0
Çok sevdiğim imanlı, çalışkan ve vatansever Enes Önder Cengiz kardeşimle bayramın birinci günü sohbet ediyoruz… Bol seyahat eden ve insanlarında nabzını tutabilen bir esnaf olduğu için, 7 Haziran seçimlerinde pek sevindirici netice alınamayacağını söylemişti… Şimdi gayet umutlu ve gittiği yerlerde pişman olan insanlarla sıkça karşılaştığını söyledi çok memnun bir ifade ile… Diyarbakır seyahatinde, camilerin tıklım tıklım oluşunu, İslam'a olan bağlılıklarını ve terörden bıkkınlığı, barış ve huzura, kalkınmaya olan iştahlarını gözlerinin içi gülerek anlattı çaylarımızı yudumlarken… Umut verici bu sohbet neticesinde, 7 Haziran'da benimde kaygılı olduğum seçimin şimdi Kasım'da sevindirici netice vereceğine olan kanaatim iyice arttı, kardeşime de izlenimleri için teşekkür ediyorum.
Evet, 7 Haziran ikaz edici ve ders alınması gereken bir tablo ortaya koydu... İnşallah ders ve gereken önlemler alınmıştır… Ak Partinin başarısı tüm dünyayı ilgilendirecek bir durum ortaya koyacaktır… Millet olarak çok çektik, çok uzun ve engebeli yollardan kan revan içinde geçtik; al bayraklı tabutlar toprağa, al acılar yüreklere verildi… İnşallah şimdi mükafat zamanı… Biraz daha diş sıkıp, gayret edersek, sadece biz gülmeyeceğiz, mazlumların bayramına vesile olacağız…
Kardeş olamazsak gözlerimizi oyarlar!Seçimden, geçimden, hayattan güzel neticeler almak için, gerekli olan ilk şey önce uhuvvet... Ehli küfür bile tahripte başarıya, birbirlerine sahip çıktıkları için, kötülükte kardeş oldukları için ulaşıyorlar… Onlar Şeytanın askerleri olarak, şeytanı dinleyip kötülükte birleşiyorlar; biz ise Allah'ı dinleyip kardeş olamaz isek evet gözlerimizi oyarlar… Allah'ı dinleyip uhuvveti sağlarsak, kardeşliğimizin neticesi zındıkanın kaybetmesi olacaktır…
Şuursuz hayvan, şuursuz bir bulut, şuursuz bir tohum ve şuursuz bir ağaç yüce Yaradan'ı dinleyip, itaat ederek, vazifesini yerine getiriyor, netice alıyor, bizler akıl sahibi, şuur sahibi olarak dinlemez, küfür karşısında kardeş olamaz isek gözlerimizi oyarlar… Bu ise zaten bize bir İlah'i tokat olur… Kardeş olmanın, imanla yola çıkmanın önünde zaten bir engel kalmaz ki. İstanbul, uhuvvete sahip çıkılmakla, bir olmakla fethedildi. Biz uhuvvet silahı ile kıtaları dize getirdik… Uhuvvet gitti dize gelen biz olduk… Uhuvvet denenmiş, netice alınmış manevi bir atom bombasıdır. Ayrılıklar çok pespaye bir silah; önce sahibini yok ediyor. İnsan hiç yok olmak için yola çıkar mı?
Kardeş olan yenilmez, velev ki öyle görünse bile aslında kazanandır... Kardeş olan aç kalmaz, tuzaklara düşmez, yersiz yurtsuz kalmaz… Zaten çeşitli alçaklar, hedefleri için bir yerde toplanmışlar… Bırakalım kusurları, eksikleri; sımsıkı sarılmanın toparlanmanın zamanıdır... Bizim eksiklerimiz bize yeter; başkalarında kusur aramaya gerek yok... Kardeş olursak oyulan bizim gözümüz değil alçakların olacaktır…
Hayırlı bayramlar dileğimle, yine son sözü, uhuvvet meselesini harika bir şuur ile ele almış sevgili Psikoloğum Bediüzzaman'a bırakalım:
"Evet mü'min olan kimse, iman ve tevhid iktizasıyla, kainata bir mehd-i uhuvvet (Uhuvvet beşiği)nazarıyla baktığı gibi; bütün mahlukatı, bilhassa insanları, bilhassa İslamları birbiriyle bağlayan ip de, ancak uhuvvettir. Çünki iman bütün mü'minleri bir babanın cenah-ı şefkati (şefkat kanadı)altında yaşayan kardeşler gibi kardeş addediyor."