Bazen çocuklara “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” diye sorarız. Minik dudaklar genellikle doktor, polis, mühendis, pilot, öğretmen, diş doktoru, bilgisayar mühendisi, hatta televizyoncu gibi meslekleri söyler. Bu cevaplardan sonra aklımıza şu soru takılabilir: Çocuklar neden "İmam olacağım" demez?

Hiç düşünüldü mü acaba? Bu sorunun altında yatan sebepler nelerdir?

İlk olarak, toplumsal algıdan başlayabiliriz. Din görevlileri, yani halkın tabiriyle ‘hocalar’, maalesef zaman zaman bir meslek grubundan çok toplumsal bir şablonun içine sıkıştırılıyor. Onlar sadece namaz kıldıran, hutbe okuyan ya da dinî nikahı kıyan bireyler olarak algılanabiliyor. Oysa bir ‘hoca’, dinin rehberliğine ek olarak öğreticidir, düşünce lideridir, insanlara yol gösteren bir şahsiyettir. Ancak bu özellikler yeterince aktarılamadığından çocukların zihninde ‘hoca’ olmak, yeterince çekici bir kariyer hedefi olarak belirmiyor.

Bir diğer sebep de hocalık mesleğinin bir profesyonel kariyerden ziyade kutsal bir görev olarak algılanması. Bu algı, şüphesiz ki doğru bir boyut barındırıyor; fakat modern toplumlarda meslekler sadece kutsiyetle değil, aynı zamanda prestij ve gelir gibi maddi ölçütlerle de değerlendiriliyor. Bu nedenle, çocukların hayal dünyasında hocalığın yerine pilot ya da mühendislik ve bilgisayar yazılımcılığı daha çok yer bulabiliyor.

Bir başka mesele de din görevlileri, çocuklarla yeterince yakın temas kurabiliyor mu? Onlara ilham verebiliyor mu? Sorularımızın cevabı olumluysa, bu neden çocukların cevaplarına yansımıyor? Bu noktayı sorgulamak önemli. Belki de din görevlileri, çocuklara daha fazla yakınlaşmalı, onlara hayallerine dokunabilecekleri örnekler sunmalı. Dinin ahlâkî boyutunun ötesinde, sosyal bir meslek olarak din görevliliğinin önemi anlatılmalı.

Elbette mesele sadece din görevlileriyle de sınırlı değil. Bu durum, bir toplumun geleceğine dair ne tür meslekleri öne çıkardığı ve hangi meslekleri geride bıraktığıyla ilgili. Bugün bir çocuğa “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” diye sorduğunuzda aldığınız cevaplar, aslında yarının dünyasının hangi önceliklere sahip olacağına dair ipuçları da verir.

Belki de çocuklara, ‘cami hocası olacağım’ demeyi hayal ettirmek için onlara bu mesleğin güzelliklerini daha fazla anlatmamız, örneklerimizi çoğaltmamız gerekiyor. Din görevlilerini sadece camiyle sınırlı bir algıya hapsetmeden, toplumsal ve kültürel hayatta da ön plana çıkaracak çalışmalar yapmak gerekiyor. Çocuklar, çevrelerinde etki bırakan, saygı duyulan ve sevilen din görevlileri gördükçe “Ben de hoca olacağım” deme cesaretini bulabilirler.

Bu noktada hiç şüphesiz en başta Diyanet İşleri Başkanlığı’na görev düşüyor. Toplumdaki bu algıyı değiştirmek ve din görevliliğini çocukların hayal dünyasında cazip bir hedef haline getirmek için farkındalık oluşturacak projeler geliştirilmelidir. Yazımıza nokta koymadan yeniden soralım: Sizce neden çocuklar “hoca olacağım” demez? Belki de sorumuzun cevabı bakış açımızda gizlidir.