Bir zamanlar sahilsarayla bütünleşik olan ancak 1950’lerdeki yol çalışmalarıyla yerinden sökülen Beyhan Sultan Çeşmesi, asıl ihtişamından uzak kalsa da Boğaziçi’nin "Batılılaşma" dönemine tanıklık etmeye devam ediyor.
Beyhan Sultan Çeşmesi, Osmanlı hanedan kadınlarının İstanbul mimarisine vurduğu en zarif mühürlerden biridir. III. Mustafa’nın kızı ve III. Selim’in kardeşi olan Beyhan Sultan (1766–1824), döneminin reformist ruhunu destekleyen, sanat ve mimariye yön veren vizyoner bir figürdü.

AKINTIBURNU’NUN MERMER ABİDESİ
1804–1805 yıllarında Arnavutköy sahilinde inşa edilen çeşme, Osmanlı su mimarisinde Barok ve Rokoko üslubunun zirvesidir. Tamamı mermerden yapılan çok cepheli yapı; kıvrımlı hatları, pilasterleri ve vazo içinde çiçek kabartmalarıyla döneminin Batılılaşma estetiğini yansıtır. Üzerinde şair Enderunlu Vâsıf’ın kaleme aldığı, Celi Ta'lik hatlı tarih manzumeleri yer alır.
HÜZÜNLÜ AKIBET VE GÖÇ
Bir zamanlar sahil sarayıyla bütünleşik olan eser, 1950’lerdeki yol genişletme çalışmaları sırasında sökülmüştür. Uzun süre parçalar hâlinde bekletildikten sonra 1970’lerde orijinal bağlamından kopuk bir noktaya (Arnavutköy-Bebek yolu) monte edilmiştir.

GENİŞ BİR MİRASIN PARÇASI
Beyhan Sultan’ın vizyonu sadece bu çeşmeyle sınırlı değildir. Mimar Melling’e dekore ettirdiği sahil sarayı ve bugünkü Çırağan mevkiindeki ilk modern bahçe düzenlemeleri, Avrupa tarzı estetiğin Osmanlı saray hayatına girişini simgeler. 1824’te vefat eden Sultan, babasının Laleli’deki türbesine defnedilmiştir. Günümüze ulaşamayan pek çok eseri olsa da, çeşme onun entelektüel ve hayırsever kimliğinin son tanıklarından biri olarak ayakta kalma mücadelesi vermektedir.