Şehirlerin kimliği, rengi, sesi, yüzü vardır. Her şehrin tarihi, o şehirde yaşayanların tarihidir. Her mekandan şehir, her topluluktan da kültür var etmesini bekleyemezsiniz. Şehirlerdeki kültür hareketlerini bazı merkezler belirler. Şehirlerde valilik, belediye, üniversite ve sivil toplum örgütleri aracılığı ile kültürel faaliyetler yürütülüyor. Bir şehirde en etkili kurum da şüphesiz belediyelerdir.

Kültür belediyeciliği kavramı son zamanlarda dikkatimizi çekiyor. Belediye başkanının ufku, vizyonu, ideolojisi, partisi bir şehirdeki tüm sosyal ve kültürel faaliyetlerin muhteviyatını ortaya koyuyor. Şehirlerin kaderini yöneticileri belirliyor. Bir şehir, yöneticisi kadardır. Bürokratik ve siyasî iradelerin iş birliği varsa bir şehir için katma değer ortaya çıkıyor. Yöneticilerin ters düştüğü durumlarda ise şehir kaybediyor. İş ve güç birliği yaptığınız zaman kaybınız en aza iniyor. Belediyeler, en çok valiliklerle iş birliği yapıyor, yapmalı da. Belediye hizmetleri sıralanırken akla gelen hizmetler yol, su, altyapı oluyor. Çoğu kez zihinsel ve düşünsel altyapı ihmal edilir. Son yıllarda belediyeler kültürel çalışmalara hız verdi, kültür merkezleri kuruyor, şehrin nabzını bu merkezler aracılığı ile ölçüyor. Şehirler kendilerine tarihî bir zemin oluşturmak istiyor. Bu konuda şehirlerin marka arayışları da var. Bazı meşhur isimlerin memleketi meselesi vardır. Nasrettin Hoca, Yunus Emre gibi değerlerimizin memleketini belirlemek zordur. Köroğlu da böyledir. Tarihî şahsiyetler, ozanlar, veliler gibi millî ve manevî yönden toplumu etkileyen isimlerin sahiplenilmesi güzeldir. Bu aidiyet duygusu bir şehre kimlik kazandırır. Tarihî dokular, binalar, sokaklar, çeşmeler, camiler korunmalı ki şehrin kimliği korunsun. Diğer taraftan sözlü kültürü de korumak ve yaşatmak gerekir.

Maddî ve soyut kültür mirasının korunmasında da valilik ve belediyelere çok iş düşüyor. Belediyelerin şehir müzeleri kurarak, şehrin hafızasını koruması ve canlı tutması mümkündür. Kültür belediyeciliği kavramının somut halini görmek istiyorsak icraata bakmak lazım. Şehir müzeleri kurmak en önemli ve etkili icraattır. Mesela, Tokat'ta kurulan şehir müzesi takdire değer bir kültür hizmetidir. Belediye Başkanı Av. Eyüp Eroğlu, ''Tokat, bin yıla yaklaşan Türk- İslam hakimiyetiyle yoğrulmuş 6 bin yıllık geçmişi olan bir şehir. Anadolu'ya 1071'de girmişiz ve 2 yıl sonra 1073'te Tokat fethedilmiş. Fetheden Komutan Melik Ahmet Gazi, Anadolu'nun ilk camisi olan Garipler Camisi'ni inşa ettirmiştir. Biz de diyoruz ki hem geçmişin ihyası hem de geleceğin inşasını bu şehirde yaptık ve yapalım istiyoruz" diyor açıklamasında.

Şehir müzeleri, kültür merkezleri yapımı, konakların, eski çarşı, mahalle ve sokakların korunması gibi çalışmalar kültür belediyeciliğinin çalışma sahasıdır. Ayrıca yeni imar alanları açarken, kentsel dönüşüm kararları verirken de geleneği, geçmişi, kültürel dokuyu nasıl koruruz diye düşünmek gerekir. Ne yazık ki kentsel dönüşüm kararlarında mahalleler yok oluyor, o mahalle ile birlikte geçmiş de yok oluyor. Nice hatırayı da yıkıyoruz, enkaza dönüyor geçmiş. Yıkılan, yakılan, kül ve toz olan, yok olan konaklardan vaveyla yükseliyor. Kültür belediyeciliği iddiası olan başkanların buna dikkat etmesi tarihî bir sorumluktur.

Kültür belediyeciliği diyorduk, örnek olarak Tokat'taki şehir müzesinden bahsetmiştik. Tokat'ta şu günlerde 3.Kitap Günleri devam ediyor. Bu kapsamda ile birçok yazar, şair, sanat adamı geliyor. Tokat Valisi Dr. Ozan Balcı ve Belediye Başkanı Av. Eyüp Eroğlu'na teşekkür ediyoruz. Kültür belediyeciliği böyle bir şey. Şehirde şu günlerde yazarlar geziyor. Yürüyen kitaplar var. Selam olsun.