ş. hakkında, bilmiyorum. Bu vazife ihmal edilmişse derhâl yerine getirilmeli. Sorumluluk hisseden şuurlu öğretim üyelerimiz vardır; en cevval öğrencilerine bu görevi vermeli. Özgeçmişi bir destan zaten Ş.’nin. Filmi yapılmalı ama ilkin belgeseli. Bu belgelik film televizyonlarda topluma gösterilmeli. Ardından bu sevgi ve inanç adamının hayatı beyazperdeye aktarılmalı. “Beyaz Leke” adını verdiği bir tiyatro grubu kurmuş yıllar önce. Bizim camiada rahmetli Ali Nar’ın “Muhtar Kafası” oyununu arkadaşlarıyla birlikte sahneleyen ve Anadolu turnesi yapan bu özgün kafanın dünyası da sahnelere taşınmalı. Yayımlanmış ve yayımlanmamış özdeyişlerinden, seçtiği resimlerden itinayla hazırlanmış iyi bir sergi, 81 ilimizi dolaşmalı, gençler onu tanımalı.
Yüzlerce özdeyişi ile düşünce dünyamızı bereketlendirdi Ş. “Göklere giden yolu bulmak isteyenler, Allah’ın Elçisi’nin yerdeki ayak izlerini takip etsin.” diyen cennetmekân Mehmed Selâhaddin Şimşek’i rahmetle anıyorum. Vefalı, aziz dostlarına selam olsun!