O, 63 yıl hükümdarlık yapan bir Melik kızıydı. O, Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan’ın torunuydu. Ve bir Melik hatunuydu. O, Anadolu Müslüman Türk hanımlarının medar-ı iftiharıydı.

MELİKE’nin babası Melik Behram Şah, annesi Sultan kızı İsmeti Hatun, teyzesi Gevher Nesibe, beyi Melik Ahmed Şah, oğlu da Melik Müeyyed Salih idi. Merhametli, hayırsever, dirayetli ve hareketli bir hatundu. Sultanül-Ulema Bahaeddin Veled’in sohbet ve nasihatlerinden feyz almıştı.

Sultan Alparslan’ın cihad arkadaşı olan Mengücek Gazi, Malazgirt zaferinden sonra Erzincan, Kemah ve Divriği yöresinde yerleşti. Ölünce yerine Emir İshak geçti. O, 24 sene beylik yaptıktan sonra, Erzincan’da Alaeddin Davud Şah; Divriği’de ise Süleyman Şah Mengüceklilerin iki kolunu devam ettirdiler.

Erzincan Mengücekli Meliki Fahreddin Behram Şah, 1162’de babası Alaeddin Davud Şah’ın yerine geçerek 63 yıl beylik yaptı. Melikliği sırasında beş Selçuklu Sultanı gördü. Sırasıyla; II. Kılıçarslan, I. Gıyaseddin Keyhüsrev, II. Rükneddin Süleymanşah, İzzeddin Keykavus, Alaeddin Keykubad ile görüştü ve onlara bağlılığını bildirdi. Fakat kendi bağımsızlığını korumasını bildi.

Behram Şah devrinde Erzincan, müreffeh, zengin, mamur bir şehir oldu. Şehre sultanlar ve beylerin yanısıra, ilim adamları, hekimler, edipler ve şairler sık sık uğrardı. Abdüllatif El-Bağdadi ve şair Genceli Nizami bunlardan sadece ikisiydi. Fakat asıl şeref misafiri Mevlana’nın babası Sultanül-Ulema Bahaeddin Veled olmuştu. Dört sene Erzincan’da kalmış, etrafına ilim, irfan, feyz ve nur saçmıştı.

Bahram Şah 1175 yılında Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan’ın kızı İsmeti Hatun ile evlendi. Üç kızı ve üç oğlu oldu. Kızlarından biri Cihanşah ile diğer kızı Sultan İzzeddin Keykavus ile nikahlandı. Üçüncü kızı Melike Turan Melek ise, 1223’te Divriği Meliki II. Süleyman Şah’ın oğlu Ahmed Şah ile evlendi.

Ahmed Şah 1226’da melik olunca, Divriği’de bir Ulucami inşa etmek istedi. Hanımı Melike Turan Melek de bir Darüşşifa yaptırmayı düşünüyordu. İkisi bu halis niyetlerini tek bir binada birleştirdi.

Melike’nin böyle muhteşem bir eserin banisi olması ve bir ”Darüşşifa” yaptırmasının sebepleri ne olabilir? Onun çocukluğu ve gençliği Erzincan’da geçmiş, babasının âlim misafirleriyle tanışmıştı. Abdüllatif El-Bağdadi sarayda 12 yıl kaldığında Melike’nin müzmin öksürüğü için bazı reçeteler yazmıştı. Ona sağlığın değerinden ve hastaların şifa bulmasına vesile olmanın faziletinden bahsetmişti.

Melike’nin teyzesi, Sultan II: Kılıçarslan’ın kızı Gevher Nesibe Hatun’un hem acıklı hem ibretli bir hikayesi vardı. O, bir gönül macerası yüzünden vereme yakalanmış, ölüm döşeğindeki son arzusu bir şifahane yaptırmak olmuştu. İşte Kayseri’deki Gevher Nesibe Darüşşifası böyle yapılmıştı.

Melike, Divriği’ye geldikten sonra öksürük illeti yeniden nüksetmiş ve hekimlerin ilaçları fayda vermemiş. Bir gece rüyasında kendini yemyeşil kırlarda rengarenk çiçeklerin arasında bulmuş. Fakat yine öksürük nöbeti başlamış. İleride, havanda tokmağıyla bitkileri döven ak sakallı bir ihtiyar görmüş. Yanına varınca ihtiyar: “Evladım, Divriği’de filan yerde beni bul!” demiş.

Sabah rüyasını Ahmed Şah’a anlatan Melike, ihtiyarı bulmak için yanına iki hizmetçi alarak tarif edilen yere gitmiş. İhtiyarı orada yine otlarla tiryak hazırlarken bulmuş. Melike’ye “Evladım şu çömlekteki macundan sabah akşam birer kaşık al. Biiznillah şifa bulursun.” demiş.

Melike “Efendim, bunun bir karşılığı olmalı” diyerek kesesini çıkarmış.

İhtiyar “Hayır, bir karşılık alamam. Sadece dua et ve buradaki hastaların tedavi olacağı bir şifahane yaptır.” demiş.

Daha sonra bütün aramalara rağmen ihtiyarı bulamamışlar. Melike’ye, bu macun vesilesiyle Allah şifa vermiş. O da, ihtiyarın nasihatını dinleyerek bu Darüşşifa’yı yaptırmış. Allah niyetini ve hayrını kabul eylesin.