Öncelikle şunu belirteyim:
Ben, dünyanın parasının “yabancı transferlerine” gitmesine karşıyım.
Kulüpler alt yapıya önem vermeli, ağırlıklı olarak yetiştirdiği sporcularla yol almalı, yurt dışına döviz saçmamalı; dahası sporcu ihracatından kazandığı paraların büyük bölümünü alt yapıya harcamalı.
Ne yazık ki şimdilerde acayip bir “yabancı transfer” furyası var.
Büyük paralar gidiyor dışarıya; 30 milyon, 40 milyon, hatta 70 milyon Eurolar…
Yabancı kulüpler büyük paralar kazanıyor…
Futbol hayatlarının sonbaharında Türkiye’ye gelen futbolculara ödenen transfer paraları ve aylıklar da dudak uçuklatır cinsten.
Üstelik vergi avantajları da var, başka yerlerde ceplerinden ödeyecekleri vergiler “kulüpler” tarafından üstleniliyor!
Büyük paralar harcanıyor böyle böyle, uluslararası başarı derseniz, “kırk yılda bir”!
Dışarının güçlü takımlarıyla oynadığımızda, koşu mesafeleri bakamından nal topluyoruz, adamlar bir kişi fazla oynuyor sırf bu sebepten.
*
Memleket paralarının yurt dışına gitmemesi yönündeki hassasiyetimizi böylece belirtmiş olalım...
Ve “yılân hikâyesi”ne döndükten sonra gerçekleşebilen n’Golo Kanté transferine gelelim...
Yılan hikâyesi evet:
Fenerbahçe, Al-Ittihad'da forma giyen 34 yaşındaki Kanté için uzun süredir yoğun çaba sarf ediyordu.
Takas anlaşması kapsamında Faslı santrfor Youssef En-Nesyri'nin Suud ekibine gitmesi planlanıyordu.
Kanté ile kişisel şartlarda anlaşma sağlanmış, hatta sağlık kontrolleri tamamlanmıştı
Ancak transfer penceresinin kapanmasına saatler kala Al-Ittihad’ın TMS'ye (Transfer Eşleştirme Sistemi) yüklediği belgelerde yaşanan idari hatalar ve gecikmelerden dolayı süreç tıkanınca Fenerbahçe, 3 Şubat 2026 sabahı resmi açıklama yaparak transferin iptal olduğunu duyurdu.
Kulüp, karşı tarafın hatalarını sert bir dille eleştirirken, taraftarlar arasında büyük hayal kırıklığı yaşandı. Birçok kaynak, "Kanté defteri kapandı!" yorumları yaptı; hatta bazı haberlerde "Gemiler yandı!” ifadeleri kullanıldı.
Kanté'nin kendisi de transferin tıkanması üzerine Al-Ittihad'da antrenmana çıkmayı reddetti ve FIFA'dan çözüm talep etti.
*
İş böylesine çıkmaza girmiş ve Sadettin Saran yönetimi taraftarın yoğun tepkilerine hedef olmuşken…
Bir gelişme yaşandı.
Tevafuk:
Fenerbahçe’nin “tıkanışı” Sayın Erdoğan’ın Suudi Arabistan ziyaretine denk geldi.
Sayın Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gideceğini Fenerbahçe yöneticilerinden biri Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Osman Aşkın Bak’ı aradı…
Sayın Bak da durumu Sayın Cumhurbaşkanı’na aktardı.
Devreye Sayın Erdoğan girince tıkanıklık aşıldı ve transfer gerçekleşti.
Üzerinde bol bol tefekkür edilesi bir süreç bu…
Biraz geriye dönelim…
Hatırlarsınız:
Fenerbahçe ile Galatasaray arasında Suudi Arabistan’da oynanması plânlanan Süper Kupa maçında saçma sapan gerekçelere yaslandırılan bir kriz üretilmiş…
Bundan dolayı da Riyad’daki maç oynanamamıştı.
Sayın Erdoğan da bu vahim olayı değerlendirirken, “Burada Türkiye’ye ve Türkiye’nin çıkarlarına yönelik sinsi bir operasyon, açık bir sabotaj girişimi vardır.” demişti.
Fenerbahçe tribünlerinden “Hükümet İstifa!” sloganlarının atıldığı Ali Koç dönemini hatırlayın.
Fenerbahçe ile Galatasaray'ın birlikte sorumlu oldukları krizi hatırlayın...
Ve bugün…
“Kante transferi krizi”, Sayın Cumhurbaşkanı’nın Suudi Arabistan ziyaretine denk geliyor…
Fenerbahçe Spor Kulübü’nün “İş bitti!” açıklamasını yapmasından bir süre sonra Sayın Cumhurbaşkanı düğümü yukarıda belirttiğimiz gibi çözüyor.
Ve şimdiki Başkan Sadettin Saran’ın “Teşekkür Açıklaması” Fenerbahçe’nin Resmi İnternet Sitesi’nde yayımlanıyor:
“Kulübümüz, dünya futbolunun önemli isimlerinden N’Golo Kanté’nin transfer sürecini başarıyla tamamlamıştır.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, hem Fenerbahçemizin hem de Türk futbolunun gelişimine katkı sağlayacak bu sürecin olumlu şekilde neticelenmesi noktasında verdikleri önemli destekler dolayısıyla, şahsım ve kulübüm adına teşekkürlerimi sunarım.”
*
Dünyada ve Türkiye’de kimin başı sıkışsa Sayın Erdoğan’a koşuyor…
Özellikle Sayın Erdoğan’a en fazla hücum edilen yerler, eninde sonunda “Teşekkürler Sayın Cumhurbaşkanım” diyor!