Yanık bir türkü, coşkulu bir şiir, ezberlenmiş bir dua, akıcı bir öykü yahut sıkıcı bir deneme tadında adımladığımız hayat bir gün nihayetlenecek ve geriye, ayrıldığımız sahradan ne götürdüğümüz kadar oraya ne bıraktığımızın önemini anlatan birkaç anlam ırmağı kalacak. Belki de bu sebeple her geçen gün sözünü nereye, kime sarf etmeye değer bulduğunu biraz daha sorgularken buluyor kendini insan… Yanılmaktan anlamaya varan aynalarla yüzleşiyor.

Firdevs Kılınç’ı Mayıs 2016’da, Hatay programı vesilesiyle tanıdım. Tam on sene geçmiş üzerinden. Müdürü olduğu ve çiçek bahçesine dönüştürdüğü imam hatip lisesinde ağırlandığım sırada disiplinli bir mürebbiye, nitelikli bir idareci, fedakâr ve özel bir anne, bastığı yeri titreten ve insanları bir dava etrafında toparlayabilen kudretli bir insan olduğuna şahitlik ettim. Kendisi depremde yetmişe yakın kayıp vermiş ve onun kadar özellikli olan eşi Yusuf Kılınç müdürümle birlikte, büyük kızının yerleştiği cennet köşesi Fethiye’de vazifeye devam kararı almış. 12 Mayıs sabahı Firdevs Kılınç’ın yeni eğitim durağı Şehit Sümer Deniz Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde söyleşimi gerçekleştirmek üzere yola çıktım. Bir süredir yol bana, güzel insan ve amaçların kendisini de güzelleştirdiğini öğretti. Uçak rötarsız hareket etti, ardından Dalaman’dan Fethiye’ye tam vaktinde kalkan otobüs dingin, endişesiz, tabiatın güzelliğiyle hemhâl bir seyir imkânı sundu.

Fethiye, bölgedeki tatil yerleri arasında Anadolu ruhunu diri tutabilen birkaç beldeden biri benim için. Maviyle yeşilin ezelî ahit imzaladığı, küçücük cüssesiyle ziyaretçisinin her ihtiyacına cevap verebilecek bir potansiyel membaı. Kurumun birbirinden güzel ve enerjik iki edebiyat öğretmeniyle Arzu Aksakarya ve Fatma Pala ile karşılamaya geliyor beni Firdevs müdürüm. Buraya İl Millî Eğitim’in “Bir Kitap-Bir İnsan” projesi kapsamında davet edildiğimi öğreniyorum. Söyleşiden önce Meslek dersleri öğretmeni Büşra Yılmaz ve Arapça öğretmeni Elif Arzu Özer ile de kısa bir hasbihâl imkânı buluyoruz.

Şehit Sümer Deniz Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi, kitabı titiz bir dikkatle okuyan meraklı talebelerden oluşuyor. Aralarında Hayrunnisa gibi kitap yazmaya şimdiden başlamış olanlar da var, Kübra ve Aysima gibi şiir kaleme alanlar da… Kübra Nur yaptığı resmin şiirini yazan ve belli ki önümüzdeki dönemlerde pitoresk şiir alanında adını duyacağımız bir kardeşim. Gençler gibi, Fatma Duygu’nun, Ahsen Betül’ün, Tuğçe’nin, Sude’nin, Arzu’nun, Ezgi’nin, Ayşe’nin, dikkatin en soylu hâlini konuşturan Nida’nın edebiyatıma yönelttiği sorular da güzel. Hele imza esnasında “Sizin kişisel menkıbeniz nedir?” diye soran Azra, kitabımı yazarken mektuba nasıl yöneldiğimi irdeleyen Ebru, yüzlerinin canlı hatlarıyla Hatice Kaya ve Hira Nur pek çok güzel.

Programdan sonra Firdevs müdürümün odasında edebiyat öğretmenlerim Arzu Aksakarya, Fatma Pala, Serpil Ece; Meslek Dersleri öğretmenlerim Elif Arzu Özer ve Büşra Yılmaz; Çocuk Gelişim Eğt. Öğretmenim Ayşe Konukçu ile hasbihâlimize devam ediyoruz. “Değerler Eğitimi”, “Giz, Geleceğe İz Bırak” ve Bir Kitap-Bir İnsan projeleri kapsamında yapılanları dinlerken öğretmenlerin kendi içlerinde yirmi kişilik okuma grubu oluşturduklarını, Jack London, Matt Haig gibi yazarların yanı sıra Cem Sancar, Ayfer Tunç, Nermin Yıldırım, Tarık Tufan gibi güncel yerli kalemleri takip ettiklerini de öğreniyor, sıcacık bir ekibin içinde olduğumu daha iyi kavrıyorum. Bu arada Ayşe Konukçu hanımdan kurumda iki yıldır yürütülen çocuk gelişimi sınıfları olduğunu, bu bölüme öğrencilerin sınavla alındığını dinliyorum.

Ardından saat 14.00’deki söyleşim için Firdevs müdürümle Fethiye Anadolu İmam Hatip Lisesine doğru yola çıkıyoruz. Fethiye Anadolu İmam Hatip her açıdan kendini yetiştirmiş; birbirinden farklı dünya görüşlerine sahip öğrencilerle eğitimciler arasında köprü kurabilmiş müstesna bir içerik taşıyor. Sedirli odaya alınan öğrenciler müdürümüz Rasim Aktürk, müdür yardımcımız Halime Öcal ve edebiyat öğretmenimiz Hasan Lütfi Akgül nezaretinde beni, “başlarının üzerlerinde kuş varmışçasına” dinliyor. Serra, Melis, Fatmanur, Pelin, Bilge, İncilâl, Fatma Rana, İpek, İrem, Yavuz Selim birbirinden anlamlı sorularıyla sözümüzü güçlendiriyor. Öğrencilerimiz donanımlı. Okulda, müdürümüz Rasim Aktürk’ün gayretleriyle Fevk-Alâde isimli bir kültür ve edebiyat dergisi bile çıkıyor, içinde çok kaliteli metinler var. Söyleşiden sonra Rasim müdürümle hasbihâl ediyoruz. Vizyonu yüksek bir eğitimci ve idareci olmasının yanı sıra özel de bir gönül taşıyor. Dakikalar çabuk adımlarla ilerlerken sözler aramızda su gibi gidip geliyor. İstanbul’un yoğun temposundan sonra deniz bakışlı bu bir diyarı seçmesi ona merhem gibi gelmiş. Okuyor, geziler düzenliyor, kişisel tekâmülünü ruh devinimini yoklayarak tamamlamaya gayret ediyor.

Programlardan sonra Firdevs müdürümle birbirine karışıp tek cümlede birleşen iki kelime gibi uzun bir sahil yürüyüşü yapıyoruz. Fethiye bağrında taşıdığı cevherden haberdar mı bilmiyorum ama ben Hatay depreminden aldığı yaralarla dünyanın tabiatını içselleştiren, yenilenen, durgunlaşıp dinginleşen, güzelleşen, heybet ve vakarından bir şey kaybetmese de incelen yepyeni bir insan kadın görüyorum karşımda, bir dönüşüm öyküsü... Müdürümle kendisi de iyi bir idareci olan eşi Yusuf Kılınç’ı uygulama otelinde ziyarete gidiyoruz, sohbetimizi kendilerinin ısrarıyla denizi gören evlerine taşıyoruz. Cennetin bir numunesi olan bu köşe –onları evlerinde bekleyen en küçük kızları ile birlikte- her anlamda bir huzur pınarı. Yusuf müdürümle hasbihâl ederken kelimelerin, yüksek bir edebiyat tahtına kurulduğunu fark ediyorum. Kendileri sadece iyi bir okur olduğunun altını çizmekle iktifa etse de karşımdaki her hâliyle iyi bir edebiyatçı, yüksek bir insandır; anlıyorum. Edebiyatın sözde kalmayıp hâle taşınması lazım gelen yapısı üzerinde bir kez daha düşünüyorum. Gece bu sıcacık halkaya Fethiye’de yaşayan büyük kızları ve torunları da ekleniyor.

Ertesi sabah Fethiye’den ayrılmadan evvel Firdevs hocamla Hüseyin Yılmaz İmam Hatip Orta Okulu’nu ve müdürümüz Mahmut Sarıhan’ı makamında ziyaret ediyoruz. Böylece güzellikten nasip almış bir sohbetin içinde daha buluyorum kendimi. İdarecileri, öğretmenleri, öğrencileri ile hâlen kocaman bir aile olabilen bu insanları çağımın içinden izlemek öylesine değerli ki… Okulun karşısında düzenlenen kermeste kısa bir yolculuğa çıkmaksa hissiyatımı destekliyor. Fethiye’den huzurlu bir kalple ayrılıyor, şuraya ucu bucağı olmayan bir teşekkür bırakıyorum.

Selam ile.