Dünyamız, son yüzyılın en büyük, en karmaşık ve en belirsiz süreçlerinden birini yaşıyor. Yaşanan olaylara baktığımızda gerilimin daha da yükseleceği ve kaosun dünyanın geneline yayılacağı anlaşılıyor.
Sistematik olarak kaosun dozunun arttığını görüyoruz. İşte bu yüzden bu yazımın adını “KAOS DÜNYANIN KAPISINDAN İÇERİ GİRDİ” olarak belirledim.
Peki, bu kaosun dozunun en çok arttığı bölgeler nereler? Yaşanan gelişmelerin sonuçları nasıl olacak? Buna dair tahminlerimi kısaca paylaşacağım.
1. ORTA DOĞU BÖLGESİ
Bölge, insanlık tarihinin başlangıcından beri sürekli kaosun, savaşların ve ayaklanmaların içerisinde buldu kendini. Ancak gelinen noktada bölgedeki kaosun artmasına neden olan dört önemli gelişme karşımıza çıkıyor.
Bunlar; İRAN-ABD-İSRAİL savaşı, İsrail'in Lübnan ve Suriye topraklarına yönelik artan saldırıları ve işgal girişimleri, Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik artan saldırıları ve Suudi Arabistan'ın buna karşılık vermesi, son olarak da Husilerin Kızıldeniz'den geçen gemilere saldırılar düzenlemesi.
Bu arada, buradaki en kritik iki stratejik bölge Orta Doğu coğrafyasında bulunuyor. Bunlardan biri Kızıldeniz, diğeri ise Hürmüz Boğazı.
İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen bazı gemilerin kısıtlanması neticesinde kaosun ekonomik boyutuyla da karşılaşıyoruz.
2. AVRUPA BÖLGESİ
Ukrayna-Rusya savaşıyla başlayan güvenlik endişesi, giderek artan ekonomik ve sosyal dengelerdeki bozulmayla birlikte Avrupa'yı büyük bir kaosun içerisine sürükledi.
Bunun yanında İngiltere kaynaklı gelen uyarılara baktığımızda, kıtanın büyük bir kaosun içerisinde olduğunu söylemek yanlış olmaz.
3. ASYA-PASİFİK BÖLGESİ
ABD ile Çin arasında Tayvan üzerinden yaşanan rekabeti yalnızca bu bölge üzerinden okumak yanlış olacaktır.
Nitekim değişen dengelerde Çin'in her geçen gün artan küresel etkisini göz önüne aldığımızda, aslında yaşanan rekabet Tayvan üzerinden gerçekleşiyor gibi gözükse de dünyanın geneline yayılma potansiyeline sahip bir kaosun kıvılcımı olma niteliğini taşıyor.
4. AFRİKA BÖLGESİ
Son yüzyılda en çok rekabetin yaşandığı bölgelerin başında geliyor. Kıta bir türlü huzura kavuşamadı. Kıta üzerindeki hemen hemen tüm ülkelerde darbeler, ayaklanmalar, kaoslar ve iç savaşlar eksik olmadı.
Milyonlarca insanın yaşadığı bu coğrafyada insanların bildikleri en iyi şey gözyaşı ve kan oldu.
Kıtanın özellikle yer altı kaynakları bakımından zengin olması, altın gibi değerli madenleri bağrında barındırması da küresel güçlerin Afrika'da nasıl bir mücadele içerisinde olduklarını anlamamızı mümkün kılıyor.
KAOSUN YENİ CEPHELERİ: GRÖNLAND, KUZEY AVRUPA VE DOĞU AKDENİZ
Bütün bunların yanında Grönland meselesi ve Kuzey Avrupa'da bulunan petrol ve doğal gaz kaynakları üzerinde yapılmak istenen paylaşım mücadelesi de kaosun daha nereye kadar gidebileceğini tahmin etme konusunda bize yol gösteriyor.
Yine bunun yanında, ülkemizin kıta sahanlığı ve deniz yetki alanları bakımından önemli bir mesele olan DOĞU AKDENİZ konusunu da unutmamak gerekiyor.
Doğu Akdeniz Havzası'ndaki yer altı kaynaklarının piyasa değerinin tam olarak ölçülememesi, bölgenin dünya açısından ne kadar değerli olduğunu gözler önüne seriyor.
PEKİ, BU KAOSUN ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN NE YAPMALI?
Burada TÜRKİYE olarak izlediğimiz diplomasiyle kaosun daha da büyümesini engelleyecek adımların atılabileceğini düşünüyorum.
Ülkemizin kaosların sona ermesi adına izlediği politika sayesinde daha fazla kanın ve gözyaşının akmasının önüne geçilebilir. Adil bir dünyanın tesisi için tüm dünyanın ülkemizin izlediği politikayı benimsemesi gerekiyor.
SON SÖZ
KAOS DÜNYANIN KAPISINDAN İÇERİ GİRDİ. ÇIKMA ŞANSIMIZ DA VAR, ÇIKMAMA DURUMUMUZ DA...
Bakalım neler olacak? Hep birlikte yaşayıp göreceğiz.