Ha milletle asgari müştereği olmayanlar…

Asgari müştereksizler…

Ha sosyal medyada tehdit içerikli paylaşım yapanlar, ha gazetelere manşet atanlar, ha kürsülerde ağzını köpürte köpürte açıklama yapan siyasiler ha soykırımcı İsrail’in insanlıktan nasibini almamış Ulusal Güvenlik Bakanı İtamar Ben-Gvir…

Şanlıurfa’da, Kahramanmaraş’ta okula saldıran zihniyetin beslendiği yer de burası.

Şeflik dönemi (apartheid) artıkları…

*

Deprem yangın, heyelan, çığ, salgın hastalık, münferit cinayetler nasıl toplumsallaştırılıyor? Okullara yapılan saldırılarından bile “laiklik” krizi çıkaran bir güruh var…

Darbe çığırtkanları, alkışçıları…

Darbeler zaten başlı başına şiddet…

Yasakçılar, hırsızlar, rüşvetçiler, kifayetsiz muhterisler…

Şiddetin elebaşları…

Ötekileştirmek…

*

İtamar Ben-Gvirler, Netanyahular şehirleri, ülkeleri bombalamakla kalmıyorlar, dijital silahlarıyla nesilleri de ifsat ediyorlar.

Yanı başımızdaki çocuklarımızı bizden koparıyorlar.

Akı kara, karayı ak göstermekten geridurmuyorlar. Olayları gerçek yüzünü perdeleyerek soyuna uygun yöntemlerle kendini suçlu iken suçsuz gösterebiliyor.

En azılı “cinsel tercih” savunucusu iken ahlak abidesine dönüşebiliyor.

Gazze’de katledilen yüzbinlerce Filistinli çocuğu İsrailli gösterebiliyor.

Hem 80 yıldır millete kan kusturan, laiklik krizine giren, başörtüsüne özgürlük getiren anayasa değişikliğini anayasaya aykırı olarak iptal ettiren, eşi, anası başörtülü babası sakallı olanın cumhurbaşkanı seçilemeyeceğini iddia edip hem de “başörtüsü yasağını bu kardeşiniz kaldırdı.” diyebilen işte bu karakter keşmekeşinin bileşenleri toplumu rehin alamaya yelteniyor.

“Çağdaş yaşam”, “yaşam tercihi”, “birey” mavalıyla değerlerinden uzaklaştırılan nesillerden terörist çıkardılar.

Gazze’yi nasıl bombalıyorlarsa Siyonizmin kamplarına dönüştürdükleri sosyal mecralarda da aynı vahşete devam ediyorlar.

“Ben üstünüm”diyen okul saldırganıyla, ben “kurucu iradeyim.” Aldığım rüşvet değildir, laikliği, cumhuriyeti korumanın bedelidir. mealinde söylem geliştirenlerin ruh yapısı farklı mı?

Okulda katliam yapan cani diyor ki:

"İnsanların beni tanıması, fark etmesi hoşuma gidiyor. Bu dünyadaki varlığımı ve verdiğim zararı hissetsinler istiyorum ki sonunda beni fark etsinler.”

Bu canileştirilmiş “çocuk” fıtrattan uzaklaştırılmanın ne olduğunu, nasıl sonuçlar doğuracağını da göstermekte:

“…Hayatım boyunca hep yalnız kaldım. Nedenini bilmiyorum, aslında çok fazla şeyim vardı. Hep insanlarla kaynaşmaya çalıştım ama yalnız kaldım."

*

Terör örgütleri böyle tipleri kullanıyor.

“…annemin aptal arkadaşlarının çocukları” demekle, gerici, yobaz, örümcek kafalı, çarıklılar, Hasolar, Memolar, bidon kafalılar, göbeğini kaşıyanlar diyenler aynı mihrakın aparatlarıdırlar. Dünyanın her yerinde böyledirler…

*

Vakit geçmek üzere…

Okul katliamından sonra yetkililerin açıklamasından:

“Ayrıca, fiziki güvenlik tedbirlerini artırmanın yanında; çocuklarımızı ve gençlerimizi şiddete sürükleyen veya şiddeti özendiren her alanın dikkatle ele alınması gerektiği hususunda ortak bir değerlendirme yapılmıştır. Bu kapsamda internet kullanımı, sosyal medya platformlarının etkisi, dijital mecralarda yayılan zararlı içerikler, sanal zorbalık, suçun ve suçlunun özendirilmesi, şiddeti sıradanlaştıran dizi, film ve benzeri popüler kültür unsurlarının çocuklarımız üzerindeki etkileri de çok boyutlu biçimde ele alınmıştır.” (Basından 16 Nisan 2026)

Çocukların Siyonizmin dijital mecrasında beyin yıkama seanslarına tabi tutulmalarının önüne geçilmeli…

Şiddet ve cinayet içerikli oyunların giysi ve dondurma markaları olarak piyasaya sürüldükleri düşünülürse şiddet propagandasının mahiyeti daha net anlaşılacaktır. (Örnek MINECRAFT…)

*

En büyük mesele: Eğitim…

Her meselenin başı…

12 yıl zorunlu eğitim ne getiriyor?

Adeta enselerine çökülerek 12 yıl okula götürülen çocuklar…

Bu durum her şeyden önce pedagojiye aykırıdır.

Aksi halde mesleksiz ve istikbalsiz bir neslin geliyor.