Bir çocuğa sürekli zorba problemli, sistemi bozan dendiğinde, bu yalnızca bir davranış tanımı olarak kalmaz. Zamanla kimlik tanımına dönüşür. Oysa çocukluk ve ergenlik dönemi, kimliğin henüz şekillenmekte olduğu kırılgan bir süreçtir. Çocuk, kendisine nasıl bakıldığını içselleştirir.

Eğer okul ve aile çocuğu yalnızca davranışı üzerinden tanımlıyorsa, çocuk da kendisini o davranışın içine yerleştirir. “Ben kötüyüm, Ben sorun çıkaran biriyim” anlatısı güçlenir. Bu noktada artık zorbalık bir tepki değil, bir kimlik halini almaya başlar. Kimliğe yerleşen davranış ise daha dirençlidir.

Etiketleme, kısa vadede yetişkine düzen hissi verir. Ancak uzun vadede çocuğun değişim motivasyonunu zayıflatır. Çünkü insan, ait olduğu kimliği sürdürme eğilimindedir. Bu nedenle müdahale, zorbalık yapan çocuk yerine, zorlayıcı davranış sergileyen ve düzenlenmeye ihtiyaç duyan çocuk perspektifinden kurulmalıdır. Davranış değişebilir. Kimlik sabitlenirse değişim zorlaşır.

Okul Psikolojik Danışmanlarının Sistem İçindeki Rolü:

Okul psikolojik danışmanları bu noktada yalnızca bireysel görüşme yapan profesyoneller değildir. Sistem düzenleyicidirler. Onların rolü, çocuğu izole ederek düzeltmek değil sınıf içi ilişkileri, öğretmen-öğrenci etkileşimini ve akran dinamiklerini düzenlemektir.

Zorbalık çoğu zaman bireysel bir sorun gibi görünse de aslında ilişkiseldir. Sınıf dinamikleri, öğretmen tutumları, akran gruplarının güç dengesi ve okulun kriz yönetimi yaklaşımı bu sürecin parçasıdır. Psikolojik danışmanın görevi, öğretmeni bilgilendirmek, aile ile köprü kurmak, çocuğun duygu düzenleme becerilerini güçlendirmek ve gerektiğinde koruyucu-önleyici programlar geliştirmektir.

Eğer danışman yalnızca olay olduğunda müdahale eden konumda kalırsa, sistem aynı kalır ve davranış başka bir çocuk üzerinden tekrar eder. Bu yüzden okul temelli önleyici çalışmalar, sosyal-duygusal öğrenme programları ve sınıf içi empati uygulamaları kritik önemdedir.

Ebeveyn Suçluluğu ile Savunma Arasındaki İnce Çizgi

Zorbalık gündeme geldiğinde aileler çoğu zaman iki uçtan birine savrulur. Ya yoğun bir suçluluk hissederler ya da sert bir savunmaya geçerler.

Suçluluk, “Ben nerede hata yaptım?” sorusunu doğurur. Ancak bu duygu tolere edilemez olduğunda savunma devreye girer. “Benim çocuğum yapmaz”, “Diğer çocuklar kışkırtmıştır”, “Okul abartıyor.”

Oysa savunma arttıkça iş birliği azalır. İş birliği azaldıkça çocuk yalnızlaşır.

Ebeveynle çalışırken asıl mesele, suçlu aramak değil. Sorumluluğu düzenlemektir. Suçluluk duygusunu taşıyabilen ebeveyn, değişime daha açıktır. Savunmaya sıkışmış ebeveyn ise genellikle kendi utancını korumaya çalışmaktadır. Bu noktada yargısız bir terapötik dil, aileyi sürece dahil edebilmenin anahtarıdır.

Belki de zorbalıkla ilgili asıl dönüşüm, davranışı bastırmakta değil. Çocuğun kimliğini koruyarak davranışı dönüştürebilmekte yatıyor.

Çocuğu “zorba” olarak değil, duygusunu regüle etmekte zorlanan bir çocuk olarak gördüğümüzde hem müdahalenin dili değişir hem de umut alanı genişler.

Zorbalık bireysel bir hata değil, ilişkisel bir problemdir ve çözüm aileden başlar.

Aileler bu problem karşısında öneriler:

1. Davranışı kişilikle karıştırmayın.

Çocuğunuz zorlayıcı bir davranış sergilemiş olabilir. Bu onun kötü ya da zorba olduğu anlamına gelmez. Davranış değiştirilebilir. Kimlik sabitlenirse değişim zorlaşır.

2. Önce güvenliği sorgulayın.

Çocuğunuz evde ya da okulda fiziksel veya duygusal şiddete maruz kalıyor mu? Tanık oluyor mu? Güvenlik netleşmeden yapılan hiçbir müdahale kalıcı olmaz.

3. Savunmaya değil, meraka geçin.

“Benim çocuğum yapmaz” demek yerine,

“Çocuğum bunu yaparken ne hissediyor olabilir?” sorusunu sorun.

Merak, iş birliğini artırır. Savunma ise süreci kilitler.

4. Duyguların dilini öğretin.

Çocuklar çoğu zaman öfkeyi ifade eder. Çünkü başka kelime bilmezler.

5. Güç değil ilişki kurun.

Bağırmak, cezalandırmak, tehdit etmek kısa vadede davranışı durdurabilir. Ancak uzun vadede çocuk ya korkuyla uyum sağlar ya da gücü model alır. Sınır koyarken sakin, net ve kararlı olun.

6. Okulla iş birliği yapın.

Okul psikolojik danışmanı ve öğretmenle açık iletişim kurun. Amaç suçlu bulmak değil, çocuğun sosyal becerilerini güçlendirmektir.

Zorbalık çoğu zaman çocuğun “Ben buradayım ve içimde bir şey çok zorlanıyor” deme biçimidir.

Davranışı kesmek mümkündür.

Ama çocuğun içsel hikâyesini dönüştürmek ancak şefkat, temas ve sistemik bakışla mümkündür.