Bu sorunun cevabını internette aradığınızda şu bilgiler çıkıyor:
William Harvey (1 Nisan 1578, Folkestone - 3 Haziran 1657, Londra), İngiliz tıp doktorudur. Kalbin dolaşımını ve işlevini keşfetti. Modern fizyoloji biliminin öncülerindendir. Kalpten başlayan kan dolaşımını doğru olarak tanımlayan ilk kişi olarak bilinmektedir. Her ne kadar İspanyol doktor Michael Servetus (1511-1553) kan dolaşımını ondan çeyrek yüzyıl kadar önce tanımlamış olsa da, kalıcı belgeler olmadığı için bu olay Harvey'e atfedilmektedir. (Vikipedi)
Ayrıca İtalyan Realdo Colombo (1516-1559) da bu buluşa ortak olduğunu iddia etmektedir.
Kan dolaşımının keşfi ile ilgili çok ilginç bir olay:
1924 yılında Almanya’nın Freiburg Tıp Fakültesinde bir Müslüman hekim olan Mısırlı Muhyiddin et-Tatavi, Arap Tıp Tarihi üzerine doktora tezi hazırladı. Araştırma yaparken Berlin'deki bir kütüphanede “Şerhu Teşrihi’l-Kanun” (İbni Sînâ 'nın Kanun eserinin Anatomi Bölümü üzerine açıklama) adlı 13. Yüzyıla ait el yazması bir kitap buldu. Bu kitabın, İbnü’n-Nefîs (1210 - 1288) tarafından yazılan anatomi, patoloji ve psikoloji konularını içeren kapsamlı eserlerden biri olduğu anlaşıldı. Kitap o zamana kadar duyulmamış ve yazılmamış çok yeni bir fikir ileri sürüyordu. Sadece iddia değil aynı zamanda bu tezini isbat ediyordu. Sonuç olarak bu kitapta, küçük kan dolaşımının doğru bir şekilde anlatıldığı belirlendi. Bilim adamları önce inanmak istemediler ama daha sonra bu gerçeği kabul etmek zorunda kaldılar.
Kan dolaşımını ilk defa keşfeden İbnü’n-nefis’e göre:
1. Kalp kendi içindeki kanla değil üzerinde bulunan damarlardaki kan dolaşımı ile beslenir. (Koroner dolaşım) 2. Kan, kalpten akciğerlere temiz havayı almak için gider. 3. Kulakçıkla karıncık arasında geçişi sağlayan irtibatlar vardır. 4. Akciğerlerden gelen damarlar hava veya is değil kanla doludur. 5. Atardamarların dış duvarı toplardamarlara göre daha sık ve çift katlıdır. 6. Kalbin iki karıncığı arasında bir geçiş yoktur. Galen’in iddia ettiği gibi görünmeyen delikler de yoktur. Kan akciğerlere gidip, temiz hava ile karıştıktan sonra kalbe geri gelir.
İbnü’n-nefis yazdığı açıklamada pulmoner kan dolaşımını çok açık bir şekilde anlatmıştı. Galen ve İbni Sina’nın kan dolaşımı görüşlerini reddeden İbnü’n-nefis, kirli kanın kalpten çıkarak akciğere gittiğini ve temizlenerek geri döndüğünü yazmıştı.
Michael Servetus “Christianismi restitutio” isimli eserinde kendi buluşu olarak kan dolaşımı fikrini ortaya atmıştır. Realdo Colombo “De re anatomica libri XV” isimli eserinde kan dolaşımı buluşunu doğrudan İbnü’n-nefīs’den almıştır. William Harvey ise, yayınladığı “Exercitatio anatomica de motu cordis et sanguinis in animalibus” adlı kitabında büyük ve küçük kan dolaşımını kendi buluşu olarak açıklamıştır.
Halbuki Şam yakınlarında doğan İbnü’nnefis, ilk defa küçük kan dolaşımını bulan hekimdir. Gençliğinde Dımaşk’ta Nureddin Zengi’nin kurduğu hastanede tıp eğitimini tamamlamış, ardından Dahvariye Tıp Medresesinde Müzehhibüddin Dahvar’dan ders almıştır. Daha sonra Mısır’a giden İbnü’n-nefis, Memluk sultanının özel doktoru olmuş, ayrıca Selahaddin Eyyubi’nin kurduğu Nasıri Hastanesinde hoca olarak ders vermiştir.
Alman Felsefe Doktoru Sigrid Hunke, Müslümanların buluşları hakkında şöyle diyor:
“Müslümanların öncülük ettikleri mesela Arap rakamları, cebir ve usturlab gibi şeylerden hiçbirinin, İslami patent hakkı Batı’da tanınmış değildir. Aksine birçok Müslümanın icadı, günümüzde İngiliz, Fransız ve Alman malı sayılmaktadır. Halbuki Bağdat ve Kurtuba’da tıp öğrencileri için yazılmış olan ders kitapları, Batı’nın sayısız öğrencileri için kaynak olarak hizmet etmiş ve tıp tarihine yön vermiştir.”
(Geniş bilgi için: Nurettin Taşkesen, Müslüman Bilim Öncüleri, Batı’nın Bizden (Ç)aldığı Buluşlar, Foliant yayınları)