Sırtlan taktiği…
Avını yaralayıp, kan kaybından güçsüzleştirerek yemek…
Siyonist-Emperyalizmin en güçlü silahı yalan ve iftira…
İran üzerinde uygulanan planı Türkiye’ye de uygulamak için fırsat kolluyorlar.
Gezi ve 15 Temmuz kalkışmalarının aynısı bölgede tatbik edilmiştir.
Önce itibarsızlaştırma ve sonra demokrasi ve adalet mücadelesi adı altında kitleleri sokağa dökme ameliyesi maalesef ki her seferinde yüzde yüze yakın hedefine ulaşmıştır. Çünkü buna teşne binlerce itibar ve iktidar dilencileri bulmakta hiç zorlanmamışlardır.
Uzun bir zaman yaymak ve bir sırtlan gibi zayıf anını kollamak düşüyor geriye.
Nasıl ki Gezi kalkışmasında mücrimlerin mesajını aldıklarını söyleyen ağlak Bürütüsler var idi ise Venezuela’da da ABD’nin mesajını alıp Maduro’nun kaçırılmasına göz yuman Yardımcılar bulmakta zorlanmıyorlar. Venezuela’yı altın tepside Emperyalizme sunan Yardımcı, halkın gazını almak için bağımsızlıktan söz ediyor. Tıpkı Kuva-yı Milliyeci olmakla övünüp İngilizlerin kendilerini terk ettiğinden yakınan Tasmalılar gibi…
Maduro’nun kaçırılmasında elektriklerin kesilmesi de Türkiye’de 2007’de Cumhurbaşkanı seçimlerini hatırlatıyor. Anası, hanımı, başörtülü, babası sakallı olduğu için Abdullah GÜL’ün Cumhurbaşkanı seçilemeyeceğini ileri sürenler, seçilse bile Çankaya yolunda ilerlerken elektriklerin kesileceğinden bahsediyorlardı.
Gezi olaylarında da BM ya da NATO’nun müdahale etmesini bekliyorlardı.
Hâlâ kulakları ve gözleri Zinde Güçler’de…
“İran’dan sonra sıra Türkiye’de” diyorlar.
Bölge lime lime edilerek Siyonizm’e kalkan oluşturulmak isteniyor.
Suriye, bu planın kritik noktasıdır. Bunun içindir ki Türkiye’nin Suriye ile kardeşlik ilişkisinden fevkalade rahatsızlar. Bundan Türkiye’nin operasyonlarına engel olamaya çalışmaktalar, imza kampanyalarını bunun için başlattılar. Gazze’de yüz bine yakın insanın katledilmesini yalılarda, özel jetlerde kadeh (kıç) tokuşturarak izlemekteler.
Rüşvet ve uyuşturucu bağımlılığının verdiği tasmalı özgürlüğün, “düzeyli birlikteliğini deneyimlemenin” tadını çıkarıyorlar. Fuhuş uzlaşısının sınırsız arsızlığını çağdaş yaşam tarzı olarak sunuyorlar.
Fuhuş ve rüşvetle mücadeleyi de siyasi alana çekip müntesip sırtlanları sokağa çekmek için açık ve gizli girişimlerden geri durmuyorlar.
Tekrar dikkat çekmekte yarar var…
Spor Kulüpleri ve taraftarları üzerinden bir plan yapıldığına dair kuvvetli şüpheler mevcut.
Mesela; bir spor yöneticisi İmam Hatip okulları üzerinden bir eleştiri yaptığı için ifadeye çağrılmış, dolayısıyla adalet intikam almak için kullanılıyormuş. Yani, eleştiri yok, demokrasi yok, adalet yokmuş.
Dikta algısının altlığı oluşturuluyor.
Wikipedi denilen yayın organındaki şu ifadeler dikkat çekicidir.
Recep Tayyip ERDOĞAN yazıp adı geçen siteye girildiğinde:
“Erdoğan'ın üçüncü döneminde Ekrem İmamoğlu da dâhil olmak üzere çok sayıda CHP'li belediye başkanı tutuklandı. Yaşanan gelişmeler, 2025 Türkiye protestolarının ortaya çıkmasında etkili oldu.” ifadesi çıkıyor.
“Türkiye protestoları” algı aparatı değil de nedir) İddialardan ise hiç bahsedilmiyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’a yönelik suikastlardan bahsedilirken nedense 15 Temmuz gecesinden, Marmaris’ten bahsedilmiyor.
Herhalde 15 Temmuz’u “AK Parti-Fethullahçı çatışması” olarak görmekten kaynaklanıyor. (15 Temmuz yazıp siteye girildiğinde “Sebep” başlığı altında bu ifade geçiyor.)
Hiçbiri alakasız değil.
Sırtlan, avını alakasızmış gibi takip eder…
Şimdi kulaklarını ve gözlerini İran’a dikiyorlar. Kendilerini terk edilmiş hissetmemek için protestoların daha fazlasının Türkiye’de de yapılması için tepinmeye başlamak üzereler…
Ama “çağdaş” ve “düzeyli birlikteliklerin” “Bizim Çocuklar”ı kaybetmeye mahkumlar.
***
“Türkiye, Zeytin Dalı Harekatı'yla kendisinin, bölgesinin ve İslam dünyasının makus talihini tersine döndüren bir süreci başlatmıştır. Hiç durmaksızın Afrin'den sonra doğuya yönelmeli İran sınırına, Kandil'e kadar bütün bölgeyi terörden temizleyip milyonlarca muhacirin evlerine dönmeleri sağlamalıdır.(…) Kudüs'ün kapısı Afrin'dir. (. (12.3.2018 tarihli Kudüs kapısı Afrin başlıklı yazımı öneririm.)