Suriye devriminden bu yana yaklaşık on ay geçti. 8 Aralık 2024’te Beşşar Esed rejiminin resmen sona ermesiyle birlikte ülke, uzun yıllar süren acıların ardından yeni bir döneme adım attı. Bu süreçte yeniden şekillenen Suriye’ye gerçekleştirdiğimiz üçüncü ziyaret, hem geçmişin izlerini hem de geleceğe dair umutları gözler önüne serdi.

Esed’in bir cenaze gibi terk ettiği şehirleri, şimdi halkın içinden doğmuş bir hükümet, ayağa kaldırmaya çalışıyor. İlk kez halkı için endişe duyan bir devlet anlayışı hissediliyor. Bu sorumluluk duygusu, dışarıdan bakıldığında bile fark edilebiliyor. Halkta bir aidiyet ve sahiplenme hissi hâkim; bu da beraberinde vatanseverliği getiriyor.

Ziyaretimiz, Halep ile İdlib çerçevesinde gerçekleşti.

Halep, kadim çarşılarıyla, tarihi dokusuyla hâlâ insanlık ve merhametin izlerini taşıyor. Nureddin Çarşısı (Bezzâzlar Çarşısı olarak da bilinir), Halep Emevi Camii ile Halep Kalesi arasında konumlanmış. Bu bölge, Halep’in tarihi merkezinde yer alıyor ve şehrin en eski ticaret noktalarından biri. Nureddin Zengî döneminde inşa edilen bu çarşı, hem mimari ve hem kültürel açılardan büyük öneme sahip. Emevi Camii'nin batısında kalan çarşı, Halep Kalesi’ne oldukça yakın. Bu üç yapı, bir tarih üçgeni gibi şehrin kalbinde buluşuyorlar.

Geçmişte olduğu gibi bugün de Halep’in ticari ve sosyal hayatının merkezi olmaya devam ediyorlar. Ancak Halep Kalesi’nin batısında yer alan eski kapalı çarşının bir kısmı, Esed döneminde direnişçilerle rejim güçleri arasında yaşanan yoğun çatışmalar sebebiyle harabeye dönmüş durumda. Halep ve diğer şehirler, yere düşmüş bir çocuk gibi, birilerinin elinden tutmasını bekliyor adeta.

Yıllarca dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçi ve tüccarların izleri, birçok ailenin geçim kaynağıydı. Bugün bu izlerin yerini, savaşın ardından yeniden ayağa kalkmaya çalışan insanların çabaları almış durumda. Bu çabaların bir örneğini, bizi Halep’te gezdiren ve yalnız bırakmayan Ebu Zeyd kardeşimizde gördük. Ona yük olmamak için “Biz bize gezeriz” dediğimizde, “Sizleri asla yalnız bırakamam” cevabını verdi. Sebebini sorduğumuzda, Halep’in iki mahallesi olan Şeyhmaksud ve Eşrefiye’nin hâlâ SDG-PYD’nin kontrolünde olduğunu, yanlışlıkla geçilirse sıkıntı yaşanabileceğini belirtti. Ebu Zeyd’in bu hassasiyeti yalnızca güvenlik kaygısından değil, Türkiye’ye duyduğu derin vefa borcundan da kaynaklanıyor. Daha önce Türkiye’nin kendilerine gösterdiği yardım ve sahiplenmeyi unutmadığını, şimdiki zamanı bu vefaya karşılık verme zamanı olarak gördüğünü belirgin biçimde hissettik. SDG-PYD hâlâ Suriye’nin güvenliğini tehdit ediyor. Bu durumu yerinde gözlemledik. Yeni hükümetin bu iki bölgeye ne kadar sabır göstereceği ise belirsizliğini koruyor.

Yine de şehirde bir bilinç ve irade hâkim: “Suriye’yi biz yeniden imar ederiz.” diyor halk. Bu şuur ve irade olduktan sonra yıkılan evler, harap olmuş yollar, çöken altyapı yeniden ayağa kaldırılabilir. Suriye’nin yeniden yatırımlarla ayağa kalkması ve imar sürecinde özellikle Türkiye’den edinilen tecrübeler büyük rol oynuyor.

Halep’te, 13 yıl boyunca İstanbul’da yaşamış bir tanıdığımız, bizi iş yerinde ağırladı. Türkiye’de edindiği ticari ve sosyal tecrübeyi Halep çarşısına taşımış. İşletmesinde Türk usulü düzen, müşteri ilişkileri ve ürün çeşitliliği dikkat çekiyor.

Bu bir istisna değil; Halep çarşısındaki birçok esnaf Türkçe konuşuyor. Hatta çocuklar, Arapçadan çok Türkçe konuşuyorlar. Bu durum, Türkiye ile Suriye arasındaki kültürel etkileşimin ne kadar derinleştiğini gösteriyor. Türkiye’den alınan ürünlerin bayilikleri Halep çarşılarında açılmış; Türk menşeli ürünlerin çeşitliliği ve kalitesi çarşılarda açıkça görülüyor. Bu tablo, geçmişte “Suriyeliler gitsin” diyenlerin ne kadar dar bir bakış açısına sahip olduklarını gösteriyor. Bu söylem, sadece insani değerlerle değil, bölgesel çıkarlarla da çelişiyor.

Suriye’nin yeniden ayağa kalkması, Türkiye’nin ekonomik ve kültürel etkisinin bölgede artması anlamına geliyor.

İdlib çarşısında da benzer bir tablo hâkim. Özellikle alışverişlerde Türkiye lirası kullanılıyor. Suriye lirası neredeyse devreden çıkmış durumda. Halk, Suriye lirasını Türkiye lirasına çevirerek alışveriş yapıyor. Bu durum, Türkiye ekonomisine doğrudan katkı sağlarken, Suriye halkı için de istikrar anlamına geliyor.

Bu dönemde yaklaşık 1 milyon Suriyeli yurtdışından ülkesine döndü. En çok dönüş Türkiye’den gerçekleşti. Ülke içinde yerinden edilmiş 1.8 milyon kişi de evlerine geri döndü. Halep ve Şam gibi şehirler geri dönenlerin en çok tercih ettiği yerler oldu. Yaklaşık 350 bin kişi bu iki kente yerleşti. Ancak altyapı hâlâ zayıf; barınma, sağlık ve güvenlik hizmetleri yetersiz.

İsrail ile Suriye arasındaki gerilim, özellikle güneydeki Dara bölgesinde halkı tedirgin ediyor. Süveyda’da yaşanan çatışmalar sonucu 190 bin kişi yerinden edildi. Şam - Süveyda otoyolu yeniden açıldı ve insani yardımlar bölgeye ulaştırıldı.

Suriye halkı, yaşadığı acılara rağmen umutla yeniden doğuyor. Halep’in taşlarında, İdlib’in sokaklarında bu dirilişi görmek mümkün. Her adımda, geçmişin yaralarıyla birlikte geleceğin inşası sürüyor. Bu topraklar, bir kez daha insanlık ve medeniyetin sesi olmaya hazırlanıyor. Görülmeye ve izlenmeye değer yerler.