Başlıktaki önemli tanımlamanın stratejik anlamını kavrama hususunda, sürekli halde yazılarında ve röportajlarında tekrarından ötürü emekli amiral Sayın Cem Gürdeniz’e borçluyuz.

Gerçekten çok kıymetli bir becerenin, sahada var olmanın tanımıdır. Evet, askerliğin yarısından fazlası teknoloji olabilir; ama sahada vuruşacak kahramanlar olmadan savaş kazanılmıyor.

Türk Ordusu’nu diğer NATO ordularından farklılaştıran bu tanımlamaya uyum, dünyanın içinden geçtiği bu türbülans sürecinde çok daha kritik bir öneme sahip. Dolayısıyla da bu güce çarpan etkisi yapan savunma sanayisi de öyle.

Ekonomimizin önümüzdeki 10 yıllık süreci, bu tanıma uyum ve onu çok daha sarsılmaz hale getiren çarpanında ilerlemeye sıkı sıkı bağlı. Çünkü bu alandan başka, teknolojiyle ilgili, milletçe benimsenecek seviyede bir başarı yakalayamadık. Fıtratımıza en uygun seçimi savunma sanayisinden yana yaptık. Bu alandaki teknolojiye yoğunlaşmamız ve tüm kaynaklarımızı yeniden paylaştırıp özel sektörle iş birliği içinde başarıya ulaşmamız gerekiyor. Hal böyle olunca en önemlisi, artık son girdiyi bulmak oluyor. Beşeri sermayeyi…

Türkiye’de “ev genci” olarak anılan milyonlar var ve hepsi çok genç. Çok hızlı bir şekilde yeni dünyanın şartlarına göre eğitilebilir durumdalar. İş başında pratikle sonuçlar hemen kendini belli eder. Bu alanda yol açılmalı, onların bu süreçleri üzerinden tüm müfredat yenilenmeli ve büyük bir devrimle, yapay zekâ nedeniyle görülmemiş seviyelere çıkması muhtemel yapısal işsizliğin önüne geçilmeli. On yıllık süreçte çok büyük bir verimlilik artışı sağlanır.

Tarımı, hayvancılığı, finansı, sanayiyi ve hizmet sektörünü yepyeni bir pencereden tanımlamamız lazım.

İşte böyle bir milli yükseliş, kahraman Türk Ordusu’nu sahada askerleriyle, sanayisinde mühendisleriyle coğrafyamızdaki herkesin ortak güveni hâline dönüştürür.

Herkesin silahlanma yarışına girdiği bir dönemde ekonomik, siyasi ve askerî sonuçları hesaplamak lazım.

Bununla beraber, yine sayın amiralin hatırlattığı, 4 Mart 2002 tarihinde Soros tarafından söylenen o iğrenç cümleyi de unutmayalım. “Türkiye’nin en iyi ihracat ürünü ordusudur.”

Bu hain bakış açısı aslında her şeyi anlatmaya yetiyor. İşte bu kötü algıdan savunma sanayimizin başarılarıyla ve kahraman Türk Ordusu’nun binbir badireye rağmen dimdik ve dünyanın her yanında ayakta olmasıyla kurtulduk.

Devamı da inşallah gelecektir.