Azerbaycan’da yaşanan başörtüsü/hicab zulmü, tüm tepkilere rağmen hâlâ devam ediyor.
Hicab zulmüne tepki gösteren Azerbaycanlılar, İlham Aliyev Hükümeti tarafından tutuklanarak hapse atılıyor.
Aliyev Hükümeti, Türkiye’den gelen tepkilerden de oldukça rahatsız...
Yasağı eleştiren Türk gazetecileri açıkça tehdit etmekten çekinmeyen Bakü, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın kendi sosyal medya hesabından yaptığı hicab yasağını eleştiren açıklamalarına da tepki gösterdi.
Azerbaycan Hükümeti, hicab zulmünü eleştiren paylaşımlar yaptıkları için aralarında gazetecilerin de bulunduğu sekiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hakkında, uluslararası yakalama kararı çıkartarak skandal bir uygulamaya imza attı.
Karabağ Savaşı sırasında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni göklere çıkaran Aliyev, şimdi ise savaşı tek başıma kazandım edasıyla Türkiye’nin desteğini yok sayıyor.
Türkiye’nin İsrail ile olan sorunlu ilişkisini bildiği halde, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’u Azerbaycan Hava Yolları’na ait tarifeli bir uçakla Türkiye üzerinden Bakü’ye geçmesine izin veren Aliyev, kardeşim dediği ülkenin hassasiyetlerini ayaklar altına alıyor.
Türkiye basını olarak Aliyev Hükümeti’nin tüm tehditlerine rağmen hicab zulmünü yazmaya devam edeceğiz.
Zulmü yapan öz kardeşimiz dahi olsa haksızlığa tepki göstermek boynumuzun borcudur.
Hicab yasağını, Azerbaycan’ın iç meselesi olarak değil, ümmetin bir meselesi olarak görmekteyiz.
Bu çağ dışı yasak, hangi ülkede uygulanırsa uygulansın, haksız uygulamalara karşı durmaya devam edeceğiz. Eğer kardeş olarak gördüğümüz Azerbaycan’daki bu zulme sessiz kalırsak, başka ülkelerdeki başörtüsü yasaklarına hangi yüzle karşı çıkabiliriz?
Bu ilkesiz tutumu özellikle gençlere nasıl izah edebiliriz?
Ayrıca, Türkiye Hükümeti’nin bu konuda daha ılımlı ve toparlayıcı tavrına rağmen Azerbaycan idaresinin ve medyasının Türkiye’ye yönelik agresif tavrını da şaşkınlıkla karşılıyoruz.
Yazarlar, aktivistler, gazeteciler, ilim adamları istediklerini yazmakta ve söylemekte özgürdürler. Bu konuyu siyasi bir krize dönüştürmeye çalışan, toplumsal gerginliği artıran taraf ne yazık ki Bakü yönetimi ve Azeri medyasıdır.
Ne hikmetse İsrail’e kırmızı halı serenler, en ufak bir anlaşmazlıkta kardeş bildiklerine dirsek çevirebiliyorlar.
Son gelen haberlere göre Türkiye’den otuza yakın bazı isimlere Azerbaycan’a giriş yasağı koyulmuş.
Ne yaparlarsa yapsınlar vicdanı ve kalemi hür her yazar, Hicab zulmünü yazmaya devam edecektir.
O masum kız öğrencilerin gözlerinden akan her damla yaş, kalemlerimizdeki mürekkebi çoğaltan en önemli kaynak olacaktır.
Bu böyle biline!..
***
Sn. Oktay Saral ve Sn. Müfit Aydın’a Tebrikler…
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın "Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesi kabul edilemez!” açıklamasına bir destek de Ak Parti Bursa Milletvekili Müfit Aydın’dan geldi.
Aydın, kendi sosyal medya hesabından “Başörtüsünden dolayı okul kapısından geri çevrilen bu kızcağızın yaşadıkları vicdanınızı sızlatmıyor mu?” ifadelerini kullanarak Azerbaycan’daki hicab zulmüne tepki gösterdi.
Sayın Saral’ı ve Sayın Aydın’ı gösterdikleri hakkaniyetli duruş için canı gönülden tebrik ediyorum.
İnşallah, kardeşlik hukuku gereğince, iki ülke arasındaki bu gerilim, başörtüsü yasağının kaldırılmasıyla bir an önce sona erer.