Bombay Hindistan Hilafet Komitesi, Milli Mücadele’ye, bilhassa Hilafetin kurtarılabilmesi maksadıyla yardım kampanyaları düzenleyerek İstanbul'da Kuvayı Milliye temsilcileriyle irtibat kurmuştu.
Hintli Müslümanlar halifeye yardım yapmak üzere adeta yarışa girmiş, kadınlar kollarındaki bileziklerini dahi bağışlamışlardı.
Mustafa Sagir, Hilafetin kurtarılması maksadıyla gönderilen 781.570 TL, yaklaşık 5,17 ton altının (başka rivayet, 1.035.608 TL, yaklaşık 6,85 ton altın) akıbetini araştırmak üzere Hindistan Hilafet Komitesi tarafından Anadolu’ya görevlendirilen özel müfettişti.
O yıllarda Hindistan İngiliz işgalinde olduğundan Sagir İngiliz vatandaşıydı.
Sırf İngiliz vatandaşlığı gerekçesiyle İstanbul’daki evine baskın düzenlenmiş, yokluğunda bazı belgelere el konularak arkadaşları gözaltına alınmıştı.
Mustafa Sagir hadiseye tepki gösterince, dönemin Merkez Kumandanı kendisinden özür dilemiş, gözaltına alınan kişiler serbest bırakılmıştı.
Sagir İstanbul'dan ayrılarak Ankara'ya geçmiş, görevi mucibince Kuva-yı Milliye ile temas kurarak toplanan yardımların İngilizlerle çarpışılan cephelere ulaşıp ulaşmadığını yerinde görmek istemişti.
İngilizlerle savaşılan herhangi cephe olmadığından, cepheleri ziyaret fikrinden bizzat Mustafa Kemal tarafından vazgeçirilmeye çalışılmış, aralarında sert münakaşalar geçince Mustafa Sagir’in İngiliz ajanı olduğu iddiası ortaya atılmıştı.
Güya uçucu mürekkeple yazılmış gizli mektuplarla İngilizlere Milli Mücadele hakkında bilgi gönderdiği yalanı yürürlüğe sokuldu.
Ele geçirilen belgeler, gizli yazışmalar, tanık ifadeleri derken İngilizler adına casusluk yaptığına hükmedilerek Mustafa Sagir, 24 Mayıs 1921’de Ankara’da idam edildi.
Hindistan’dan gelen yardımlar, özel müfettiş ortadan kaldırılınca savaş sonrasında, Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu ile İş Bankası’nın kuruluşunda kullanılmaya başlandı.
1924’te Mustafa Kemal’in direktifleriyle kurulan İş Bankası’nın CHP ile irtibatı yakın tarihin halen tartışılan meseleleri arasındadır.
İrtibatın özünü Mustafa Kemal’in şahsi vasiyetiyle şekillenen ortaklık yapısı oluşturmaktadır.
Mustafa Kemal, 5 Eylül 1938 hazırlattığı vasiyetnamesinde İş Bankası’nın sahibi olduğu yüzde 28,9 hissesinin mülkiyetini, yönetimini, temsil yetkisini CHP'ye devretmiştir.
Demokrat Parti çıkardığı kanunla, CHP'nin İş Bankası hisselerini hazineye devretmiş fakat düzenleme 1963’te Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilerek iade edilmiştir.
12 Eylül sıkıyönetimi siyasi partileri kapatınca hisseler yine Hazine'ye geçmiş, 1992’de yasaklar kalkınca Yargıtay kararlarıyla vasiyet hukuku gerekçe gösterilerek ikinci sefer CHP'ye devredilmiştir.
AK Parti, "Atatürk'ün aziz hatırasının siyasi partiyle değil, devlet tarafından temsili…" görüşüyle hisselerin Hazine'ye devredilmesi yönünde zaman zaman hamleler yapmıştır.
Fakat yine mülkiyet hakkı, vasiyet hukuku gerekçesiyle tam anlamıyla yasal devir gerçekleşememiştir.
İş Bankası’nın temellerinde Hilafetin kurtuluş mücadelesi; cepheye gönderilmeyen yardımlar, Hindistanlı Müslümanların altınları, yetimlerin harçlığı, kadınların bilezikleri, ümmetin dayanışması, Mustafa Sagir’in idamı vardır.
İki arabanın üzerine ‘Haram Araç’ yazdırtan Kılıçdaroğlu’nun akıl hocalarına sorum şudur;
İş Bankası’nın kapısına ‘Haram Parayla Kurulan Banka’ yazdıracak mısınız?