Türkiye siyasetinde istifalara alıştık. Bir partiden ayrılanın nereye geçeceğini, hangi makamı hedeflediğini, yanında kaç kişiyi götüreceğini soruyoruz. Mansur Yavaş’ın CHP’den ayrılıp bağımsız devam etme kararı ise bu sorulara hemen cevap vermiyor. Kararın siyasi ağırlığı biraz da burada.

Yavaş, başka bir partiye katılmadı; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini sürdüreceğini açıkladı. İstifasını CHP’de yaşanan siyasi ve hukuki gelişmeler, yapılan açıklamalar ve seçmen iradesine ilişkin tutumuyla gerekçelendirdi. Ancak açıkladığı nedenlerle kararına ilişkin siyasi yorumları birbirinden ayırmak gerekiyor.

Özgür Özel ve çok sayıda milletvekilinin Yeni Parti’ye geçmesiyle CHP’deki ayrışma, belediye başkanlarını da bir tercihle karşı karşıya bıraktı. Yavaş bu ortamda iki partiden birine yönelmek yerine bağımsızlığı seçti. Böylece bir tarafın iç mücadelesine doğrudan katılmadan Ankara’daki görevini sürdürme alanı açtı. Bu tercihin ileride bir cumhurbaşkanlığı adaylığına dönüşüp dönüşmeyeceği ise bugün için bilinmiyor.

Bağımsızlık bir durak mı, yoksa yeni bir siyasi yolun başlangıcı mı?

Ankara kulislerinde Yavaş’ın seçim takvimi netleşene kadar büyük bir hamle yapmayabileceği konuşuluyor. Bu değerlendirmeyi kesin bir plan gibi okumak doğru olmaz. Siyasette beklemek de bir tercihtir; fakat bekleyiş uzadıkça kamuoyu, bu tercihin hangi hedefe hizmet ettiğini bilmek ister.

Meselenin bir de seçmen tarafı var. Yavaş, sandıkta kazanılan makamın vatandaşın onay vermediği başka bir partiye taşınmasını doğru bulmadığını söyledi. Bir başka partiye geçmeyerek bu ilkeyle tutarlı davranmak istediği anlaşılıyor. Yine de bağımsız devam etme kararının siyasi anlamını Ankaralılara anlatması gerekir. Çünkü seçmen ona oy verirken kişiliğini, belediyeciliğini ve CHP adaylığını birlikte değerlendirdi.

Bugün parti değiştirmek çoğu zaman bir rozetin çıkarılıp diğerinin takılması kadar kolay anlatılıyor. Oysa sandıkta verilen yetki, kişinin dilediği yere taşıyabileceği şahsi bir mülk değildir. Makam geçicidir; seçmenin verdiği emanet kalıcı bir sorumluluktur. Bu sorumluluk, ayrılma hakkını ortadan kaldırmaz; kararın hesabını vatandaşa verme gereğini doğurur.

Yavaş’ın önündeki ilk sınav bu nedenle adaylık değil, belediye yönetimidir.

Belediye meclisiyle ilişkisini nasıl yürütecek? CHP ve Yeni Parti arasındaki gerilim Ankara’ya hizmeti etkileyecek mi? Bağımsız bir başkan olarak siyasi konumunu hangi ilkelerle belirleyecek? Vatandaşın gündelik hayatına dokunan cevaplar, kulislerde konuşulan ihtimallerden daha değerlidir.

Cumhurbaşkanlığı tartışması elbette sürecek. Yavaş’ın farklı siyasi çevrelerde karşılık bulduğu uzun zamandır konuşuluyor. Fakat farklı kesimlerin sempatisini kazanmakla onları ortak bir gelecek fikrinde buluşturmak aynı şey değildir. Böyle bir iddia ortaya konulacaksa programı, kadrosu ve siyasi ittifakı da açıkça konuşulmalıdır. Siyasette geniş bir kapı aralamak mümkündür; o kapıdan hangi yöne yürüneceğini göstermek ise liderlik ister.

Mansur Yavaş’ın bağımsızlık kararı ona zaman ve hareket alanı kazandırdı. Bundan sonra kararın değerini, bu alanı nasıl kullanacağı belirleyecek. Ankara’ya hizmette ve seçmen iradesine saygıda tutarlı bir çizgi kurarsa tercihinin karşılığı olacaktır. Belirsizlik kalıcı bir siyasi yönteme dönüşürse sorular da büyüyecektir.

Bir partiden ayrılmak siyasi bir karardır. O kararın ardından vatandaşa karşı sorumluluğunu açıkça taşımak ise siyasi karakter meselesidir.