Dünyamızda beklenen o büyük savaş için artık geri sayımın başladığını görüyorum. Tam da bu yüzden yazımın başlığını bir saat metaforuyla taçlandırmak istedim: Üçe Çeyrek Var!
Peki, gerçekten küresel bir savaşın öncesinde miyiz? Yoksa yaşanan tüm bu gelişmeler basit birer komplo teorisinden mi ibaret?
Bugün, psikolojik harp tekniklerinin uygulandığı o bildiğimiz "Soğuk Savaş" döneminin çok ötesinde bir süreçten geçiyoruz. Vekil güçlerin sahaya sürüldüğü, rakipleri devirmek için sadece iç karışıklıkların, darbelerin ve ekonomik krizlerin kullanıldığı o eski defterleri artık kapatıyoruz. Geldiğimiz noktada, ne yazık ki vekil güçlerin yerini asil güçlerin, yani devletlerin bizzat kendisinin almaya başladığına şahitlik ediyoruz.
Zamanın tükendiğine dair son dönemde öylesine somut belirtiler ortaya çıktı ki, artık herkes birbirine aynı soruyu soruyor: Ne oluyor, zaman nereye evriliyor?
Bakınız, bugün küresel ölçekte devletler, Gayri Safi Yurt İçi Hasılalarının (GSYİH) %2’sini ve daha fazlasını savunma bütçelerine ayırmaya başladı. Tüm ülkeler bütün güçleriyle silah sanayisine yatırım yapıyor. Bunun yanında, mevcut gerilimin tuzu biberi sayılabilecek iki büyük kırılma noktası vuku buldu: Gazze’ye yönelik soykırım ve Ukrayna-Rusya savaşı.
Katil Siyonist İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği, yüzyılın en büyük soykırımı tüm dünyada büyük bir infiale yol açmıştır. Masumların üzerine ölüm yağdıran katil ve işgalci Siyonist rejim durmak bilmemektedir. Diğer tarafta ise Ukrayna-Rusya savaşı, Moskova’nın tüm oklarını Avrupa’ya çevirmesine neden olmuştur. Özellikle her söyleminde Ukrayna’yı desteklemekle kalmayıp açıkça silah ve mühimmat veren Almanya ve İngiltere, Rusya tarafından doğrudan "potansiyel düşman" olarak algılanmaya başladı. Son aylarda Avrupa hava sahasına yönelik İHA tacizleri, aslında gelmekte olan fırtınanın en net habercisi durumundadır.
Tüm dünyanın gidişatını kökten sarsan bu eylemlerin ne zaman sona ereceğine dair kimsenin kesin bir fikri bulunmamaktadır. Küresel bir savaşın artık zamanının geldiğini herkes hissediyor ancak ilk kurşunu kimin, ne zaman sıkacağını kimse kestiremiyor. Süreç bu şekilde karşılıklı caydırıcılık stratejileri üzerinden mi devam edecek, yoksa birisi düğmeye basıp tüm dünyayı saracak bir kaosun fitilini mi ateşleyecek? Gerçek manada öngörüde bulunmanın pek de mümkün olmadığı tarihi bir dönemi yaşıyoruz.
Ancak bu sürecin başka bir boyuta evrileceğine dair bazı "işaret fişekleri" atıldığını görüyoruz. Örneğin Almanya, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez savunma bütçesini inanılmaz boyutlarda artırma kararı aldı. Sadece Almanya değil, diğer birçok Avrupa ülkesi askeri harcamalarında rekor seviyelerde artışa gitti.
Avrupalı liderlerin ve askeri yetkililerin son dönemde yaptığı resmi açıklamalar, bu gidişatın yönünü açıkça ortaya koyuyor:
· Almanya'da Sivil Seferberlik: Federal Sivil Koruma ve Afet Yardım Dairesi (BBK), Soğuk Savaş'tan bu yana ilk kez savaş ihtimalinin artık "imkânsız olmadığını" belirterek vatandaşlara evlerinde en az 10 gün yetecek kadar gıda ve su stoku yapmalarını tavsiye etti. Berlin yönetimi; sivil savunma, afet yönetimi ve sığınakların modernizasyonu için 10 milyar euroluk özel bir eylem planı hazırladı.
· Hastaneler Savaş Konumunda: Ülke genelindeki büyük hastaneler, kriz anında ilaç ve tıbbi malzemelerin ne kadar yeteceğini hesaplamaya başladı. Bazı üniversite hastaneleri, yeraltı otoparklarını acil durum sığınaklarına dönüştürme planlarını inceliyor. Alman ordusunun senaryolarına göre, olası bir NATO-Rusya çatışmasında Almanya’ya günde bine kadar yaralı askerin gelmesi öngörülüyor.
· "Başarısızlık Seçenek Değil": Almanya Genelkurmay Başkanı Breuer, halka doğrudan seslenerek, "Sizler olmadan biz askerler başarısızlığa mahkumuz. Ancak başarısızlık bir seçenek değil çünkü bu bildiğimiz anlamdaki toplumumuz için ölümcül bir tehdit demektir" ifadelerini kullandı.
· Polonya Sınırda Teyakkuzda: Rusya sınırında bulunan Polonya Başbakanı Donald Tusk, istihbarat raporlarına dayanarak Rusya'nın Polonya dahil Ukrayna'yı destekleyen Avrupa ülkelerine yönelik hibrit, İHA ve füze saldırıları planladığını açıkça ilan etti. Batı'da Rusya'nın kendilerine yönelik saldırı beklentisi en üst düzeyde.
· İngiltere'den "Savaş" Çağrısı: Birleşik Krallık Genelkurmay Başkanı Hava Orgeneral Sir Richard Knighton, 35 yıllık askeri kariyeri boyunca ülkesinin karşı karşıya kaldığı en tehlikeli güvenlik ortamından geçtiğini açıkladı. Knighton, İngiliz halkına günlük yaşamı kesintiye uğratabilecek kriz anlarına karşı tedbiren konserve yiyecek ve su stoklaması tavsiyesinde bulunurken, "Gerekirse savaşmaya ve kazanmaya hazır olmalıyız" diyerek durumun ciddiyetini ortaya koydu.
· Litvanya'da Kitlesel Tahliye Planı: Rusya'nın burnunun dibindeki Baltık ülkesi Litvanya'nın Başbakanı Mindaugas Sinkevičius, hava sahalarına giren Rus İHA'ları nedeniyle halkın sürekli tehdit hissettiğini belirterek, "Eğer saldırıya uğrarsak geri adım atmayacağız, savaşacağız" dedi. Üstelik Litvanya hükümeti, olası bir işgale karşı başta 600 bin nüfuslu başkent Vilnius olmak üzere halkı Polonya sınırındaki güvenli koridorlara taşıyacak "Ulusal Kitlesel Tahliye Planı" detaylarını resmi olarak paylaştı.
Özetle, özellikle Avrupa cephesinde savaşın artık kapıda olduğu, bizzat devletlerin en üst askeri ve siyasi kademeleri tarafından açık bir şekilde ifade edilmeye başlandı.
Tüm bu küresel gelişmeleri üst üste koyduğumuzda akıllara tek bir soru geliyor: Kum saati dolmak üzere mi? Yani, Üçüncü Dünya Savaşı’na gerçekten ÇEYREK Mİ VAR?
Bakalım, yaşayıp hep birlikte göreceğiz.
Saygı ve hürmetle.