Çağdaş yaşamın öncüsü, başkomutan, ulu önder, eşsiz devlet adamı Gazi İlham Aliyev Hazretleri…

Azerbaycan ufkunda güneş gibi doğan ve çağdaşlık bayrağını göklerde dalgalandıran “Yüce Kurtarıcı…”

Siyonizm’in sadık bendesi…

Aliyev mezhebinin müfessiri…

*

Peder-i Muhterem’inden aldığı ilhamla yoluna devam ediyor.

Peder-i Muhterem’i dar-ı bekaya irtihal ettiğinde “bütün dünya kan ağlamıştı” da insanlığı teselli edecek bir bahane bulunamamıştı.

Azerbaycan’da “irtica ile mücadeleyi” adı yolsuzluğa, rüşvete, kumara, zimmete karışmamış, sütten çıkmış ak kaşık mahdumu İlham’a tevdi eyleyip arkasında gözü yaşlı bir halk bırakan peder-i muhteremi, Hıyaban’da ebedî istirahatgâhında uyurken vazifeye atılmak için içinde bulunduğu vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyen İlham, dostları ağlatmak, düşmanları güldürmek için gece yatmamakta, gündüz oturmamakta…

*

7 Şubat 2024 tarihinde yapılan seçimde oyların yüzde 92’sini aldı.

Ama ne var ki ülkede kadir kıymet bilmeyen yüzde de 8 bir kitlenin de olduğu anlaşıldı, böylece.

“Vay şerefsizler vay” manşeti atılmaması seçimlerin ne kadar güvenilir olduğunun da ispatı değil midir?

Ezici çoğunlukla geldi.

Ne yapsın, ezmesin de beslesin mi?

“Hainler” ya hapse ya da akıl hastanesine tıkıldılar.

Vay nankörler vay!..

*

Elbette okullar, kurumlar, sokaklar başörtüsü takarak “devlete meydan okuma yeri değildir.”

Azerbaycan’ın kazanımları heba edilemez. Azerbaycan sokakta bulunmadı.

Bir an bile gafil olunmamalı zira “iritica” uyumaz.

Gafletin nelere mal olduğunu Suriye’de görüldü.

Suriye’de Beşar Esad da böyle demokratik seçimlerle ülkeyi yönetiyordu. Ama orada da halk “Ulu Önderin kıymetini bilmedi. “Sedneya Mahkum Sarayı” “şeriatçı” “cihadistlerce” acımasızca yok edildi. Halkın umutları kırıldı. Suriye’nin çağdaş yaşamı yok edildi.

*

Türkiye’de 1982 anayasasının yapıcısı Kenan Evren de yüzde 92 "Evet"oyu alarak Türkiye Cumhuriyeti'nin 7. Cumhurbaşkanı seçilmişti de ülke rahat bir nefes almıştı. Hayır oyu verenler hakkında da gerekli “hukuki işlemler” de yapılmış idi.

1982 yılından 36 yıl önce Demokratik Atama Yöntemiyle (Müntehib-i Sâni) sandıksız seçim sistemiyle kurulan meclislerden sonra, 21 Temmuz 1946’de açık oy, gizli sayım esasına göre yapılan seçimlerde, sandıklar açılmadan iktidar partisi oyların yüzde 85’ini alarak güven tazelemişti.

Azerbaycan gibi…

*

1954 yılında Başbakan Adnan MENDERES 1946 seçimleriyle ilgili TBMM kürsüsünde

Başbakan Adnan MENDERES 46 seçimlerini anlatıyor:

“O seçimlerde kimseyi hâkimin yanına uğratmadın a Paşam! Kimseye hâkime gitmek imkânını vermedin! 1946 Seçimleri, böylece, misli görülmemiş bir şek̆âvet tertîbi içinde yapıldı!”

“Meselenin başka bir safhası daha vardır: 1946 seçimlerine takaddüm eden zamanlarda idi. Seçim Kanunu üzerinde konuşuluyordu. Bu Mecliste o zaman muhalefet olarak üç kişi idik. Kürsüye geldik ve dedik ki: Siz seçimler hakkında Adliyeye dâva etmek imkânını vermiyorsunuz, kanuna seçimlerin gizli reyle yapılacağını, tasnifin açık olacağını teyit edecek hükümler koymuyorsunuz, böyle seçim olmaz. Bu kürsüye o zamanın, kulakları çınlasın, zannediyorum Dahiliye Vekili Hilmi Uran geldi ve alaylı bir lisanla ‘Her arzu ettikleri yerlerde kapalı kabine nasıl yaptırmalı? Adalete, mahkemeye müracaat ettirmek ise usulden değildir. Bizim anladığımız seçim böyle olur’ diye cevap verdi.”

Azerbaycan seçimlerinin de bundan farklı olmadığına dair ciddi iddialar var. Cumhurbaşkanının eşi Cumhurbaşkanı yardımcısı… Ne güzel demokrasi(!)

*

Libya, Karadağ ve Suriye’deki gelişmeler, Terörsüz Türkiye/Bölge sürecini başlatınca Azerbaycan’da başörtüsü zulmünü hortlatarak yeni istikrarsızlaştırma projesini devreye aldı Siyonizm.

*

Ermeni işgalindeki Karabağ’da çocuklar okula başörtülü gidilebiliyorlar mıydı?

Azerbaycan Cumhuriyeti ile Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin farkı nedir?

*

“Çırpınırdı Karadeniz bakıp Türk’ün bayrağına…”