İsmet Özel; "İnsan hakları Yahudi haklarıdır. Bunun literatürde de yeri vardır. Yani bir Yahudi’nin dünyanın her yerinde rahat yaşaması için gerekli şartlara insan hakları deriz" der.
Bugün egemen güçler, İsrail’in güvenliği için dünyayı ateşe atmaktan çekinmiyor ve uluslararası hukuk da buna sessiz kalıyorsa bize “insan hakları” diye yutturdukları tam olarak budur.
Bilindiği gibi 28 Şubat tarihi itibariyle bu sefer de İran’a saldırmaya başladılar. Yılardır Filistin’e kadar ulaşan direniş ekseninin kökünü kazımaya çalışıyorlar. Elbette işin içinde başka plan ve projeler de var.
Ancak İran, bir medeniyet birikimi ve kadim devlet geleneği üzerine oturuyor. Dolayısıyla sanıldığı gibi öylece ortadan kaybolabilecek bir devlet değil.
Gönlümüz de, dileğimiz de emperyalist güçlerin bölgemizden defedilmesi ve bozguna uğratılmasıdır.
Benim son haftalarda dikkatimi çeken ısrarla enerji yataklarının hedef alınması oldu. İran, Tel Aviv'deki Ben Gurion Havalimanı'na ve Hayfa'daki petrol rafinerisine saldırı düzenledi.
Ondan önceİsrail ve Amerika, Tahran çevresindeki Şahran, Şehr-i Rey, Koohak ve Tondgouyan gibi kritik petrol depoları ve rafinerilerini bombaladı.
Diğer taraftan Hürmüz Boğazı’nın kapatılması da eklersek küresel enerji krizi kapıda diyebiliriz.
Örneğin Japonya petrolünün yaklaşık yüzde 72'sini,Güney Kore, yüzde 65'ini, Hindistan, yüzde 50'sini ve Çin de yine yaklaşık yüzde 50’sini büyük ölçüde bu hat üzerinden temin ediyor. Bunlar dünya ekonomisinin en önemli sütunları arasında yer alan ülkelerdir.
Avrupa genelinde doğalgaz depolama tesislerindeki doluluk oranı da yüzde 30’nun altına düştü. Enerjide arz sıkıntısı pompa fiyatlarına da yansıdı. Durum kritik.
Kısacası Hürmüz Boğazı'ndaki gelişme, küresel petrol arzının yaklaşık %20'sinin aksamasıyla ciddi bir enerji krizini tetikledi ve petrol fiyatlarını dört yılın zirvesine çıkardı. İran'ın boğazı kapatmasıyla tanker hareketliliği durdu vs.
Rusya bu durumdan faydalanıyor ve petrol yerine alternatif ürünler tedarik ediyor.
Açıkçası ortada düşük yoğunluklu bir III. Dünya Savaşı" yaşanıyor.
Şimdi biraz geriye gidelim. Pandemi dönemine… Elbette İran hükümeti de pandeminin tam ortasındaydı.
İran da diğer ülkeler gibi Dünya Sağlık Örgütü'nün resmi raporuna göre hareket etti. Ali Hamaney 8 Ocak 2021'de ABD ile İngiltere menşeli aşıların ithalatını "güvenilmez" olduğu gerekçesiyle yasakladığını duyursa da farklı markalarda 130 milyondan fazla aşı dozu temin edildi.
İran’da da sokağa çıkma yasakları uyguladı, maske takma ve aşı zorunluluğu getirildi. Ayrıca IMF'den 5 milyar dolarlık Covid kredisi için başvuruda bulundular.
Hatta İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de X hesabından paylaştığı mesajında, “IMF'nin, İran Merkez Bankası tarafından talep edilen kredi miktarını bir an önce sağlaması gerektiğini” belirtmişti.
İran aynı zamanda bir küresel proje olan kendi merkez bankası dijital para birimi üzerinde çalışmaya devam ediyor ve dijital kimlik altyapısını inşa ediyor. Kâğıt banknotların yerini alması amaçlanan bu dijital para, 2022'de tanıtıldı. Yani Merkez Bankası tarafından düzenlenen bir CBDC (Merkez Bankası Dijital Para Birimi) projesinin uygulayıcısı.
Bunları neden hatırlatıyorum.
Çünkü küreselciler pandemi sonrası fosil kaynaklarının tükeneceğini ve ardından küresel enerji krizi yaşanacağını söyleyerek mevcut düzenin resetlenmesi gerektiğinden bahsediyorlardı. Kısacası III. Dünya Savaşı sonrası öngörülen düzenin adı “Yeni Sosyalizm” olarak çoktan belirlenmişti.
Demem o ki; işte bu düzenin alt yapısı hazırlanıyor. İsrail’in kollanmasının bir nedeni de budur. Vakti geldiğinde onları Hazarya bölgesine taşımak için.