Budin Beylerbeyi Deli Hüseyin Paşa 7 Ekim 1646’da Girit’in önemli şehirlerinden Resmo’yu fethetmiş, esir alınan 10 cariyeyle otuz köleyi İstanbul’a göndermişti. Kaynaklarda Gülnûş Sultan’ın[i], saraya gönderilen bu on cariye arasında olduğu belirtilir. Gülnûş Sultan’a, saraya dördüncü sırada girdiğinden Rabia (dördüncü), Müslüman olması sebebiyle Emetullah, yüzünün güzelliği sebebiyle Gülnûş isimleri verilmişti. Râbia, yüksek kabiliyeti sayesinde sarayda kısa zamanda özel bir statü kazanmış, Hatice Turhan Sultan’ın dikkatini çekmiş, padişaha eş olacak cariyeler sınıfına yükselmişti.

Emetullah Gülnûş, 21 yaşına geldiğinde sultanın hasekisi olmuştu. İlk evlâdı Şehzade Mustafa’nın 5 Haziran 1664’te Edirne Sarayı’nda dünyaya gelmesi, Hem Gülnûş’u, hem de 22 yaşındaki Sultan Mehmed’i fevkalâde sevindirmişti. Gülnûş, Mustafa’nın doğumu ile hem birinci hasekilik makamına yükselmiş, hem Valide Turhan Sultan’ın gözünde kıymet kazanmıştı.

Sultan IV. Mehmed av meraklısıydı, avlandığı bölge Balkanlardı. Saltanat yıllarının çoğunu eşiyle birlikte Edirne’de geçiriyordu. Gülnûş Sultan’ın dikkat çekici özelliği, sağlam mevkiine rağmen siyasete hep uzak durmasıydı. Kayınvalidesi Turhan Sultan, geçirdiği çok acı tecrübeler sonucu, kadınların siyasete karışmamaları gerektiği terbiyesini Harem-i Hümayun kadınlarının zihinlerine iyice yerleştirmişti!

***

Viyana bozgunu imparatorluğun üzerine kâbus gibi çökmüştü. Sadaret Kaymakamı Fazıl Mustafa Paşa, askerin fitne çıkarma tehlikesi üzerine ulemayı toplamış, hal’ fetvası istemiş, sonunda padişah tahttan indirilmişti. Gülnûş Sultan’ın bu mesut günleri, kocasının tahtan indirilmesiyle sona ermiş, IV. Mehmed hapse, o da maiyetiyle birlikte Eski Saray’a gönderilmişti. 46 yaşına giren Valide Sultanın hasekiliği 25 yıl sürmüştü.

Sultan IV. Mehmed’in, sevgili zevcesine yazdığı şiirlerden biri de şöyle başlar:

“Söyleyin Gülnûş’a kâreler bağlasın

Ah ettikçe ciğerimi dağlasın.”

Sultan IV. Mehmed’in yerine geçen II. Süleyman’ın saltanatı dört, kardeşi II. Ahmed’inki üç yıl yedi ay sürmüş, her ikisi de istiskadan vefat etmişler, Gülnûş Sultan’ın talihi dönmüştü. Devletin başına, oğlu Mustafa geçmiş, bu defa daha itibarlı bir mevkie, “Valide Sultan” makamına çıkmıştı. Eski Saray’da mütevazı bir hayat süren Gülnûş Sultan yeniden nüfuz kazanmıştı. Ancak Sultan II. Mustafa da,1703 Temmuz’unda tahttan indirilmiş, yerini kardeşine bırakmıştı. Ancak Sultan III. Ahmet’in saltanata geçmesiyle Gülnûş Sultan’ın valide sultanlığı devam edecekti.

***

Sultan III. Ahmed, Üsküdar’da annesi adına geniş bir külliye yaptırmıştı. Külliyede caminin yanı sıra cami, hünkâr mahfili, sebil, çeşme, türbe, muvakkithane, imaret, sıbyan mektebi, medrese, şadınvan ve bedesten de bulunuyordu. Bu muhteşem külliye 5 Mart 1711 günü bitirilmiş, bu vesile ile Üsküdar’a gelen Gülnûş Sultan, Bostancıbaşı Mustafa Ağa’nın evinde misafir olmuş, camii görmek isteyen Valide Sultan için dükkânların önüne perdeler çekilmişti.

***

1715 Ekim’inde Mora seferine çıkacak orduyu uğurlamak gayesiyle oğlu Sultan III Ahmet’le birlikte Edirne’ye gelen Gülnûş Valide Sultan, ordunun şehirden ayrılmasının ardından hastalanmış, gösterilen bütün ihtimama rağmen hastalığı şiddetlenmişti. Ordunun seferden dönmesinin ertesi günü oğlunu son defa görüp vedalaşan 73 yaşındaki Valide Sultan, 6 Kasım 1715 günü her fâni gibi hayata gözlerini kapamıştı. Cenaze namazı, oğlu Sultan III. Ahmed’in de iştirakiyle Edirne’de kılınmıştı.

Gülnûş Sultan’ın vasiyetlerinden biri de Üsküdar’da yaptırılan ve adını taşıyan caminin avlusundaki açık türbeye defnedilmesiydi. Namazın ardından Edirne’den yola çıkarılan naaş, üçüncü günün sonunda Üsküdar’a ulaştırılmış, 8 Kasım’da kılınan ikinci cenaze namazının ardından adına yaptırılan sekiz köşeli ve mermer sütunlu türbesine defnedilmişti.

***

Gülnûş Valide Sultan, hem hasekiliği, hem valide sultanlığı döneminde devlet nizamına hiç karışmamış, acı olaylara sebep olacak hiçbir icraatın içinde olmamış, kendisini hiçbir zaman padişahın veya sadrazamın yerine koymamıştı. 20 yıl süren valide sultanlık döneminde, padişah validesine yakışır biçimde davranmış, kendisinden sonrakilere örnek olmuştu. Nurlar içinde yatsın!


[i] Gülnûş Sultan’ın vefatının 311. yıldönümü münasebetiyle.