Telefonumuz sustuğunda gerçekten sessizlik mi oluyor?

Gün içinde kaç kez ekranımıza baktığımızı artık saymıyoruz. Bir mesaj, bir e-posta, bir beğeni, bir haber… Her bildirim, dikkatimizi biraz daha kendine çekiyor. Bir süre sonra telefonu kontrol etmek bir ihtiyaçtan çok, farkında olmadan yaptığımız bir alışkanlığa dönüşüyor.

Asıl garip olan ise şu: Etrafımız sessizken bile zihnimiz hiç susmuyor.

Eskiden insanın yalnız kalabileceği anlar vardı. Otobüs beklerken, yürürken, bir kafede otururken… Şimdi ise en küçük boşlukta telefonumuza uzanıyoruz. Sanki birkaç dakikalık sessizlik bile doldurulması gereken bir boşlukmuş gibi.

Belki de sürekli bir şeyleri takip etmekten, kendimizi takip etmeyi unuttuk.

Her an ulaşılabilir olmak zorunda değiliz. Her mesaja anında cevap vermek, her haberi bilmek, her paylaşımı görmek zorunda da değiliz.

Bazen telefonu sessize almak, sadece ekranı değil, zihni de susturmak demek.

Çünkü belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey yeni bir bildirim değil; kendimizi duyabileceğimiz küçük bir sessizlik.