Ukrayna hafta sonu 1.000'in üzerinde kamikaze İHA ile Rusya'nın başkenti Moskova ve çevre şehirlere yönelik bu yılın en büyük hava saldırısını gerçekleştirdi. Rusya Savunma Bakanlığı ondan fazla bölgede 556 Ukrayna İHA'sının tespit edilerek imha edildiğini açıkladı ve saldırılarda en az 4 kişi hayatını kaybettiği, en az 12 kişinin de yaralandığı öğrenildi.
Ukrayna Güvenlik Servisi ise hedef listesini kamuoyuyla paylaşıp Moskova bölgesindeki bir fabrika, bir rafineri ve iki petrol pompa istasyonu ile Rusya işgali altındaki Kırım'daki bir havaalanının askeri altyapısının yanında hava savunma sistemlerinin isabet alındığı bildirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski söz konusu saldırıların Rusya'nın bir önceki hafta gerçekleştirdiği füze ve İHA bombardımanına karşı meşru bir misilleme niteliği taşıdığını açıkladı. Yani geçen hafta gerçekleşen 24 Ukraynalı sivilin hayatını kaybettiği saldırıları işaret etti. Ukrayna'nın pazar günkü dronlarına karşılık Rusya da aynı gece 500'den fazla kamikaze İHA ve füzeyle Ukrayna şehirlerini hedef aldı. Ukrayna Hava Kuvvetleri bu dalgadan 503 İHA'yı etkisiz hâle getirdiğini, buna karşın en az 2 kişinin hayatını kaybettiğini ve yaklaşık 20 kişinin yaralandığını açıkladı. Ukrayna saldırıları Moskova'da yüzlerce uçuşun iptaline ve uçakların alternatif havaalanlarına yönlendirilmesine yol açtı.
Evet, yıllardır süre gelen ve on binlerce insanın hayatını kaybettiği Ukrayna-Rusya Savaşı askeri tarihte daha önce görülmemiş bir boyuta ulaşarak hızla insansız sistem savaşına dönüşüyor. Bu gerçekten çok önemli bir değişim sürecinin habercisi olarak algılanmalı. Ukrayna 2025 yılında 4 milyonun üzerinde İHA üretti ve 2026 için üretim hedefi 7 milyonun üzerine çıkardı. Bu rakam günlük on binlerce drone üretim kapasitesine karşılık geldiğinden dikkate alınnalı. Ukrayna ordusu her gün saldırı ve keşif amacıyla 7.000 ile 9.000 arasında İHA kullanıyor ve stokların yenilenmesi operasyonel bir zorunluluk haline gelmiş durumda. Yerli üretime ek olarak İngiltere'den 2026’da 120.000'den fazla İHA temin etmeyi planlıyor. Bu teslimatlar arasında büyük ölçekli taktik insansız sistemler de yer alıyor. Ukrayna ordusu bu gelişmelerin kurumsal yansıması olarak bünyesinde İnsansız Sistem Kuvvetleri adıyla ayrı bir birlik oluşturmuş durumda. Söz konusu birliğin personel mevcudunun 80.000'e yaklaştığı tahmin ediliyor. Gerçekten askeri açıdan muazzam bir dönüşüm.
Ukrayna İHA saldırılarının birincil hedefi özellikle İran Savaşı’nın da etkisiyle Rusya'nın enerji altyapısı haline geldi. Rafineriler, petrol pompa istasyonları ve yükleme limanları sistematik biçimde hedef alınıyor. Çeşitli analistlere göre Rus enerji tesislerinde oluşan toplam hasar mevcut kapasitenin %20-30 arasında seyrediyor. Rusya'nın temel döviz kaynağını oluşturan petrol ve doğalgaz gelirlerine yönelik bu baskı makroekonomik göstergelere doğrudan yansımış durumda. 2026’nın birinci çeyreğinde Rusya ekonomisi neredeyse sıfır büyüme kaydetti. Yurt içinde stagflasyon göstergeleri ciddi şekilde belirginleşti. Cephe dinamikleri de buna paralel seyrediyor elbette. Rus kara kuvvetlerinin ilerleyişi yavaşladı. 18 Mayıs itibarıyla Ukrayna ordusu Zaporizhzhia bölgesindeki Stepnohirsk kasabasını Rusya'dan geri aldığını açıkladı. Bazı strateji analistleri Ukrayna'nın 2027 yılı itibarıyla Rusya topraklarının tamamına yönelik yoğun ve etkili İHA saldırısı kapasitesine ulaşabileceğini öngörüyor. Hasılı işler hepten karışıyor.
Ukrayna cephesindeki bu gelişmeler NATO ittifakı içindeki yapısal çatlakları derinleştiren bir süreçle eş zamanlı ilerlеdiğinden ayrıca önemli. ABD Savunma Bakanlığı, Polonya'ya konuşlandırılması planlanan 4.000 askerin sevkiyatını askıya almış durumda. Almanya'ya da gönderilmesi öngörülen uzun menzilli roket ve füze birliğinin konuşlandırmasını iptal etti. Pentagon'dan sızan bilgilere göre bu karar son birkaç gün içinde alınmış olup önceden planlanmış bir stratejik sürecin ürünü değil. Söz konusu adım özellikle Polonya'nın Rusya sınırındaki kritik konumu gözetildiğinde ittifak güvenilirliğine ilişkin ciddi soru işaretleri doğuyor. Konuya ilişkin eleştiriler yalnızca Avrupa başkentlerinden gelmiyor elbette. ABD Kongresi'nde de bu kararın Rusya'ya yanlış sinyal verdiğini ve Putin'i cesaretlendirebileceğini öne sürmektedir.
ABD-Almanya ilişkileri ise ayrı bir gerilim ekseni oluşturuyor. Alman Şansölyesi Merz, İran Savaşı bağlamında Trump yönetiminin plansız bir askeri müdahaleye giriştiğini ve çıkış stratejisinden yoksun olduğunu kamuoyu önünde açık açık konuşmuştu. Bu açıklamaların ardından Trump da Almanya'dan ilk aşamada 5.000 asker çekilmesini emredip Şansölyeye iflas etmiş ülkesinin kendi sorunlarıyla ilgilenmesini tavsiye etmişti.
Benzer bir gerilim farklı bir biçimde İngiltere'de de gözlemlenlendi. Geçen hafta yapılan yerel seçimlerde aşırı sağcı UK Reform Partisi birinci konuma yükseldi ve bu sonuç İşçi Partisi lideri ve Başbakan Starmer üzerindeki istifa baskısını artırdı. Cumartesi günü ise Tommy Robinson önderliğinde on binlerce aşırı sağcı Unite the Kingdom yani Krallığı Birleştir sloganıyla Londra'da büyük bir gösteri düzenledi. Söz konusu gösteri Eylül 2024'teki 150.000 katılımcılı mitingin ardından düzenlenen ikinci büyük mobilizasyon girişimini temsil ediyor. Şubat 2025'te UK Reform'dan ayrılarak kurulan Britanya Restorasyon Partisi ise aday gösterdiği tüm bölgelerde birinci sıraya yerleşmeyi başardı. Bu tablonun arkasında yabancı finansman ağlarının varlığına ilişkin analist değerlendirmeleri giderek güçleniyor. Hatta bazı uzmanlar Trump yönetiminin Londra hükümetini zayıflatmaya yönelik dolaylı destekler sağladığını ileri sürüyor. Elon Musk'ın Eylül 2024 tarihinde video bağlantısıyla görtericilere seslenmiş olması bu değerlendirmelerin temelini oluşturuyor.
Tüm bu gelişmeler birbirinden bağımsız konjonktürel olgular olmayıp tek bir yapısal dönüşümün farklı tezahürleri olarak değerlendirilmeli diye düşünüyorum Dron savaşlarındaki asimetrik kapasite artışı savaşın ekonomik maliyetini yükseltmekte ve bu maliyet Rusya'da iç siyasi baskıya Avrupa'da ise savunma harcamaları tartışmasına dönüşmekte. ABD'nin ittifak taahhütlerinden geri çekilmesi Avrupa ülkelerini stratejik özerklik arayışına zorlarken bu belirsizlik ortamı aşırı sağcı hareketlerin meşruiyet iddiasını besliyor. Küresel düzenin yeniden biçimlendiği bu süreçte aktörlerin aldığı her karar ittifakların güvenilirliğini ve iç siyasal dengeleri eş zamanlı olarak etkiliyor.
Yakından izlemeye devam….